Bugün - 17 Eylül 2021 Cuma
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Yazar Detayları

Tahir Aydoğdu

Tahir Aydoğdu - Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Yazı Tarihi: 3 Mayıs 2021 Pazartesi

Bildiğiniz üzere Klâsik Türk Musikisi’nin büyük bir bölümü aralarında Kâr, Kârçe, Beste, Ağır semai , Yürük semai, Şarkı, Gazel, Köçekçe ,Tavşanca ve Türkü formu gibi eserler içermekte ve bu eserler musikimizin büyük bir oranını oluşturmaktadır. 2000’li yıllarda yapılan bir araştırmaya göre bugün elimizde bulunan eserler içinde saz eserlerinin toplam içindeki oranı ,aşağı yukarı yüzde altıyı ya da yediyi geçmez.

Konu başlığından da anlaşılacağı üzere benim burada kastettiğim Klâsik Türk Musikisi’ndeki sözlü ve saz eserleridir.

Büyük bestecilerimizce bestelenen harika eserlerimiz var, özellikle Tanburi Cemil Bey’den itibaren enstrümantal musikimize ağırlık verildiğini görüyoruz.

Gerçi 16. Yüzyılda Kırım Hanı Gazi Giray Hân’ın saz musikimize kattığı saz eserlerini, daha sonra Dede Efendi, Benli Hasan Ağa, Tanburi İsak, Corci, Sultan III.Selim, diğer sultanlarımızdan Sultan I. ve II.Mahmut, Sultan II.Bayezit ,Sultan IV. Murat, Sultan Abdülaziz, Şehzade Seyfeddin Osmanoğlu; ayrıca Şehzade Korkut, Dilhayat Kalfa, Zeki Mehmet Ağa, Reftar Kalfa ,Yusuf Paşa, Neyzen Salih Dede, Veli Dede, Kutb-i Nay-i Osman Dede, Hamparsum Limonciyan, Kantemiroğlu, Muallim İsmail Hakkı Bey, Giriftzen Âsım Bey, Hızır Ağa, Numan Ağa, Santuri Ethem Efendi, Yümni Dede, Tanburi Büyük ve Küçük Osman Bey’ler, Kemençeci Nikolaki Efendi, kemençeci Vasilaki Efendi, Lavtacı Andon ve Civan kardeşler, Kemani Tatyos Efendi, Zâti Bey, Kemani Ali Dede, Suphi Ezgi, Sadettin Arel ,Laika Karabey ve Âmâ Sebuh gibi bestecilerimiz, pek çok değerli saz eserini musikimize kazandırmışlardır. Bu bestecilerimizin dışında diğer besteciler de eklenebilir.

Ben burada saz musikimizden örnekler besteleyen bazı bestecilerimizin isimlerini vermeye çalıştım. Kemani Tatyos Efendi ve Tanburi Büyük Osman Bey’in bestelemiş oldukları birbirinden güzel peşrev ve saz semaileri türünün en güzel ve değerli örnekleri arasındadır. TRT Ankara Radyosu’nda çalıştığım 1983-2018 yılları arasında pek çok bestecinin saz eseri formlarını icra ettim, bu sayede 2012 yılında başlayıp 2018 yılına kadar - bir yıl ara vermek kaydıyla- 500’den fazla “tellerden dökülen nağmeler” programı yapıp saz musikimizin örneklerinin yüzde 25’ini seslendirdim.

Burada bahsettiğim saz musikisi örnekleri arasında: Peşrev, Medhâl, Saz semaisi, Sirto, Longa , Zeybek ,Oyun Havası ,Aranağme ve Taksim (pek çok çeşitleri ile birlikte) formlarını sayabilirim. Günümüzde enstrümantal olarak seslendirilen şarkılar da zaman zaman saz musikisi olarak kabul ediliyor ama bu doğru değildir. Sözlü eser olarak bestelenmiş bir şarkıyı veya diğer formlardaki eserleri enstrümantal olarak seslendirirseniz saz musikisi formu olmaz, saz musikisi formları yukarıda bahsettiğim formlardır.

