Bugün - 12 Kasım 2019 Salı
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 22°°C
Haber Detayları

Osmanlı'da Zâkirbaşılığın koşulları...

Osmanlı'da Zâkirbaşılığın koşulları...

DİN ve MÜZİK Haberi - 14 Şubat 2015 Cumartesi - 18:30
Osmanlı'da Zâkirbaşılığın koşulları...
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Notayı yüzyıllardır  konuşturamayanlar (bkz: http://www.musikidergisi.com/yazar-9-notayi_konusturamiyanlar....html) bugün "Kambur Hafız"ın yitip gitmiş -o zaman az görülen- 3000 ilahisiyle geçmişe göndermeler yapmaktadırlar. Ya hal-i pür melallerinin sebebleri?..  

Zakirbaşı, kıyam reisi bestekar Salâhî Dede'yi Anma Toplantısı afiş ve duyurusundan:

"Osmanlıda Zakirbaşı olabilmek için binlerce ilahiyi güfte ve besteleriyle hafızada bulundurmak şarttı.

Ayrıca zikrin özelliğini bilmek, güzel bir sese ve idare kabiliyetine sahip olmak lazımdı. Zikrin seyrine göre usul ve makamı iyi seçmek gerekirdi.

Zakirbaşı ilahi güftelerini ayrıca içinde bulunulan hicri aya göre seçmek zorunda idi. Mesela Muharrem ve Safer aylarında okunan ilahilerden bir kısmı Hz. Hüseyin`in şehadetini konu alan mersiyelerden seçilirdi. Her ayın özelliğini gösteren ilahiler mevcuttu.

“Kelime-i Tevhid“, “İsmi Celal“, “Devran“ zikirlerinde muhteva olarak münasip düşen ilahiler okunurdu.

Zaten bestekarlar da güfteleri seçerken hangi zikre daha uygun olacağını göz önünde bulundurarak bestelerdi.

Zikirleri idare eden zakirler bu besteleri ezberlerinden okurlar nota ve mecmua kullanmazlardı. Zaten birikimini 4-5 bin ilahiyi ezberlemek derecesine vardıramayanlara zakirbaşılık verilmezdi.

 Hatta rivayet olunur ki; III. Ahmed devrinde “Kambur Hafız“ namıyla bilinen bir zakirin 3000 ilahiden fazla bilmediği halde sesinin letafeti sebebiyle, Edirnekapı civarındaki Nurettin Cerrahi tekkesinin zakirbaşılığına tayin olunması hayretle karşılanmış ve “Kambur Hafız 3000 ilahi ile Zakirbaşı oldu. Ne günlere kaldık.“ diyerek hayıflananlar olmuştur. İşte bu Osmanlı zakirbaşısının 3000 ilahi biliyor diye tenkit edilmesi ve hatta küçümsenmesi Tasavvuf Musikimizin repertuarının ne kadar tarihi zenginliğe sahip olduğunu göstermede yeterli bir delildir…"(1)

Bugün yüzlerce yıl geçmişi bulunan ilahilerin repertuarı, tıpkı yüzlerce yıl yıl geçmişi bulunan mehter takımı repertuarı gibi ortalama 100 eser civarındadır.

Yazısızlık yüzünden ilahiler de, mehter müzik eserleri de siyasete kurban edilmiş görünüyor...

Aynı yokoluş yerel ezgilerde, türkülerde de sürüyor.

Notayı yüzyıllardır konuşturamayanlar bugün "Kambur Hafız"ın yitip gitmiş 3000 ilahisiyle geçmişe göndermeler yapmakta, kendilerine, çaresine şöyle bir bakmamaktadırlar...

Müzik hep çalmak, söylemek demek değildir. Müzikolojiye, müzikbilim çalışmalarına dolayısıyla da müzikbilimciye ihtiyaç duyar.

Yukarıdaki örnek "bizim işimiz müziği icra etmek" diyenlerin gelecekte karşılaşmaları muhtemel sonlarının öyküsüdür.

*   *   *

Abdullah Salâhaddîn Demirtaş (Salahi Dede) kimdir?

 Salahi Dede olarak anılan son zakirbaşılardan Abdullah Salâhaddîn Demirtaş 1912 senesinde Kasımpaşa’da doğdu.

 Musiki öğrenimine ablasının babası ile yaptığı meşklerde başladı ve 1919 yılından itibaren altı yıl boyunca babası ile gittiği tekkelerde sürdürdü.

 Şöyle anlatır:

 “7 yaşından itibaren babam beni dergâh dergâh dolaştırdı. Yolda bana hep ilahiler meşk ederdi. Gideceğimiz dergâhta o gece ne okuyacaksa o ilahileri yolda bana öğretirdi. Gittiğimiz bütün dergâhlarda zikri babam idare ederdi.”

 1925’te çıkan Tekke ve Zaviye Kanunu sonucu eğitimini sonraki yıllarda tarikat mensuplarının özel mekanlarındaki ayinlerde devam ettirdi.

