Bugün - 21 Haziran 2018 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Haber Detayları

Cihat Aşkın: “Üniversiteler konservatuarda sanata önem vermiyor…“

Ali Pektaş'ın Cihat Aşkın ile röportajı günümüz müzik yaşamına değin önemli tesbitler içeriyor. Kesitler aktarıyoruz:

DÖNÜŞÜM Haberi - 29 Ocak 2016 Cuma - 21:34
 

Ali Pektaş'ın Cihat Aşkın ile röportajı günümüz müzik yaşamına değin önemli tesbitler içeriyor. Kesitler aktarıyoruz:
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

 

 

Ali Pektaş: Bir sanatçı olarak hayatınızın en anlamlı kırılma noktası nedir?

Cihat Aşkın: Kendi kurduğunuz ‘ideal' dünya ile gerçekte yaşadığınız ‘reel' dünya arasındaki farkı ne kadar geç keşfettiğim. Bunun aslında olumlu tarafları var. Kirlenmeden yaşıyorsunuz. Ama gerçek dünyayı fark ettikten sonraki yaşam mücadelesi ise sizi tamamen farklı bir kulvara doğru itiyor. Bu kırılma noktalarından biri de babamın vefatıdır.

Babanız hafız bir imamdı. Ama sizi klasik müzik konusunda hep desteklemiş. Bu, ülkemizde çok görülen bir durum değil…

Çünkü insanların yanlış bir ‘din' algısı var. Burada hata maalesef din bilginlerinin. Çünkü sanatın, estetik algının, günah olduğu konusunda bir kanı yerleşmiş. Ama bu bize özgü bir durum değildi. Ortaçağda da kilise aynı baskıyı sanata ve sanatçılara yapmıştı. Halbuki ezanı güzel sesle okumanın makbul olduğunu işaret eden bir Peygamber'in tebliğ ettiği bir dinin âlimleri müziğin yani kâinatın ilahi sesinin günah olduğunu ileri sürerlerse, burada büyük bir yanlış vardır. Zira müzik bir ilimdir ve ilim günah olamaz. Mesele müziğin hangi amaçla icra edildiğidir. Bu, aslında sadece müzik için değil, her mesele içindir. Bir değeri iyi ya da kötü amaçlarla kullanmak insanın elindedir. Bunun muhakemesi ise asıl din âlimlerinin uğraşmaları gereken alandır. Benim babam bu meseleyi iyi kavramış ve kendini sanat alanında da yetiştirmiş kıymetli bir din adamıydı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı'nda ve Londra Kraliyet Müzik Koleji'nde eğitim aldınız. İki ayrı kültürü de deneyimlemek müziğinize neler kattı?

Hem kimlik olarak hem coğrafî olarak iki dünya kültürüne sahibim. Hem Doğuluyum, hem Batılıyım. Bu benim için çok büyük bir avantaj. Kendi kültürümü bilmek, tanımak ve özümsemiş olmak benim için en büyük kazanımdı. Ne yaptımsa bunun üstüne inşa ettim ve sağlam bastım yere. Dünyalı olmak istiyorsanız kendiniz olmalısınız. Hiçbir kültüre, millete veya akıma özenmeden bağımsızca kendiniz olabilmelisiniz. Medeni ve dünya insanı olmanın sırrı budur. Kendiniz olmalısınız ama aynı zamanda her şey olmalısınız. Türk müziğini dünyanın beş kıtasında icra ederek onu dünyada tanıtan müzisyenlerin başında geliyorum ve bundan da gurur duyuyorum.

Sizin durumunuz biraz garip. Çünkü ülkemizde müzik konusunda aşırı derecede bir muhafazakârlık var. Siz hem Türk müziği hem de Batı müziği ile ilgilendiğiniz için dışlandığınız oldu mu?

Ben hep dışlandım. En başta kendi okulumda dışlandım. Öğrenci iken de dışlanmıştım. Büyüyüp adam olduk ve okula müdür bile olduk, o zaman da dışlandım. Ben onların gözünde hep Batıcıydım. Bunun yanı sıra genel müzik camiası içinde de Türk müziğine verdiğim önemden dolayı dışlandım. Ama karakterimden ve gerçeklerimden hiç taviz vermedim. Çünkü doğru yolda yürüdüğümü biliyordum. Bu yolda zaman zaman çok yalnız kaldım ama bildiğim yoldan da asla şaşmadım. Kamplaşmaların, etiketlerin veya tarafların insanı değilim, benim yolum kendi bildiğim doğru yol. Gerçekler üstüne kurulmuş, gerçekçi bakış açısıyla olayları analiz eden, rasyonel olarak çözümleyen ve toplumun faydasına olarak kazandığım tecrübeleri pozitif anlayışla toprağa eken bir anlayışın çocuğuyum. Yani ben üretimden yanayım, çok konuşmaktan ve tüketimden yana değil.

Dünyaca ünlü bir kemancısınız. Ama her fırsatta Türk bestecileri ve Türk müziği bestelerini icra etmek derdindesiniz. Sizi bu konuda dertlendiren nedir?

Doğduğum toprakların kokusuyla yaşıyorum, doğduğum toprakların dilini konuşuyorum. Bundan daha doğal bir ifade tarzım olamaz. Dünyada kendimi bu şekilde temsil ediyorum. İnsanlar Türk müziğini benim gibi icra eden birkaç sanatkârın aktarımı ile tanıyorlar.

Günümüzde yetişen ve klasik müzik eğitimi alan müzisyenler pek Türk bestecilerin eserlerini icra etmiyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Cehalet ve umursamazlık, kendini tanımamak ve yabancılaşmak. Yazık…

Klasik müzik ülkemizde hep ideolojik perspektifte değerlendirildi. Çağdaşlaşmanın bir ölçütü olarak kabul edildi. Siz bu tartışmaya hangi perspektiften bakıyorsunuz?

