Bugün - 23 Eylül 2018 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - “Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…

“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Yazı Tarihi: 3 Şubat 2017 Cuma

Şimdi gündemde "Milli Müzik Konservatuarı" var. Start verildi. Yine kapalı kapılar ardında "yollar" çiziliyor. Hemen 200 yıldır çizildiği gibi… 

Bu önemli çizimlerden bir tanesi olan "Cumhurbaşkanlığı Korosu" fikrini onların uygulamasından çok önce yazmış, beyan etmiştik. Devlet yetkilileri aramışlar, yazımızı istemişler, göndermiş idik. Kendi bildiklerini değil, geleceğimiz açısından bilemediklerini okumuşlar, işin kolaycılığına ve bilgi sahibi olmayan fikir sahiplerini ikna yöntemiyle dediklerini yaptırmışlar hazır bir koroyu "Cumhurbaşkanlığı Korosu"na dönüştürüvermişlerdi.

* * *

Görülmeli ki başarı, slogan söylem ihtiyaçlarının son yıllarda yapıldığı gibi, altı boş slogan söylemleriyle kendini öne çıkartan iyi niyetli danışmanların dediklerinin icraata dönüştürülmesiyle olmuyor.

Bunu birileri oldursa da olmuyor.

Politikacı siyasetçi ve de onların dudaklarına bakan yeni nesil bürokratlarımızın uyguladıklarının artık bir işe yaramadığı görülüyor.

Onlar ki yine de yapıyorlar.

Sonrasında "derin sessizlik".

Devamında ise:

"Giderek artan zaman kaybı ve verimsizlik."

Oysa iki ana fikir var dikkate alınması gereken:

1- Geleneksellik

2- Uluslararası ses olabilmek

Bunların ikisi birbirine hem zıt, hem de çok yakın.

İşte bu zıtlık ve yakınlık arasındaki bağ iyi kurulursa, bunların içi iyi doldurulursa ancak bir işe yarayacaktır. Ne zaman ki alt yapısı olmayan, geleceği göremeyen slogan söylemli insanlar peydah oldu, Türkiye'de müzik bozulmaya başladı. Bunu yakın tarihimizde gördük. Yaşadık. 

* * *

Bunların hepsi geçti.

Şimdi gündem "Milli Müzik Konservatuarı"

Temennimiz o ki, yine aynı hatalar yapılmasın. 

* * *

Bundan 7 (yedi) yıl önce 27 Ekim 2010'da kaleme aldığımız yazımızı paylaşmak istiyoruz:


“Geleneksel Türk* Müziği Konservatuarı” Kurulması Gereği… Dr. Ayhan Sarı


1828’de kurulan “Muzıka-i Humayun”u Batı Müziği eğitimi veren ilk

konservatuarımız olarak görmek mümkündür. Bu konservatuarın Avrupa ve Rusya

dahil birçok konservatuardan önce kurulmuş bir kurum olma özelliğini gözardı

etmememiz gerektiğini de belirtmeliyiz. (Örneğin İtalya’da 16.yy. Paris’te 1784,

Viyana’da 1817, Berlin 1822, Brüksel ve Madrid 1830, Leipzig 1843, Münih 1846,

Londra 1861, Petersburg 1862, Moskova 1866, Budapeşte konservatuarı 1874’de

kurulmuştur)…

O zamana değin akademik anlamda hiç konservatuarı olmamış bir toplumun bu işe

Batı Müziğiyle başlamış olması, üstelik de Avrupa’daki birçok devletten önce işe

koyulunması, ortaya ilginç bir durum çıkarmaktadır.

Bugün ülkemizde müziğe meraklı gençlerimizin bu yönde kendilerini

eğitebilecekleri dört ayrı türde, dört önemli “müzik eğitim kurumu”

görülmektedir :

1- Batı müziği Devlet konservatuarları.

2- Türk müziği Devlet konservatuarları.

3- Eğitim fakültelerinin müzik bölümleri.

4- Müzikoloji Bölümleri

Ölçüt alınabilecek dünya konservatuarlarında müzik eğitim türü kendi içlerinde

“Pop, caz vb. konservatuarları” şeklinde ayrılırken bu içerikler bizde “Türk

müziği, Batı müziği konservatuarları” şeklinde ele alınmış ve durum bugüne dek

süregelmiştir. Yukarıdaki üçgende görüldüğü gibi, eğitim şeklinde, müziğin kendi

içindeki türleri esas alınması gerekirken, -ağırlıklı olarak- bir ana tür olan

Batı müziği tercih edilmiş bu da beraberinde sanatsal müzik üreticisi ile

tüketicisi arasında uçurumların ortaya çıkması sonucunu getirmiştir.(1).

