Bugün - 13 Aralık 2018 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Haber Detayları

Fuat Güner: "Ortada eser yoksa ne yorumcu var, ne de yapımcı…"

Fuat Güner: "...Bir eserin çalınmasına ve yasaklanmasına izin verme hakkı tüm dünyada besteci ve söz yazarınındır. Bizde ise, bazı plak şirketi sahipleri, zamanında meclisteki milletvekillerini etkileyerek, 5846 sayılı kanunla bu izne yapımcılar ile yorumcuların da dahil edilmesini sağladı. Dolayısıyla telif toplarken, normal olarak yüzde 60 eser sahibinin yüzde 40 da komşu hakların (yapımcı ve yorumcu) olması gereken paylaşım, tarafların kafalarına göre yüzde istemesi ile uzun süre umuma yönelik kullanımdan tahsilat yapmak zor oldu, neyse ki sonra Ortak Lisanslama Birliği (OLB) kuruldu da bu karmaşaya bir çözüm getirildi. İsviçre de bu konuda halk oylaması yapılmış ve oylamadan şu sonuç çıkmış. Ortada eser yoksa ne yorumcu var ne de yapımcı, demek ki izni eser sahibi yani besteci ve söz yazarı verecek..."

POPÜLER Haberi - 3 Şubat 2018 Cumartesi - 14:18
Fuat Güner:
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

MFÖ’nün yeni albümü Kendi Kendine profesyonel bir stüdyo yerine evde kaydedilmiş tamamen akustik bir albüm. Elektro gitarlar yok; akustik gitar, yumuşak bir bas, piyano ve perküsyon bütün albümün atmosferini oluşturuyor. Albümde Fuat Güner akustik gitar, Özkan Uğur perdeli ve perdesiz bas ile akustik gitar çalıyor…


MESAM VİZYON DERGİSİ: MFÖ’nün “Ele güne karşı yapayalnız” dizeleriyle başlayan müzik kariyeri Kendi Kendine albümüyle devam ediyor. Kendi Kendine evde kaydedildi. Profesyonel bir stüdyo yerine evde çalışmak size nasıl bir özgürlük sağladı?

 FUAT GÜNER : Öncelikle evde çalışırken zaman kısıtlamasından kurtuluyorsunuz. Herhangi bir stüdyoya gittiğinizde belirli saat aralıklarını kiralıyorsunuz. Mesela öğleden sonra 2’den akşam 8’e kadar… 8’den sonra aklınıza bir şey gelirse çalışma fırsatınız kalmıyor, çünkü o sürede stüdyoda başkası oluyor. Evde olduğunuzda ise istediğiniz zaman çalışabiliyor, istediğiniz saat istediğin kaydı yapabiliyorsunuz. Mesela Mazhar gecenin bir vakti telefon edip “şarkı söylemeye geliyorum” diyebiliyor. İkincisi evde ayırdığınız vakti stüdyoda bulamıyorsunuz. Biz bu albüm için altı ay çalıştık. Altı ay stüdyo kiralamak ise fazla yorucu olacaktı. Bittiğinidüşündüğünüz bir şarkıyı ertesi gün değiştirip yeniden çalabiliyorsunuz. Hatta 15 gün sonra bile yeniden çalabiliyorsunuz. Gecenin üçünde aklınıza bir şey geliyor, kalkıp çalabiliyorsunuz, aynı şarkıyı sabah değiştirebiliyorsunuz… Kısacası evde çalışmanın avantajları çok fazla…

Bir söyleşinizde Kendi Kendine albümünün müzik kariyerinizde bir milat olduğunu söylüyorsunuz. Kendi Kendine’yi diğer albümlerinizden ayıran nedir?

Fuat Güner: Bu albümü tasarlarken bir araya geldik ve “Bu kez kendi kendimize bir albüm yapalım,” dedik. Aranjör olmasın, başka gitarcılar, baş- ka müzisyenler olmasın… Turan Yükseler yıllardır bizimle çalışıyor. Grubun ayrılmaz bir parçası; bizim dışımızda bir onu aldık, bir de Mehmet Akatay.

Çalışırken hiç birimizin önünde yazılı bir nota yoktu. Herkes kendi yeteneğini ve yaratı- cılığını ortaya koydu. Kendi Kendine tamamen akustik bir albüm oldu. Albümde elektrogitar bile yer almıyor.

Kendi Kendine’den sonra evde kaydedilen albümleri sık sık göreceğiz sanırım… Müzik dünyasında böyle bir yöneliş var değil mi? Dünyanın önde gelen stüdyolarının günlüğü 2 bin ya da 3 bin Euro civarındaydı, şimdi fiyatlarını 600 Euro’lar kadar düşürmek zorunda kaldılar. Bunun en önemli nedeni ise ev kullanımı… Teknoloji öyle bir noktaya geldi ki iyi bir ses kartı, kuvvetli bir bilgisayar ve yüklediğiniz programlar ile evde her şeyi yapabilecek durumdasınız. Hele kaliteli bir mikrofonunuz ve preamp varsa istediğinizi yapabiliyorsunuz. Eskiden böyle bir lüksü elde etmek için neredeyse milyon dolarlık stüdyolara gitmek zorunda kalıyorduk şimdi ise 100 bin lirası olan evine bir stüdyo kurabiliyor.

İmkanlar arttıkça herkes evinde çalışmak istiyor. Çünkü ev daha kolay… Bir senfoni kaydı yapamazsınız tabii, bu yüzden de büyük stüdyolar her zaman olacak ama işlevleri değişecek. Bunun yanı sıra ev stüdyoları daha da artacak…

Peki bunun müziğe ve telif çalışmaları- na nasıl bir etkisi olacak?

