Bugün - 18 Haziran 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - El yordamı müzikologları…

El yordamı müzikologları…
Yazı Tarihi: 6 Mayıs 2017 Cumartesi

Türkiye'deki 23 adet üniversitede (22 idi, Batman eklendi, 23 oldu) eğitimi verilen müzikolojinin, müzikoloji eğitiminin -zorunlular dışında titr çıkarsız olarak bırakın araştırmayı, yarım sayfa yazı bile yazmayan- müzikolog olmayan kişiler tarafından yürütülmesi,  yönetilmesinden dolayıdır ki, el yordamı yöntemiyle bugünlere gelmiş olup, fayda oranı neredeyse sıfıra yakın düzeydedir.

Türkiye'deki müzikoloji bölümlerini ve tabii ki burada yetişmiş müzikologların %95'ni neredeyse hiçbir kurum ve kişi ciddiye almaz. Fikirlerini bile sormaz.

Bunda Türkiye'de araştırmaya, bilime değer verilmemesinin, bilincine varılmamasının etkisi yok mudur, tabii ki vardır.

35 yıldan bu yana, yani ilk müzikoloji bölümünde yetişmiş, yetiştiği üniversitede çalışmış, o zamandan bu yana zorunlu olmadığı halde müzikoloji mesleğinin içinde olan, parasız sempozyumların (paralıların değil) çoğuna bildiri ile katılmış, 10 yıldır tamamen kendi çabalarıyla Musiki Dergisi'ni yaşatan, birçok müzik insanımıza faydalı olan müzik uğraşanının yıllar birikimi, gözlemi sonucudur bu söylemler.

Bilinmektedir ki artık sempozyumlara para vererek katılınıyor. Yani bir anlamda birçok emek, para harcayacaksınız, sonra elde ettiğiniz sonuçları para vererek sunacaksınız.

Sevgili Türkiye müzikoloji uğraşanları, mantık bunun neresinde?..

Davetli konuşmacılar kısmını dikkate alan zaten yok. Çünkü orada da ahbab-çavuş ilişkisi yürüyor.

Tıp, mühendislik vs gibi araştırma sonuçları para getiren meslek dallarında davetli olmayan katılımcılara sempozyum/kongrelerin paralı olması normal. Çünkü paraya dönüşen bilgiler sözkonusu. Onlar sempozyum kongre vs de öğrendikleri gelişmeleri müşterilerine misliyle satıyorlar.

Ya müzikologlar öyle mi ya?

Hala davet ettiği katılımcısına yol parası vermekten imtina eden müzikoloji etkinlikleri ve yöneticileri çıkıyor. Araştırma görevlilerine aratıyor, davet ediyorlar. Sonra baş kişiyi arayınca "olur mu hocam, hemen karşılıyoruz" bağlama diyalogları…

Davet edilmeye değer gördüklerine dahi "ama yol parası verirsen gelebilirsin" diyebilen yönetici kişiler var.

Bunlar ki kağıt üstünde müzikolog yetiştiriyorlar.

"Altı kaval, üstü şişhane"lere müzikolog dr, doç, prof. titrleri dağıtıyorlar.

Tanık olmuş, Erdoğan Sürat'in Nida Tüfekçi'nin kürsüdeyken üzerine yürüdüğü-yakasından sarstığı; Ercüment Berker'den Ruhi Ayangil'e birçok değerimizin bulunduğu Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Ulusal Müzik Sempozyumu'na (1982)  öğrenci olarak, 1985'de ise İTÜ TMDK II.Türk Musikisi Sempozyumu'na bildiri ile katılımından bu yana onlarca sempozyumda bildiri sunmuştuk.  

O katıldığımız sempozyum, kongre vs toplantılarda sunulan bildirilerin, bilimsel çalışmaların uygulamaya dönüşen sonuçları?..

Bunları, o yılları görmüş, değerlendirmiş bir kişi olarak görüyoruz ki, o sempozyum/kongrelerde ifade edilen problemlerin hayat tanıklığımızda olan 30 yılında %10'u bile çözülmüş olmadığının şahidiyiz.

Okutulanlardan değil, okuduklarımızdan gördüğümüz kadarıyla öncesi de var.

O da 50 yıl…

O zamanlar sempozyumlara para verilmezdi. Aksine kaşe ücreti alınırdı. Kimsenin de titr çıkarı için bildiri sunma zorunluluğu yoktu. 

Ya şimdi?..