Günümüzde ne yazıktır ki “Peşrev” gibi didaktik bir form bile bir hane ve teslim (mülâzime) zor seslendirilir hâle geldi, bu uygulamaya üzülmemek mümkün değil ! Çünkü peşrev besteleyen kudretli besteciler, esas maharetlerini peşrevlerin ilerleyen hanelerinde göstermektedirler. Bir hane seslendirilen bir peşrev adeta kadük kalıyor. Halbuki pek çok peşrevin ilerleyen hanelerinde ne ilginç motif ve melodiler var, bu zenginlikleri seslendiren sazendeler, ne dediğimi kolaylıkla anlayacaklardır. Diğer bir konu da seslendirilen saz musikisi formlarındaki eserlerin çeşitlilik arzetmemesidir. Çoğunlukla aynı peşrev ve saz semaileri seslendirilmektedir. Halbuki pek çok makamda geçmişten günümüze değin bestelenmiş peşrev ve saz semaileri vardır, araştırıp bulmak ve farklı bestecilerimizden farklı eserler seslendirmek gerekir.

Birbirinden güzel ve değerli sözlü eserler besteleyen bestecilerimiz içinde saz musikisi formlarında da başarılı olmuş pek çok bestecimiz vardır; bunlara bazı örnekler vermek isterim. Sâdettin Kaynak bu bestecilerden birisidir. Kendisine niçin saz eserleri bestelemiyorsunuz diye sorulunca, verdiği cevap çok ilginçtir Sadettin Kaynak ‘ın : “Benim eserlerimin aranağmeleri bir saz eseri hüviyetindedir” demiştir. Gerçekten de her bir eserinde yer alan aranağmeler , adeta çağlayan gibi gürül gürül akmakta ve insanı etkilemekte, bestelemiş olduğu eserle bütünleşmektedir. Örnek vermek istediğim diğer bir besteci de Yesâri Âsım Arsoy’dur. Başka bir esere benzeyen motifler içermesin diye radyo bile dinlemeyen Yesâri Âsım Arsoy’un eserlerinde kullandığı aranağmeler de kendine özgüdür ve dinlediğinizde bu eser Yesari Âsım Arsoy’un dersiniz. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Tanburi Cemil Bey’e ayrı bir sayfa açıp adından sıkça bahsetmek gerekir. Bir başka yazımda Tanburi Cemil Bey’i işleyip ayrıntılı olarak bilgi vereceğim.

Musikimizde sazların değeri oldukça geç anlaşılmış ve 19. Yüzyılın sonlarına dek, enstrümanlar sözlü eserlerin gölgesinde kalmıştır diyebiliriz. Belki bu sayede virtüozluk de geç ortaya çıkmıştır. Bunun nedenlerinden birisi de sazların çoğunlukla insan sesine eşlik etmesidir diyebiliriz.

Tanburi Cemil Bey’in saz eserlerine baktığımızda pek çok makamdan pek çok saz eseri bestelediğini görürüz. Özellikle genç müzisyenlere tavsiyem: Tanburi Cemil Bey’in bütün eserlerine çalışıp ezberlemeleridir. Tanburi Cemil Bey’in her eseri didaktik unsurlar taşımakta ve makamları da çok iyi anlatmaktadır. Sadece Tanburi Cemil Bey’in eserlerini çalışsanız bile hem pek çok makam seyrini kolaylıkla öğrenirsiniz hem de taksim formunun inceliklerini kavrarsınız.

Türk Musikisi’nde virtüozitenin tarihini Tanburi Cemil Bey ile başlatmanın yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Tanbur sazına getirdiği tavır, pek çok sazı üst düzeyde çalması, yeni teknikler geliştirmesi, farklı makamlarda saz eseri ve sözlü eser bestelemesi, yapmış olduğu birbirinden değerli ve üstün kalitede taksimler, taş plaklara yaptığı gazel eşlikleri , onun virtüoziteliğinin birer göstergesidir.

