Bugün - 18 Haziran 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Konuk Yazar

Konuk Yazar - Fazıl Say nasıl yetişti?.. Ahmet Say

Fazıl Say nasıl yetişti?.. Ahmet Say
Yazı Tarihi: 18 Aralık 2016 Pazar

Bütün çocuklar gibi Fazıl da yeteneklerini iki yaşındayken belli etmeye başlamıştı: birincisi, kimse öğretmediği halde, 4-5 haneli rakamlardan hızla toplama ve çıkarma yapıyordu. Eve gelen arkadaşlara Fazıl, doğum tarihini soruyor, aldığı cevaba göre birkaç saniye içinde arkadaşın yaşını söylüyordu. Bu olaya herkes şaşıyordu, ama ben şaşmıyordum: çünkü, yazdığı matematik kitaplarıyla döneminde ün yapan matematikçi dedesi Fazıl Say da (1902-1952) çocukluğunda herhalde böyleydi. O günlerde Fazıl’ın başka bir şaşırtıcı yeteneği, müzikte kendini göstermişti: yine iki yaşındayken bir gün, ilkel bir plastik düdükle “Daha dün annemizin..” diye başlayan Mozart’ın ünlü parçasını çalmaya başlayınca şaşırmıştım.

“Kim öğretti sana bunu?” diye sordum. Zavallı çocuk, bir kabahat işlediğini sanarak elindeki düdüğü yere attı.

İşte o günlerin birinde, Ankara Devlet Opera Orkestrası’nın obua sanatçısı, bugün ışıklar içinde yatan eski dostlarımdan Ali Kemal Kaya ile Mülkiyeliler Birliği’nde sohbet ediyorduk. O gün, çalgısının çıkardığı sorunları anlatıyordu dostum.

“Çok şikâyet ettin!” dedim, “şunun şurasında gelişkin bir düdük! Bizim oğlan da düdük çalıyor, geçen gün Mozart’ın ünlü parçasını çaldı bana…”

Şaşırdı Ali Kemal, “Beş yaşında oldu mu senin oğlan?” diye sordu.

“Hayır” dedim, “daha iki yaşında…”

Olurdu olmazdı derken iddiaya giriştik, bir taksiye binip bizim eve gittik... Fazıl beni mahcup etmedi, o acayip plastik düdükle parçayı nazlanmadan çaldı.

Ali Kemal donup kalmıştı. Çocuğun yeteneği için söylediklerini buraya aktarmayacağım. Sonuçta Ali Kemal Kaya, Fazıl’ın müzik eğitimini üstlendi.

Burada okurlarım soracaklardır: “İki yaşındaki çocuğa müzik dersi verilir mi?”

Verilir! Her yaşa göre bir eğitim yöntemi vardır. Ali Kemal dostum, Fazıl’a el çırpma, ya da yürüme yoluyla ritmik hareketler yaptırıyor, basit ritim kalıplarını öğretiyordu. Ayrıca plaklardan dinlettiği müziklerin ritmine göre yürüme alıştırmaları yapıyorlardı birlikte. Ben de el çırpıyordum…

Yumuşak bir işitme eğitimi de uyguluyordu Ali Kemal. Bu konuda, seslerin nota olarak adını değil, renkleri kullanıyordu. İşitme alıştırmaları altı ay içinde öyle bir düzeye geldi ki, Fazıl klavyede aynı anda seslendirilen birkaç sesin adlarını sırasıyla söyleyebiliyordu.

Anlayacağınız gibi, eve elden düşme bir piyano almıştık.

Ali Kemal Kaya, kendine özgü yumuşacık eğitim anlayışıyla bir yılı tamamlayınca “Bundan ötesi piyano eğitimcisinin işi” dedi ve üç yaşındaki Fazıl’ı ünlü piyanist ve piyano eğitimcisi Mithat Fenmen’e götürdü.

Dünyanın en özenli eğitimcilerinden biri olan Mithat Fenmen’in (1916-1982) Fazıl’a verdiği “ilk ders”teki tutumunu okurlarıma anlatmak istiyorum. Dikkat ederseniz bu değerli piyanisti sadece “eğitimci” olarak niteledim. Özenli bir eğitim kavrayışında, öğretim alanı değişse bile, temel eğitsel yaklaşım aynıdır: Öğretim alanını ya da konuyu çocuğa sevdirmek!

Sevgi! Çocuğa öğreneceği çalışma alanını sevdirirseniz, maçı baştan kazandınız demektir.

Anneler, babalar, dikkat! Seçeceğiniz öğretmen, öğretim alanını çocuğa sevdirebilmelidir. Ancak, çocukta kalacak ilk izlenim büyük önem taşır! Bunun adı “İlk ders”tir. İlk derste çocuk, öğretmenini ve öğreneceği alanı sevmelidir. İlk derste öğretmen kendini nasıl sevdirebilir? İsteklendirerek, özendirerek, yüreklendirerek…

***

Yıllar sonra Fazıl, New York’ta yapılan kıtalararası yarışmada birinciliği almasını izleyen yılda yazdığı “Uçak Notları” adlı kitabında Fenmen’in derslerini şöyle anlatıyordu:

Teori çalışmalarını da birlikte sürdürüyorduk. Beni doğaçtan çalmaya, besteciliğe yönelten Fenmen’dir. Doğaçlamadan çaldığım parçalarla başlardık derse. ‘Piyano ile anlat bakalım, bugün sokakta neler gördün?’

