Bugün - 21 Ekim 2020 Çarşamba
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Haber Detayları

Magazinsel müzikoloji: "Orda bir gizem yatıyor" ...

Magazin yazarı İzzet Çapa’nın yazısında her müzikolog adayının öğrenciliği yıllarında kazanmış olması gereken karşılaştırmalı tarih bilgisi yeterliği ve bu yeterliği kullanabilecek bilince örnek bir anlayışı görüyoruz. İçeriğe "magazinsel müzikoloji" mi desek, yoksa bir şey demesek mi (!) bilemedik...

BASINDAN Haberi - 15 Kasım 2014 Cumartesi - 21:41
Magazin yazarı İzzet Çapa’nın yazısında her müzikolog adayının öğrenciliği yıllarında kazanmış olması gereken karşılaştırmalı tarih bilgisi yeterliği ve bu yeterliği kullanabilecek bilince örnek bir anlayışı görüyoruz. İçeriğe
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

"ORDA BİR GİZEM YATIYOR"  İZZET ÇAPA

Adı Marie Duplessis...
1800’lü yıllarda bütün Paris’i yakıp geçen bir afet-i devran...
23 yıllık kısacık hayatında adına romanlar, piyesler, operalar yazılan, yaşadığı dönemin bütün yakışıklılarının yüreğine ismi kazınan bir muhteşem kadın...

Tarihin en eski mesleğini icra eden bir anneyle, manifaturacılık yapan bir babanın kızı. 15 Ocak 1824 günü gözlerini açıyor hayata.

Yoksulluk içinde geçen yılların ardından 13 yaşında alkolik babası tarafından 70’lik bir ihtiyara satılıyor Parisli çocuk gelin...

Dillere destan bir güzelliği var. İlk kocası, evlendikten bir sene sonra hayata gözlerini yumuyor.
Henüz 15’indeki Marie, kendini Paris’in zengin çapkınlarının karşısında buluyor. Bir sürü erkek giriyor hayatına.
Bunlardan biri de Alexandre Dumas Fils...
Üç Silahşörler ve Monte Kristo Kontu’nun yazarı Alexandre Dumas değil, bizim bahsettiğimiz onun oğlu...

Fils, 1848 yılında hayatının aşkı Marie Duplessis’den esinlenerek yazıyor Kamelyalı Kadın romanını. Edebiyat tarihinin başyapıtları arasında sayılan, dünyanın her ülkesinde sahnelenen piyeslere konu olan Kamelyalı Kadın...

Sınıf farklılığı yüzünden kavuşamayan iki âşığın hikâyesini anlatan roman, Giuseppe Verdi tarafından da La Traviata adıyla operaya uyarlanıyor. Ve o günden bugüne opera tarihinin en ünlü eserleri arasındaki ölümsüz yerini alıyor. Yeşilçam’ın hepimizin gözyaşı dökerek, elimizde mendillerle izlediğimiz melodramlarında da hep Kamelyalı Kadın’ın etkisi vardır...

Marie, adeta bir fırtına gibi esiyor 1840’ların Paris’inde. Şehrin bütün kalburüstü zengin erkekleri onun peşinde.

Marie hepsine mavi boncuklar dağıtır, kısa süreli kaçamaklar yapar ve ayağına serilen servetlerle rüya gibi hayat yaşardı. Genç kadın sanki fakirlik içinde geçen çocukluk yıllarından intikam alırdı...

Alexandre Dumas Fils, bir arkadaşı vasıtasıyla Marie ile tanışmış ve sevgilisi olmuştu. Ancak Fils, diğer erkekler gibi para ödemiyordu. Çünkü o sırada henüz Marie’den ayrılmamış ve Kamelyalı Kadın’ı da yazmamıştı. Anlayacağınız beş parasızdı.

Sonunda sevdiği kadının para kazanmak için başka erkeklerle ilişki kurmasını içine sindiremedi, aşkını yüreğine gömüp onu terk etti.

Yaşadığı bu aşkın hikayesini, Kamelyalı Kadın’ı yazmaya gitti...