Esasında burada bir parantez açıp Mahmud R. Gazimihal’in “musiki sözlüğü”nden virtüozluk kelimesine açıklık getirmek isterim. Günümüzde eli saz tutan pek çok kişiye virtüozluk unvanı yakıştırılmaktadır. Almanların bazen “virtuosensschaft” da dediği virtüozluk, “Musiki icrasında önemli bir maharete sahip oluş” demektir. İcra kolaylığı demek olur. Gazimihal, virtüoz tanımını da şöyle yapıyor: erkek veya kadın sanatüstünü . Teknik üstadı. Teknikte büyük hüner sahibi sesçi veya sazcı. Ortaçağda ve XVII. Yüzyıla kadar en başta ses sanatında virtüozluk mevcuttu. Keman virtüozları ancak 1700 yıllarında boy göstermeye başlamışlar. Virtüoz kelimesinin aslı Latince “virtus” tur: kabiliyet,kudret ve fazilet demektir.

Bir müzisyenin virtüoz olabilmesi için bu özelliklere sahip olması gerekir. Musikimizde de önemli virtüozlar yetişmiştir. 1670’te İstanbul’da M. De Cillerag şerefine tertiplenen bir şenlikte yer alan Türk kemaninin , batı müziği yapan kemanilerden daha üstün yetenekte olduğuna dair bilgi elimizde mevcuttur. O çağlarda batının saz icralığında henüz çetin bir teknik olmadığını biliyoruz, fakat sonraki yüzyılda eserli ve metodlu virtüozluğun ortaya çıktığını görüyoruz.Kanun sazında ilk virtüöz sayılması gereken sanatçı ,kanun konçertosunun bestecisi kanuni Ferid Alnar’dır. Hem bestelemiş olduğu birbirinden orijinal saz eserleri, çok sesli müzik besteleri, taksim ve gazel eşlikleriyle ilk kanun virtüozumuzdur.

Ud sazında da imzasını atmış bir sanatçımız da Şerif Muhiddin Targan’dır.

Ud sazı için bestelemiş olduğu “koşan çocuk”, “kapris”,“kanatlarım olsaydı”,bestelediği peşrev ve saz semaileri, çello icrası, yapmış olduğu taksimler ve eşliklerle kendisini ispat etmiş bir virtüozumuzdur.

Reşat Aysu da bildiği batı tekniğine Türk müziği bilgisini ekleyerek birbirinden güzel, ve zor saz eserleri besteleyen ve bir virtüoz sayılması gereken bir bestecidir. Bu sayede Batı tekniği ile Türk Müziği tekniğini çok iyi birleştirmiş ve virtüozite gerektiren eserler bestelemiştir.

Tanburi Refik Fersan da sahip olduğu tanbur tekniği, özellikle saz ve sözlü eserleri ,taksimleri ile virtüoz bir besteci ve icracımızdır. Arazbarbuselik , Şedd-i araban gibi makamlarda bestelediği saz semaileri üstün teknikler gerektirir. Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Tanburi Necdet Yaşar da tanbur sazında hocasından aldığı teknik ve bilgiyi geliştirerek üstün bir icra tekniğine sahip olmuştur, tanbur sazıyla zor seslendirilen eserleri kolaylıkla seslendirmiş ve yapmış olduğu birbirinden güzel taksimlerle örnek olmuştur.

Esasında virtüozitenin oluşması ve devamı için bir takım şartlar gerekmektedir. Bakın ! Cem Behar, “Zaman,mekân,müzik” adlı kitabında bu konuya nasıl değiniyor:

“1-Virtüoz icracılar yetiştirmeye yönelik özel eğitim yöntemleri,

2-Özel çalgı icra teknikleri,

3-Virtüozluk becerilerinin sergilenmesine olanak tanıyan bir çalgı repertuvarı gerekmektedir.”