Titr hırslılarının parasını üniversite, dolayısıyla devlete ödettirdikleri, ödettiremeyenlerin katılamadıkları, titr hırsında daha da hırslananların ceplerinden ödedikleri; o paralı sempozyum düzenleyicilerinin de parayı verebilecek buldukları her kişiyi bildirisiyle kabul ettikleri bir sistem geliştirildi. Hatta konuyu yayın ücreti konusunda (900TL'den 300TL'ye inenlere herkes en az iki kez tanık olmuştur) pazarlık boyutuna getirip, tecimleştiren tacir dernek vb kurumlar, hakemli dergiler ortaya çıktı.

Artık işin "cılkının çıktığını" o düzenleyenler de -gerekli çıkarları sağladıktan sonra- görmeye başladılar.

Müthiş komedi.

Aslında herkes görüyor. Dile getiriyor.

Ya "Bach'ın veya Itri'nin donunun rengi konusunda araştırma yapmış olmak" benzeri koşullu adrese teslim kadrolu öğretim üye alımının yayınlandığı gazete ilanlarına ne demeli?

. . .

Yeter artık bu el yordamı müzikologlarından Türk müzikolojisinin çektikleri.

. . .

Bizde ne özelde, ne de devlette hiçbir kadrosu olmayan, o müzikoloji bölümleri yöneticilerinin mezunlarına kadro sağlamak için hiçbir çaba sarfetmedikleri gözlenen müzikoloji mesleği sözde eğitimcileri titr kazanımı uğruna sempozyumları paralı hale getirmiş, alanında uzmanların katılımını engellemiş, nitelikli araştırmaların adeta önünü kesmiştir.

Öğrencilerinin ve mesleklerinin geleceğini planlama konusu görgü alanlarına bile girmemiştir.

Açın, bakın müzikoloji bölümü müfredat programlarını.

Görün…  (Müzikoloji Bölümleri Çalıştayı -2014 - İTÜ TMDK Yayını)

Müzikoloji sınavlarında öğrenci adayının müzikolojik yeterliğinin şimdiye değin ölçülemediği hala görülememektedir.

Eskiden konservatuarlar titrli hoca bulunamadığı için müzik dışından titrli birine yönettirilirdi. Yani bir anlamda çobanlık gibi bir şey. O zaman hiç olmazsa o kişi meslek dışından olduğunun bilincindeydi.

 Şimdi daha kötüsü oldu.

Bugün herşeyi bildiğini sananlar yönetiyor.

Bilmediğini sonradan öğrendiği her uygulaması için köşeye çekilip bırakın kendisiyle yüzleşmeyi, yüzü bile kızarmıyor.

O müzikolog geçinen yöneticiler hemen her yerde ahkam kesiyorlar. Bugüne işlevsel fayda bağını kuramadıkları, şâşâlı şâşâlı anlatıp, hava sattıkları eskinin müzik kuramı kitapları içeriği hakkında hiçbir faydasını aktaramadıkları lak lak lakırdılar ediyorlar ama bugünün bir nota yazımı, GTM, makam müziği, monografi, çalgı gelişimi vs. vs. kavram kargaşaları (ana çözümden geçtik) sorununu bırakın çözmeyi, kendi önerdiklerini dahi uygulayamıyorlar.

Boş işlerle "millet işte görsün" mantığı temelinde zaman geçirmekle günlerini savıyorlar. Bu savma başarılarının(!), onların koltuk sürelerinin uzamasını sağladığının bilincindeler.

Titr çıkarı için yazdıklarını kimse okumasın diye büyük bir çaba sarfediyor, yazılarını adeta gizliyorlar.

Bugünün müzik hayatının satır aralarını gelecek kuşaklara bırakacak hiçbir aktif yazı yazmıyorlar.

Bırakın yazmayı, gocunmuyorlar bile o bilince ulaşmamışlar.

Neredeyse engelliyecekler.

. . .

Herhalde ismi bu kadar ciddi olup da içi bu kadar boş  yönetici ve hoca ile doldurulmuş bir meslek alanı daha yoktur.


Ayhan SARI

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Seyyal Saraç “Piyano Çalıyorum”kitabı üzerine…
“Üzeyir Hacıbeyli“ yâdıma düştü bugün...
İçimden geldi, yazmak istedim…
Koro sendromu…
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Nihat Doğu'nun Ardından...
Müzikoloji ve Neva Kâr’ın yıldönümü…
Zeki Müren’in, Şekip Memduh Bey’in "Gönlümle oturdum da" şarkısını okuyuşu üzerine...
Günün Sözü
Musiki öyle bir denizdir ki, ben hala içine giremedim...
(Hamamizade İsmail Dede Efendi 1778-1846)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,44ms