 1950’den itibaren Muzaffer Efendi’nin Süleymaniye Camii’nde kıldırdığı Enderun usulü teravihlerde müezzinlik yapmaya başladı. 1956 yılından itibaren de her Perşembe Kasımpaşa’daki Rifaî Dergâhı’na, Salı günleri de Tophane’deki Kâdirî Dergâhı, Çarşamba günleri Ekrem Hakkı Ayverdi’nin evinde olmak üzere bazı özel ev toplantılarında ve zikir meclislerinde bulundu. 1958’de Hz. Pir Nureddin Cerrahî Âsitanesi şeyhi Fahreddin Efendi’ye intisap etti.

 1960 yılında 1978 yılına kadar aralıksız olarak Konya’daki iftihallere âyinhan olarak katıldı.

 1967’den itibaren Muzaffer Ozak Efendi’nin isteği üzerine Türk Tasavvuf Musîkîsi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı’nın binasında pazartesi günleri meşk etti.

 1960’da Arap harfi ile kitap bastıkları için 98 gün Ali Bilici ve Muzaffer Ozak Efendi ile hapis yatması nedeniyle 80 ihtilalinden sonra meşkler Salı günleri Safer Dal Efendi’nin Üsküdar’daki evinde devam etti.

Salâhaddîn Demirtaş’ın hocalarının başında “Ben kıyâm reisliğini de musikiyi de babamdan öğrendim.” diyerek işaret ettiği babası, Hüsameddin Efendi gelir.

Münir Nureddin Selçuk ve Sâdî Hoşses’in de hocası olan Kadirî zakirbaşısı ve şeyhi Kasımpaşalı Şeyh Cemal Efendi, Hüseyin Sebilci, Albay Salâhaddîn Gürer, Cerrâhî zâkirbaşısı Necati Efendi’den ayrıca Cerrahi tarikatından Şeyh Fahreddin Efendi, Rıfaiyye’den Şeyh Muhiddin Efendi, Sadiyye’den Şeyh Raşid Efendi ve Şeyh İzzî Efendi, Kadiriyye’den Şeyh Gavsi Efendi ve Şeyh Nazmi Geylan Efendi, Saadeddin Heper, Hopçuzâde Şakir Çetiner’den istifade etti.

Salâhaddîn Demirtaş, 1970 yılından sonra beste yapmaya başlar ve Safer Dal Efendi’nin kendisine verdiği Salâhî Dede ismiyle anılır. Salâhî Dede, zâkirbaşı ve kıyam reisi, farklı tarikatların zikirlerini bilen ve bunların icrasında yetkin bir kişi olarak bu geleneğin günümüze ulaşması noktasın köprü vazifesi görmüş, büyük rol oynamıştır.

Eserleri hakkında şöyle demiştir:

“Ben hiçbir besteyi, beste yapayım diye yapmadım. Önce zikri yapar onun üstüne besteyi yaparım. Zikre oturmayan ilahi benim için ilahi değil. Esas olan zikirdir, diğeri onun üzerine oturtulmuş, o anda gelen, o ritimle gelen ve O’ndan gelen şeylerdir. Yani benden gelen bir şey yok. Mesela bir meşkten gelmişizdir yolda yapmışımdır. Bir yerde zorlanmışımdır, orada ilahi bulamamışımdır atacak, oraya bir şey yapmışımdır.”

1997’de vefat etmiş, Çengelköy Mezarlığı'na defnedilmiştir.(2)

____________________________________

(1) "Bir Osmanlı Zakirbaşısı Salahi Dede Anma Toplantısı ve Konseri"

Tarih:  11 Aralık 2010 Cumartesi 14:00 - 16:00

Yer:  ALTUNİZADE KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ

(2) http://www.dunyabizim.com/?aType=haberYazdir&ArticleID=7942&tip=haber

 

 



 

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Osmanlıda, Zâkirbaşılığın, koşulları,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer DİN ve MÜZİK Haberleri
Kaside-i Bürde… İlhami Gökçen
Diyanet'ten müzik fetvası…
Muzikoloji ve Din... Recep Uslu

Muzikoloji ve Din... Recep Uslu
Yoga merkezlerine dini sembol ve müzik yasağı...
Müzik enstrumanlarını yine parçaladılar...
Osmanlı'da Zâkirbaşılığın koşulları...
Nihavend makamında ezan tartışması...
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Diğer Başlıklar

Tanburi Sadun Aksüt arşivini İTÜ TMDK'ya bağışladı…
Akademik titr yükseltilerinde “Lisans-YL-Doktora-Doç-Prof“ yükseltisi karmaşası…
Balıkesir’de Türk Müziği Sempozyumu…
Milas Belediyesi “Zeki Duygulu Sempozyumu“...
“İlahi Aşkın Sesi Milletlerarası Beste Yarışması“na son başvuru: 30 Kasım 2019…
“Türk Müziği’nin Yaşatılmasında ve Geliştirilmesinde STK’ların Rolü Ulusal Sempozyumu” başvuruları başladı…
Kütahya 11. HİSARLI AHMET SEMPOZYUMU başvuruları başladı…
Azerbaycan Kadim Musiki Aletleri Topluluğu konseri Bakü'de...
Gülsin Onay Piyano Festivali Gazimağusa’da…
Filateliden müzikolojiye ve bir müzikolog gözüyle pullar… Dr. Gökhan YALÇIN
Günün Sözü
Ne mutlu ki geleneğin şefkatli kolları tutunmaya "hâlâ" izin veriyor…
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,45ms