1844 yılının eylül ayında başlayan bu ilişkinin 1845 ağustosunda bitmesinden sonra, Marie, besteci ve piyanist Franz Liszt’le birlikte olmaya başladı. O sırada peşinde Balzac’tan Rossini’ye birçok ünlü sanatçı koşmaktaydı.

Marie ve Liszt birbirlerine kör kütük tutulmuşlardı. Liszt, o sıralarda Paris’in ve bütün Avrupa’nın en ünlü ve en gözde sanatçılarının başındaydı. Hem yakışıklılığı, hem de yeteneğiyle büyülemişti henüz 20’lerinin başındaki genç kadını.

Liszt o yıllarda bütün büyük Avrupa başkentlerini kapsayan bir turnedeydi. İki aşığın en büyük hayaliyse, bu turne kapsamında çıkacakları İstanbul seyahatine birlikte gitmekti.

1848 yılının yaz aylarında, haziran ortasında İstanbul’da olacaklardı. Ama acımasız verem, aynı yılın şubatında genç kadının yakasına yapıştı ve bir daha da bırakmadı. Kader, iki sevgiliyi sonsuza dek ayırdı. İstanbul seyahati artık ünlü besteci için bir matem yolculuğu olacaktı...

Peki Liszt İstanbul’da neler yaptı? Her şeyden önce Çırağan Sarayı’nda Sultan Abdülmecit’in huzurunda piyano resitalleri verdi.

İstanbul’da bulunduğu beş haftada, padişahın ilgisine mazhar oldu ve kendisine 4. dereceden Mecidiye nişanı hediye edildi.

Bir gün yolunuz Beyoğlu’nda Tünel’e inerken sol tarafta bulunan Nur-u Ziya Sokak’a düşerse, sol sırada yer alan bir binanın duvarında, ünlü besteci Franz Liszt’in 1847 yılında o binada kaldığı yazılı bir tabela göreceksiniz. Kamelyalı Kadın’ın bir gün ayak basmayı istediği ama bu hayalini hiçbir zaman gerçekleştiremediği o bina...

İstanbul kim bilir daha ne gizemler barındırıyor bağrında.

Elbette boşuna şehirlerin kraliçesi demiyorlar adına...(1)
_______________________________
* Ayhan Sarı
(1)  İzzet Çapa, 17 Haziran 2014 http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/26627020.asp

 

Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:Magazin, yazarı, İzzet, Çapa’nın, yazısında, her, müzikolog, adayının, öğre,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer BASINDAN Haberleri
“İstanbul Devlet Opera ve Balesi, aşıyı mı buldu? Ali Eyüboğlu
Yalçın Tura “Operalarımın sahnelenmemesi beni üzüyor.“
Konservatuar öğrencisi çalıştığı bar çıkışı öldürüldü...

Konservatuar öğrencisi çalıştığı bar çıkışı öldürüldü...
Aydın Doğan 2018 Ödüllü Arif Sağ röportajında ilginç tesbitler…
Orhan Gencebay MESAM Başkanlığı görevinden istifa etti…
Ferhat Göçer: “Bir türlü uygulamaya geçmeyen “Telif Yasası“ var…“
Popüler müzik listeleri birbiriyle uyumlu değil…
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Diğer Başlıklar

Müzisyenin çıkmazı… Dr. Fatih Coşkun*
Toplumun "Korkuluk Argümanı" ve “Halil Sezai olayı”… Gökmen Özmenteş
Akademik yağmacılıkta ibret tablosu…
Fırat Kutluk ile “Beethoven“ kitabı üzerine...
Deneysel covit19 bulaştırma konseri…
Rusya’da Bale Topluluğu’nda 50 sanatçıda covit 19 tesbit edildi…
“İstanbul Devlet Opera ve Balesi, aşıyı mı buldu? Ali Eyüboğlu
Feyzan Göher Vural - “Orta Asya ve Sibirya Türk Müziğinde Hayvan Üslubu” yayınlandı…
Bir emeklilik hikayesi… Tanburi Hakan Talu
“Kûçeksünbüle” makamını kim buldu?.. Recep Uslu
Günün Sözü
Türkiye akademik müzik hayatındaki içsel çatışmalar bize tarihimizin bir mirasıdır...
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,25ms