Ben de piyanoda trafik gürültüsünü, klakson ve fren seslerini çıkarırdım. ‘Kuşlar gördüm’ derdim, kuş cıvıltılarını seslendirmeye çalışırdım. Kahkahalarla gülerdi ben çalarken. Aklıma gelen her şeyi anlatır, melodiler icat ederdim. Dersler böyle eğlenceli geçiyordu. Bu özgürlük ortamı, benim hem besteciliğimin hem yorumculuk kavrayışımın köklerini oluşturmuştur.

Yeri gelmişken burada, çocuklarının şu ya da bu alandaki yeteneğini gören anne ve babaların nasıl davranacağı konusunda deneyimlerime dayanarak bazı ipuçları vermek istiyorum:

Şurası bilinmelidir ki, yeteneğin dereceleri değişik olmakla birlikte, yeryüzündeki çocukların yüzde 96’sı müziğe yeteneklidir. Önemli olan, yeteneğin doğru bir eğitsel kavrayışla işlenmesi, eğitim sürekliliğinin ve eğitim disiplininin yanı sıra, çocuğun özellikle ruhsal sağlığının korunmasıdır. Biliniz ki, eğitimin sürekliliği ve disiplini, çocuğu hem bütün yönlerden geliştirir hem de onun sağlığını korur.

“Fazıl Say’ın babası” olarak en başta söyleyeceğim işte bunlardı sevgili okurlar…(1)

____________________________________________

(1) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ahmet-say/fazil-say-nasil-yetisti-172423 




 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Kardeş çalgılarımızdan kamança, kemane, gyjak, rebab, ıklığ ve eğitimde ortak kullanım düşüncesi… Zekeriya Başarslan*
Yahya Şerfedinov’un Kaytarma Kitabı Üzerine Bir İnceleme… Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Başarslan (*)
Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner
Uluslararası H.S.Arel ve Türk Müziği Sempozyumu’nun düşündürdükleri: “Mûsıkîmizin polifonize edilme ütopyası artık bitirilmeli…“Salih Zeki Çavdaroğlu
Hüseyin Saadettin Arel Sempozyumu’nun Ardından… Prof. Dr. Gözde Çolakoğlu Sarı
Derleyen kişi türkünün sahibi olabilir mi?.. Burhan Tarlabaşı
Ermukan Saydam Sonsuzluğa Göçtü… Tuğrul Göğüş
TRT TSM Repertarı’ndaki eserlerin kaçta kaçı seslendiriliyor… Bayram Yurdacan (*)
Yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Projesi üzerine… Hüsrev Hatemi
Bir (Neo)Rokoko Üstadı: Tanburi Bestekâr Dürrü Turan… Şelâle Turan
Kronolojik Piyano Tarihi (1700-2005)… Derleyen: Buğra GÜLTEK
Vefatının 21. Senesinde Mûsıkîmizde Bir Ekol İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin... Salih Zeki Çavdaroğlu
Hulusi Gökmenli (1902-1975 Musikişinas-Gazelhan-mevlithan)... Cemil Altınbilek
Türkiye’deki çoksesli müziğin Atatürk Dönemi ve sonrasındaki durumu… Sabutay Uğur
İsimsiz ama muhteşem insanlar!.. Hıncal Uluç
"Pabucumun sanatçıları ve sahte vicdanları!.." Haşmet Babaoğlu
Zeki Müren düşmanlığı ve kıskançlığının kökenleri… Nihat Genç
Sanatçı İftarındaki Terslikler… Akif Beki
Zararlı ve yararlı musiki dernekleri ile korolar… M. Murat Oto*
İzmir Marşı - Kafkasya Marşı - Gazi Mustafa Kemal Paşa Marşı… Cemal Ünlü
Ela Altın ile Röportaj… Tuba Dere
İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nın kuruluşu hakkındaki ikinci yazım… Osman Babuşcu
İkiz Sanat… Fırat Kızıltuğ
Ah siz müziksiyenler, pardon müzik yiyenler, pardon müzisyenler.. Hakan Güngör
İdil Biret'in Adana ÇDSO Konserinin iptali üzerine… Tuğrul Göğüş
Fazıl Say nasıl yetişti?.. Ahmet Say
Tanburi Fahrettin Çimenli… Cemil Altınbilek
Geleneksel Mûsıkîmiz’ in bazı korolarının hâl-i pürmelâli n’ olacak acaba ?.. Salih Zeki Çavdaroğlu
Nüzhe… Günel Şahin Adıgözelova
GTM yaylı çalgıları için tasarlanmış “Gerdirme Sistemli ve Ayarlı Kemençe Yayı“… Dr. Mustafa Aydın ÖKSÜZ (*)
Çalgı yapımında kullanılacak ağaçların yetiştirilmesine önem verilmelidir… Tuğrul Göğüş
Ve Penderecki Yapıtlarını Yönetti*… Seyit Yöre
Dağ fare doğurdu... Müfit Semih Baylan
Diğer Yazarlar

Seyyal Saraç “Piyano Çalıyorum”kitabı üzerine…
“Üzeyir Hacıbeyli“ yâdıma düştü bugün...
İçimden geldi, yazmak istedim…
Koro sendromu…
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Nihat Doğu'nun Ardından...
Müzikoloji ve Neva Kâr’ın yıldönümü…
Zeki Müren’in, Şekip Memduh Bey’in "Gönlümle oturdum da" şarkısını okuyuşu üzerine...
Günün Sözü
Şefin el hareketlerinin büyüklüğünü, orkestraya duyduğu güven belirler…
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,39ms