Dolayısıyla bu tarz bir repertuvar gerekmektedir. TRT Ankara Radyosu’nda çalıştığım yıllarda pek çok soliste en iyi şekilde icra etmişimdir ,bir sazendenin yıllarını sadece eşlik ederek geçirmesi onun gelecekte tekniğinin zayıflamasına yol açacaktır, eşlik de önemli bir konudur ama eğer virtüozluk geliştirilmek isteniyorsa ona uygun repertuvarlar çalışılmalı ve seslendirilmelidir.

Son yıllarda Cinuçen Tanrıkorur Ud için, Yalçın Tura Kanun için eserler bestelemiştir. Sazlarımıza özel besteler yapılması da virtüozitenin gelişmesi için önemlidir. Ferid Alnar’ın kanun için bestelediği kanun konçertosu virtüoz icraya bir örnektir. Konçerto bir çalgı için yazılan büyük bir formatta eser olduğu için seslendirilmesi için çok çalışmak gerekir, artık günümüzde diğer sazlarımız için de büyük formatlarda virtüoziteyi geliştirecek eserler bestelenmektedir.

Bir başka konuda görüşmek dileğiyle….

Tahir Aydoğdu

Kanun Sanatçısı ve Koro Şefi

1.Mayıs.2021

İstifade edilen kaynaklar:

-Musiki Sözlüğü Mahmut R.Gazimihal

-Musikişinas Boğaziçi Üni.Türk Müziği klübü yayını(1999)

-Zaman, mekân,müzik Cem Behar

“Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüozluk”

Değerli Müzikseverler,

Bugünkü yazımın konusu: “Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüozluk”

Bildiğiniz üzere Klâsik Türk Musikisi’nin büyük bir bölümü aralarında Kâr, Kârçe, Beste, Ağır semai ,Yürük semai ,Şarkı, Gazel, Köçekçe ,Tavşanca ve Türkü formu gibi eserler içermekte ve bu eserler musikimizin büyük bir oranını oluşturmaktadır. 2000’li yıllarda yapılan bir araştırmaya göre bugün elimizde bulunan eserler içinde saz eserlerinin toplam içindeki oranı ,aşağı yukarı yüzde altıyı ya da yediyi geçmez.

Konu başlığından da anlaşılacağı üzere benim burada kastettiğim Klâsik Türk Musikisi’ndeki sözlü ve saz eserleridir.

Büyük bestecilerimizce bestelenen harika eserlerimiz var, özellikle Tanburi Cemil Bey’den itibaren enstrümantal musikimize ağırlık verildiğini görüyoruz.

Gerçi 16. Yüzyılda Kırım Hanı Gazi Giray Hân’ın saz musikimize kattığı saz eserlerini, daha sonra Dede Efendi, Benli Hasan Ağa, Tanburi İsak, Corci, Sultan III.Selim, diğer sultanlarımızdan Sultan I. ve II.Mahmut, Sultan II.Bayezit ,Sultan IV. Murat, Sultan Abdülaziz, Şehzade Seyfeddin Osmanoğlu; ayrıca Şehzade Korkut, Dilhayat Kalfa, Zeki Mehmet Ağa, Reftar Kalfa ,Yusuf Paşa, Neyzen Salih Dede, Veli Dede, Kutb-i Nay-i Osman Dede, Hamparsum Limonciyan, Kantemiroğlu, Muallim İsmail Hakkı Bey, Giriftzen Âsım Bey, Hızır Ağa, Numan Ağa, Santuri Ethem Efendi, Yümni Dede, Tanburi Büyük ve Küçük Osman Bey’ler, Kemençeci Nikolaki Efendi, kemençeci Vasilaki Efendi, Lavtacı Andon ve Civan kardeşler, Kemani Tatyos Efendi, Zâti Bey, Kemani Ali Dede, Suphi Ezgi, Sadettin Arel ,Laika Karabey ve Âmâ Sebuh gibi bestecilerimiz, pek çok değerli saz eserini musikimize kazandırmışlardır. Bu bestecilerimizin dışında diğer besteciler de eklenebilir.