Politikanın her türlüsü Bakanlıklar’dan sokaklara dek yaşanıp/yaşatılırken,

hatta bu uğurda çıkarlar için birçok milli erozyona müsaade edilir hale

gelmişken, öncelerden beri eksikliği dile getirilen kültür politikamızın

bulunmayışı, sözkonusu erozyonun –sadece- bir parçası olmaktan öteye gidememekte

ise de kimi müzik kurumlarımızda görülen değişim, tekil yeni bir

oluşumun/kurumun gerekliliğini çağrıştırmaktadır: Her yönüyle geleneksel/otantik

sanatlarımız üzerine yoğunlaşmış “geleneksel Türk müziği konservatuarı” .

Müzik camiası olarak TBMM’ne üç vekil bile gönderememiş olmamız, “önerilerimizi

açıklayamayız” anlamına tabii ki gelmez. Sözkonusu öneri açıklamalarının geri

dönüşümünün kişiye olumlu şekilde yansıdığı söylenemez. Çünkü iyi, yerinde

önerileri bazı politikacı/siyasetçi uyanıklar kapıp kendi fikirleri olarak

büyüklerine sunar iken, yerer nitelikteki önerilerin, öneren kişinin başına

türlü belaları açması, politika ve siyasetin maalesef geleneği olmuştur.

Ülkemizde şimdiye değin kurulmuş bulunan konservatuar ve müzik okullarımız temel

müzik ve müzik eğitim sistemimizin oluşmasına katkı sağlamışlardır.

Ama artık görülmektedir ki “müzikal anlayış olarak ayrıntıya inen

konservatuar/müzik okullarına” ihtiyaç vardır.

Bunların başında da çalışma alanı tüm otantikliğiyle meradaki çobanın

kavalından, kahvedeki/düğündeki aşığın/müzisyenin tezenesine; Tanburi İshak

ekolünden, Necdet Yaşar’a, Alaeddin Yavaşça/Bekir Sıtkı Sezgin vs

üslubuna/tavrına değin “otantizm” olan eğitim şeklini müfredat programında

uygulayan/araştıran konservatuarımızın kurulması ihtiyacı gelmektedir.

Evet, bir adet “TÜMÜYLE GELENEKSEL” Türk Müziği Konservatuarı’nın kurulması

gereğinden söz ediyoruz. Mezunlarının eğlence piyasasında değil, Türkiye’deki cd

kayıt vs. dışişleri, diğer kültür kurumları etkinlikleri ve müzik okullarında

-geleneksel müziğimizi araştırma/öğretme/seslendirme amacıyla- çalışması

amaçlanan bir konservatuar.

Elin yabancı müzik araştırmacısı Anadolu’da sahada derlemeler yapıyor(yapsın

tabii ki ama…), ülkesine döndüğünde bunları aynen sahada derlediği gibi cd

olarak da yayınlayıp satışa sunuyor. Sonrasında ise biz bunları ithalden satın

almak zorunda kalıyoruz.

Trakya’dan Doğu Anadolu’ya, Uygur/Şincan Özerk Bölgesinden Balkanlara uzanan

kültür coğrafyasında tesbit edilmeyi, dünya insanıyla tanıştırılması, tadının

tattırılmasını bekleyen kökleri derin, dalları uzun bir kültür ağacımız ve

meyveleri bulunmaktadır.

Bu ağacın gölgesi bizlere verse verse ferahlık verir. Yoksa başka bir şey değil…

Geçmiş ve yaşayan kültürümüzün irdelenmesi, tesbit edilmesi, geleceğe

aktarılması gittikçe yalnızlaşan dünyamızda ayrıntılardaki hoş sadanın açığa

çıkmasını sağlıyacaktır.

Geleneklerin yaşamasının bölünmeye sebebiyet vereceğinden kimsenin korkmaması

gerekir.

Gelenekteki otantizm yeni neslin yaratıcılığına doyumsuz ilhamlar sağlayabilir.

Avrupalılaşmak(!) demek kültürel açıdan Fransa haline gelmek demek değildir.

Tıpkı onların “dünyalılaşmak uğruna yok ettikleri kültürlerinin” özlemini

şimdilerde başka ülkelerin kültürlerini destekleyerek tatmin etmeleri gibi…

_________________________________

(*) “Türk müziği mi / Türkiye müziği mi ” travmasını da aşacağız elbet…

(1) Ayhan Sarı “Türkiye’de Müzik Eğitimi Veren Kurumlar Üçgeni”; “Müzik

Türlerinin Eğitimdeki Yeri” Simpozyumu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih

Eğitim Fakültesi, Müzik Eğitimi Bölümü, 26-28 Haziran 1993, Trabzon

___________________________________

Bkz: ( http://www.musikidergisi.net/?cat=42&paged=4  )

 

 

 

 

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Para karşılığı akademik yayınlar skandalı…
III. Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali’nin ardından...
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzisyen çeşitleri…
Koro sendromu…
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Müzikoloji, Lazkiye ve Mehmet Ladiki…
Esin Atıl’ın Levni ve Surname" kitabında çalgı adlandırma yanlışları (2)…"
Günün Sözü
Sen sanmadığın yerde, birden açıla perde...
(Yunus Emre)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,38ms