İnternet, müziği bambaşka bir yere getirmedi mi zaten? Eskiden CD ve kaset satışından para kazanırdık, şimdi ise indirmelerden ve tıkmalardan para bekliyoruz. Şurada şöyle bir şey var: Biz teliflerimizi meslek birlikleri aracılığıyla alıyoruz. Onlar takip ediyor ve bize ulaştı- rıyorlar. Ama bizim yorumculuktan kaynaklanan haklarımız ve dijital haklarımız büyük bir soru işareti. Çünkü dijital hakları plak şirketiaracılığıyla alıyoruz. Siz yorumcu olarak plak şirketiyle bir anlaşma yapıyorsunuz. Dijital hak dağıtıcıları ile plak şirketleri de kendi aralarında, gizlilik esaslı ikili bir anlaşma yaptığı için yorumcu eserinin ne kadar yayınlandığını, dijital hak dağıtıcılarından listeli olarak alamıyor, öğrenemiyor. Liste plak şirketine verildiği için her şey şirketin insafına kalıyor. Şirket, listeyi istediği gibi manipüle etme şansına sahip.

Buna rağmen dijital dünya birçok müzisyenin önünü açtı?

Dijital dünyanın ismini duyuramamış ve müziğe yeni başlamış sanatçılar için iyi bir imkân olduğunu düşünüyorum. Fakat eskiden beri var olan, çok büyük işler yapmış, büyük satışlara imza atmış sanatçılar için uygun bir zemin değil…

Peki, nasıl bir çözüm bulunmalı?

Dijital dinlemelerden doğan haklarımız 0,0001 kuruştan daha mantıklı bir fiyata çekilmeli. Şarkı bir milyon kez dinlenmiş karşılığında müzisyen bin lira alıyor. Bu komik bir rakam değil mi? Eskiden albümümüz 1 milyon kez dinlenseydi hatırı sayılır bir para kazanırdınız? Şarkılarınızın çalışma sıklığına göre kazandığımız paralar da artıyordu.

MFÖ, 35 yıla yakın bir zamandır müzik dünyasının içinde ve bu süreçte “telif hakları” konusunda nasıl sorunlar yaşadı?

Bana göre Türkiye’de telif haklarının sıkıntıya girmesine sebep olan iki önemli şey var. Biri aynı alanda birden fazla meslek birliğininkurulması… Baştan beri buna karşıyım. Maalesef bazı arkadaşlarımızın bazı kişiler tarafından doldurulmasıyla ortaya çıktı bu durum. Tüm sanatçılar tek bir meslek birliği etrafından toplanıp birleşecekken ortaya MESAM ve MSG diye iki tane meslek birliği çıkmış oldu. Halbuki önce MESAM vardı. MSG, EDİTÖR’ler tarafından kurulmuş bir meslek birliğidir. MESAM’ın yapmış olduğu tüm birleşme çağırılarını, çeşitli bahanelerle karşı koydular. Ben hala aynı fikirdeyim, belki bir gün anlarlar.

Başka sorunlar da vardır elbette…

Bir başka konu: Bir eserin çalınmasına ve yasaklanmasına izin verme hakkı tüm dünyada besteci ve söz yazarınındır. Bizde ise, bazı plak şirketi sahipleri, zamanında meclisteki milletvekillerini etkileyerek, 5846 sayılı kanunla bu izne yapımcılar ile yorumcuların da dahil edilmesini sağladı. Dolayısıyla telif toplarken, normal olarak yüzde 60 eser sahibinin yüzde 40 da komşu hakların (yapımcı ve yorumcu) olması gereken paylaşım, tarafların kafalarına göre yüzde istemesi ile uzun süre umuma yönelik kullanımdan tahsilat yapmak zor oldu, neyse ki sonra Ortak Lisanslama Birliği (OLB) kuruldu da bu karmaşaya bir çözüm getirildi. İsviçre de bu konuda halk oylaması yapılmış ve oylamadan şu sonuç çıkmış. Ortada eser yoksa ne yorumcu var ne de yapımcı, demek ki izni eser sahibi yani besteci ve söz yazarı verecek. (1)

_____________________________________

(1) MESAM Vizyon Dergisi, Aralık 2017, Sy.20

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Fuat, Güner, "Bir, eserin, çalınmasına, yasaklanmasına, izin, verme, hakkı, tüm, ,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer POPÜLER Haberleri
MESAM'da yönetim görevden alındı...
Fuat Güner: "Ortada eser yoksa ne yorumcu var, ne de yapımcı…"
Mehtap Demir ve "Ya Nedir Allah"...

Mehtap Demir ve "Ya Nedir Allah"...
Yaşar İpek: 2.5-3 milyar insana hitap eden 300; 80 milyona hitab eden 150 milyon tık alıyor. Nasıl oluyor?..
Sarper Özsan: “1 Mayıs“ marşı…
Kürşat Başar: “Müzik dünyasında besteci sıkıntısı var“…
Pop müzikte gruplar out, solistler in…
Diğer Başlıklar

III. Selim'in yaptırdığı çeşme...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE... İlhami Gökçen
Sedef ve sedefkârlık üzerine… Veyis Yeğin
Dede Korkut Destanı Unesco Listesi'nde...
Yalçın Tura eserlerine Melihat Gülses yorumu...
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?.. Ayhan Sarı
Tahtacı çalgıları... Veyis Yeğin
Köşeli Davulun hikayesi… Veyis Yeğin
TÜRKSOY Halk Çalgıları Orkestrası konseri…
Seyran Gafarzade'nin zamansız vefatı...
Günün Sözü
Sadece iki müzik türü var: İyi ve kötü…
()

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,42ms