Ben burada saz musikimizden örnekler besteleyen bazı bestecilerimizin isimlerini vermeye çalıştım. Kemani Tatyos Efendi ve Tanburi Büyük Osman Bey’in bestelemiş oldukları birbirinden güzel peşrev ve saz semaileri türünün en güzel ve değerli örnekleri arasındadır. TRT Ankara Radyosu’nda çalıştığım 1983-2018 yılları arasında pek çok bestecinin saz eseri formlarını icra ettim, bu sayede 2012 yılında başlayıp 2018 yılına kadar - bir yıl ara vermek kaydıyla- 500’den fazla “tellerden dökülen nağmeler” programı yapıp saz musikimizin örneklerinin yüzde 25’ini seslendirdim.

Burada bahsettiğim saz musikisi örnekleri arasında: Peşrev, Medhâl, Saz semaisi, Sirto, Longa , Zeybek ,Oyun Havası ,Aranağme ve Taksim (pek çok çeşitleri ile birlikte) formlarını sayabilirim. Günümüzde enstrümantal olarak seslendirilen şarkılar da zaman zaman saz musikisi olarak kabul ediliyor ama bu doğru değildir. Sözlü eser olarak bestelenmiş bir şarkıyı veya diğer formlardaki eserleri enstrümantal olarak seslendirirseniz saz musikisi formu olmaz, saz musikisi formları yukarıda bahsettiğim formlardır.

Günümüzde ne yazıktır ki “Peşrev” gibi didaktik bir form bile bir hane ve teslim (mülâzime) zor seslendirilir hâle geldi, bu uygulamaya üzülmemek mümkün değil ! Çünkü peşrev besteleyen kudretli besteciler, esas maharetlerini peşrevlerin ilerleyen hanelerinde göstermektedirler. Bir hane seslendirilen bir peşrev adeta kadük kalıyor. Halbuki pek çok peşrevin ilerleyen hanelerinde ne ilginç motif ve melodiler var, bu zenginlikleri seslendiren sazendeler, ne dediğimi kolaylıkla anlayacaklardır. Diğer bir konu da seslendirilen saz musikisi formlarındaki eserlerin çeşitlilik arzetmemesidir. Çoğunlukla aynı peşrev ve saz semaileri seslendirilmektedir. Halbuki pek çok makamda geçmişten günümüze değin bestelenmiş peşrev ve saz semaileri vardır, araştırıp bulmak ve farklı bestecilerimizden farklı eserler seslendirmek gerekir.

Birbirinden güzel ve değerli sözlü eserler besteleyen bestecilerimiz içinde saz musikisi formlarında da başarılı olmuş pek çok bestecimiz vardır; bunlara bazı örnekler vermek isterim. Sâdettin Kaynak bu bestecilerden birisidir. Kendisine niçin saz eserleri bestelemiyorsunuz diye sorulunca, verdiği cevap çok ilginçtir Sadettin Kaynak ‘ın : “Benim eserlerimin aranağmeleri bir saz eseri hüviyetindedir” demiştir. Gerçekten de her bir eserinde yer alan aranağmeler , adeta çağlayan gibi gürül gürül akmakta ve insanı etkilemekte, bestelemiş olduğu eserle bütünleşmektedir. Örnek vermek istediğim diğer bir besteci de Yesâri Âsım Arsoy’dur. Başka bir esere benzeyen motifler içermesin diye radyo bile dinlemeyen Yesâri Âsım Arsoy’un eserlerinde kullandığı aranağmeler de kendine özgüdür ve dinlediğinizde bu eser Yesari Âsım Arsoy’un dersiniz. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Tanburi Cemil Bey’e ayrı bir sayfa açıp adından sıkça bahsetmek gerekir. Bir başka yazımda Tanburi Cemil Bey’i işleyip ayrıntılı olarak bilgi vereceğim.

Musikimizde sazların değeri oldukça geç anlaşılmış ve 19. Yüzyılın sonlarına dek, enstrümanlar sözlü eserlerin gölgesinde kalmıştır diyebiliriz. Belki bu sayede virtüozluk de geç ortaya çıkmıştır. Bunun nedenlerinden birisi de sazların çoğunlukla insan sesine eşlik etmesidir diyebiliriz.