Klasik müzik, bir dildir. Bu dili genelde bütün dünya konuşur. Bunun yanı sıra değişik müzik tarzlarında da değişik diller mevcuttur. Ancak klasik müziğin ulaştığı kitlenin diğer kitlelerden biraz daha farklı olarak ‘ortak ölçütler çerçevesinde anlaşabilecek insanların' bir araya gelip farklı söylemlerde bulunabilmesidir. Bir yöntemdir. Bir elbisedir. Hisler için farklı bir dil, farklı bir yöntem veya farklı bir elbisedir. Çağdaşlaşmak ile ilgisi yoktur.

Bir dönem konservatuvar müdürlüğü de yaptınız. Sizce ülkemizde konservatuvarlar yeterince işlevini yapıyor mu?

Türkiye'deki eğitim sistemi baştan aşağı yanlıştır. Üniversitelere siyaset girmiş, ayaklar baş olmuş, başlar helâk olmuştur. Konservatuvarların üniversitelere bağlanması yanlıştır. Konservatuvarların ruhu ölmüştür. Bu şekilde sanatkâr yetiştirmek imkânsızdır. Bugün hemen her üniversitenin bünyesinde bir konservatuvar veya müzik fakültesi vardır. Bunlar tamamen vitrin için açılmaktadır. Üniversite rektörleri açılış ya da kapanış törenlerinde müzik istediklerinde konservatuvarlara başvururlar. Bunun dışında konservatuvarların üniversitelerin nezdinde sanatsal açıdan hiçbir kıymeti yoktur. O gözle bakılmazlar. Konservatuvarlar kuruluş anlamıyla sakattır. Bu anlayışla yeni kurulan konservatuvarlardan hiçbir sanatçı yetiştirilemez. Zira amaçları sanatçı yetiştirmek değil, para kazanmaktır. Gelen adayların amacı da sanatçı olmak değil ama para kazanmaktır.

Bu ülkede bazı tabuları da yıktınız. Mesela sahnede türkü icra eden bir klasik müzik sanatçısını ilk kez gördü insanlar...

Hayalin ve düşüncenin sınırı yoktur, onun için güzeldir. Kolaydır. Tabiidir. Söz ise keskin kılıç gibidir. O sizin ağzınızdan çıkmadan sizin hükmünüzdedir. Ama ağızdan çıktıktan sonra sizi bağlar, siz onun kölesi olursunuz. Bazı tabular oluşmuş zamanında. Kalıplar ve kamplar oluşmuş. Bu memleketin her türlü kültür ürününe sahibim, neden türkü çalmayayım? Bu kalıpları kim koydu? Bu putları kim koydu? Kim ne kadar put koyduysa, ben o putların kırıcısıyım.

Halk müziğinden birçok düzenlemeler yaptınız. Halk müziğine ilginiz nereden geliyor?

Halk, kültürel anlamda değişimlerin en çabuk yaşandığı yerdir. Asıl kültür halkın içinde yaşar. Elitlerin eline hapsedilmiş bir kültür, halka ulaşamazsa o zaman halkın aydınlanması gerçekleşmez. Eğer ben halk türkülerini çalmazsam onlara dünyanın sesini katmazsam, onları dünyaya taşıyamam. Müzik, sarayların içine hapsolmamalı. Müzik, salonların içine hapsolmamalı. Müzik, sokağa taşmalı. ‘Sosyal müzik projesi' benim en gönül verdiğim ve patenti bana ait projelerden bir tanesi. Bunu değişik şehirlerde hayata geçirmeye başladım, yakında verileri görülecektir.(1)

_____________________________________________

(1) Ali Pektaş "Cihat Aşkın ile röportaj" 21 Kasım 2015

http://www.zaman.com.tr/_cihat-askin-bugunku-konservatuvarlarda-sanatkar-yetismez_2328443.html 

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:, Ali, Pektaşın, Cihat, Aşkın, röportajı, günümüz, müzik, yaşamına, değin, ö,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer DÖNÜŞÜM Haberleri
“Milli Eğitim Kültür ve Spor Bakanlığı“ mı geliyor?..
TSE'den Mehter Takımı Standartı yayınlandı...
YÖK tarafından 1980'lerde konservatuar hocalarına verilen titrler dosyası açıldı...

YÖK tarafından 1980'lerde konservatuar hocalarına verilen titrler dosyası açıldı...
Müziğin bilimi biraz fazla mı abartıldı?..
“Seçim Müziği Uzmanlığı“ alanına katkı…
İçimden geldi, yazmak istedim… Hakan Güngör
Şarkıcı İntizar: "Arabeskçiyiz diye bizi aşağıladılar"…
Diğer Başlıklar

Milli Eğitim Bakanlığı'nda Halk Müziği Lisesi…
Münir Nurettin Beken'e Film Müziği Ödülü...
Trabzon Üniversitesi III. Uluslararası Müzik ve Dans Araştırmaları Sempozyumu’ndan duyuru…
3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Korolar Festivali...
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Türkiye'de sinemanın ilk müzikolog rolü...
“Milli Eğitim Kültür ve Spor Bakanlığı“ mı geliyor?..
TSE'den Mehter Takımı Standartı yayınlandı...
YÖK tarafından 1980'lerde konservatuar hocalarına verilen titrler dosyası açıldı...
Müziğin bilimi biraz fazla mı abartıldı?..
Günün Sözü
Yalnızlığın en kötüsü, seni anlamayanların arasında kalmaktır...
(Hz. Mevlana)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,41ms