Tanburi Cemil Bey’in saz eserlerine baktığımızda pek çok makamdan pek çok saz eseri bestelediğini görürüz. Özellikle genç müzisyenlere tavsiyem: Tanburi Cemil Bey’in bütün eserlerine çalışıp ezberlemeleridir. Tanburi Cemil Bey’in her eseri didaktik unsurlar taşımakta ve makamları da çok iyi anlatmaktadır. Sadece Tanburi Cemil Bey’in eserlerini çalışsanız bile hem pek çok makam seyrini kolaylıkla öğrenirsiniz hem de taksim formunun inceliklerini kavrarsınız.

Türk Musikisi’nde virtüozitenin tarihini Tanburi Cemil Bey ile başlatmanın yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Tanbur sazına getirdiği tavır, pek çok sazı üst düzeyde çalması, yeni teknikler geliştirmesi, farklı makamlarda saz eseri ve sözlü eser bestelemesi, yapmış olduğu birbirinden değerli ve üstün kalitede taksimler, taş plaklara yaptığı gazel eşlikleri , onun virtüoziteliğinin birer göstergesidir.

Esasında burada bir parantez açıp Mahmud R. Gazimihal’in “musiki sözlüğü”nden virtüozluk kelimesine açıklık getirmek isterim. Günümüzde eli saz tutan pek çok kişiye virtüozluk unvanı yakıştırılmaktadır. Almanların bazen “virtuosensschaft” da dediği virtüozluk, “Musiki icrasında önemli bir maharete sahip oluş” demektir. İcra kolaylığı demek olur. Gazimihal, virtüoz tanımını da şöyle yapıyor: erkek veya kadın sanatüstünü . Teknik üstadı. Teknikte büyük hüner sahibi sesçi veya sazcı. Ortaçağda ve XVII. Yüzyıla kadar en başta ses sanatında virtüozluk mevcuttu. Keman virtüozları ancak 1700 yıllarında boy göstermeye başlamışlar. Virtüoz kelimesinin aslı Latince “virtus” tur: kabiliyet,kudret ve fazilet demektir.

Bir müzisyenin virtüoz olabilmesi için bu özelliklere sahip olması gerekir. Musikimizde de önemli virtüozlar yetişmiştir. 1670’te İstanbul’da M. De Cillerag şerefine tertiplenen bir şenlikte yer alan Türk kemaninin , batı müziği yapan kemanilerden daha üstün yetenekte olduğuna dair bilgi elimizde mevcuttur. O çağlarda batının saz icralığında henüz çetin bir teknik olmadığını biliyoruz, fakat sonraki yüzyılda eserli ve metodlu virtüozluğun ortaya çıktığını görüyoruz.Kanun sazında ilk virtüöz sayılması gereken sanatçı ,kanun konçertosunun bestecisi kanuni Ferid Alnar’dır. Hem bestelemiş olduğu birbirinden orijinal saz eserleri, çok sesli müzik besteleri, taksim ve gazel eşlikleriyle ilk kanun virtüozumuzdur.

Ud sazında da imzasını atmış bir sanatçımız da Şerif Muhiddin Targan’dır.

Ud sazı için bestelemiş olduğu “koşan çocuk”, “kapris”,“kanatlarım olsaydı”,bestelediği peşrev ve saz semaileri, çello icrası, yapmış olduğu taksimler ve eşliklerle kendisini ispat etmiş bir virtüozumuzdur.

Reşat Aysu da bildiği batı tekniğine Türk müziği bilgisini ekleyerek birbirinden güzel, ve zor saz eserleri besteleyen ve bir virtüoz sayılması gereken bir bestecidir. Bu sayede Batı tekniği ile Türk Müziği tekniğini çok iyi birleştirmiş ve virtüozite gerektiren eserler bestelemiştir.

Tanburi Refik Fersan da sahip olduğu tanbur tekniği, özellikle saz ve sözlü eserleri ,taksimleri ile virtüoz bir besteci ve icracımızdır. Arazbarbuselik , Şedd-i araban gibi makamlarda bestelediği saz semaileri üstün teknikler gerektirir. Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Tanburi Necdet Yaşar da tanbur sazında hocasından aldığı teknik ve bilgiyi geliştirerek üstün bir icra tekniğine sahip olmuştur, tanbur sazıyla zor seslendirilen eserleri kolaylıkla seslendirmiş ve yapmış olduğu birbirinden güzel taksimlerle örnek olmuştur.

Esasında virtüozitenin oluşması ve devamı için bir takım şartlar gerekmektedir. Bakın ! Cem Behar, “Zaman,mekân,müzik” adlı kitabında bu konuya nasıl değiniyor:

“1-Virtüoz icracılar yetiştirmeye yönelik özel eğitim yöntemleri,

2-Özel çalgı icra teknikleri,

3-Virtüozluk becerilerinin sergilenmesine olanak tanıyan bir çalgı repertuvarı gerekmektedir.”

Dolayısıyla bu tarz bir repertuvar gerekmektedir. TRT Ankara Radyosu’nda çalıştığım yıllarda pek çok soliste en iyi şekilde icra etmişimdir ,bir sazendenin yıllarını sadece eşlik ederek geçirmesi onun gelecekte tekniğinin zayıflamasına yol açacaktır, eşlik de önemli bir konudur ama eğer virtüozluk geliştirilmek isteniyorsa ona uygun repertuvarlar çalışılmalı ve seslendirilmelidir.

Son yıllarda Cinuçen Tanrıkorur Ud için, Yalçın Tura Kanun için eserler bestelemiştir. Sazlarımıza özel besteler yapılması da virtüozitenin gelişmesi için önemlidir. Ferid Alnar’ın kanun için bestelediği kanun konçertosu virtüoz icraya bir örnektir. Konçerto bir çalgı için yazılan büyük bir formatta eser olduğu için seslendirilmesi için çok çalışmak gerekir, artık günümüzde diğer sazlarımız için de büyük formatlarda virtüoziteyi geliştirecek eserler bestelenmektedir.

Bir başka konuda görüşmek dileğiyle….

Tahir Aydoğdu

Kanun Sanatçısı ve Koro Şefi

01 Mayıs 2021


İstifade edilen kaynaklar:

-Musiki Sözlüğü Mahmut R.Gazimihal

-Musikişinas Boğaziçi Üni.Türk Müziği klübü yayını(1999)

-Zaman, mekân,müzik Cem Behar

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Musiki repertuvarımızdaki klâsik eserler...
Bir konser dinlemek...
Musikide refakat...
Bir çalgı öğrenmek...
Bir konçertoyu çalışmak...
Diğer Yazarlar

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Akademide "Benzerlik Oranı" , "İntihal Oranı"na karşı...
Kadersiz Türküler -2 - : "Erkilet günaydı(n)"...
Kitabu İlmi'l-Musiki Alâ Vechi’l-Hurûfât'ın müellifi kimdir? -16-
Fazıl Say'ın Feyzi Erçin'e desteği…
Oktay Dalaysel - Büyük bir insanı daha yitirdik...
Aslında herşey baştan bellidir...
Koro sendromu…
Yazılarınızı bekliyoruz... Musiki Dergisi
Orkestra müziğin fabrikasıdır...
Meragi niçin 24 şube dedi? Hurufilikten etkilendi mi?..
Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Günün Sözü
Evriliyorlar işte, bırakın evrilsinler...
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Hasan Saltık ile müzik endüstrisi üzerine bir söyleşi… Süleyman Fidan[1]
Süleyman FİDAN: Efendim, Neşet Ertaş’la başlayalım. Neşet Ertaş’ın kaç eseri sizde? Sayı alabilir miyim? Hasan SALTIK: On yedi tane ser...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,31ms