Bugün - 25 Kasım 2020 Çarşamba
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Haber Detayları

Türkiye’de covit-19 sürecinde müzisyenler ve müzik performansına etkileri… Orkun Zafer Özgelen

...Tüm dünya pandemiden muzdarip olduğu gibi, Türkiye'de de insanlar zihinlerini ve ruhlarını rahatlatmak için bazı çözümler bulmaya çalıştılar. Müzik ve sanat bu yollardan biri oldu... insanın kendini gerçekleştirme duygusunun süreç ile bağlantısı var mıdır?. Gerek tarihsel ve sosyolojik, gerekse kültürel ve ekonomik olarak, insan varoluşundan bu yana kendini inşa etmeye çalışan bir varlık olarak tarih sahnesinde yer almıştır...

YAŞANIM Haberi - 7 Haziran 2020 Pazar - 22:02
...Tüm dünya pandemiden muzdarip olduğu gibi, Türkiye'de de insanlar zihinlerini ve ruhlarını rahatlatmak için bazı çözümler bulmaya çalıştılar. Müzik ve sanat bu yollardan biri oldu... insanın kendini gerçekleştirme duygusunun süreç ile bağlantısı var mıdır?. Gerek tarihsel ve sosyolojik, gerekse kültürel ve ekonomik olarak, insan varoluşundan bu yana kendini inşa etmeye çalışan bir varlık olarak tarih sahnesinde yer almıştır...
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

“Sosyal izolasyon ve karantinanın Türkiye özelinde müzisyenler ve müzik performansına etkileri ve kendini gerçekleştirme”... Orkun Zafer Özgelen

Corona virüs (Covid-19) ilk olarak Aralık 2019'da Çin'de Wuhan'da görüldü. Neredeyse tüm dünyaya yayıldıktan sonra Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hastalığı “pandemik” olarak ilan etti.

Corona virüs, büyük bir virüs ailesinin bir alt türüdür. Ancak yeni virüs de dahil olmak üzere, sadece yedisi insanları enfekte edebilir. Bununla birlikte, virüsler gerçekten öldürücüdür ve insan sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilmektedir. Bu, her ülkede sosyal izolasyon, karantina ve hatta bazı askeri önlemler gibi birçok önleme neden oldu. Ne yazık ki bu salgın hastalık, ölümlerin yanında işsizlik, açlık, gelecek kaygısı gibi olumsuz durumlara yol açtı.

Corona virüsün insan yaşamını olumsuz etkilediği gibi, müzisyenlerin müzik performanslarında da birçok değişiklik meydana gelmiş, konser salonları ve eğlence mekanları gibi müzik ortamları faaliyetlerine ara verince müzisyenler, insanlara ulaşmak için yeni yollar denemeye başlamıştır.

İlk görülen müzisyenlerin müziklerini internette, evde sosyal medyada icra etmeye başlamalarıdır. İlerleyen günlerde bu eğilim müzisyenler arasında yayıldı ve performanslarını çeşitli kayıt teknolojisi uygulamalarını kullanarak bir araya getirdiler ve hatta sosyal medyada düzenli konserler verdiler.

İkinci olarak, özel dersler vererek para kazanan müzisyenlerin online ders yapmaya başladığı görüldü. Her ne kadar toplu dersler verim açısından biraz problemli olsa da, bire bir özel dersin online derse dönüştürülmesi daha hızlı ve kolay oldu. Bu olaylar zorunlu durumların insan davranışları ve bazı uygulamalarının her alanda değişebileceğini göstermiştir.

Üçüncü olarak, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi teorisi göz önünde bulundurarak insanın kendini gerçekleştirme ve müzik veya sanat yapma arasındaki ilişki tanımlamaya çalışılmıştır.

"Performans" teriminin literatürde birçok tanımı vardır. Müzikal performansı incelemeden önce, müziksel tarafını daha iyi anlamak için performans teriminin kendisine göz atmak daha iyi olacaktır.

Performance: a Concept to Define adlı bir makalede, çeşitli araştırmacıların çalışmaları üzerinden, performansın bazı tanımlarını verilmektedir;

“Venkatraman ve Ramanujam (1986): Performans, herhangi bir stratejinin zaman testidir.

Cordero (1989): Etkinlik (yani hedeflerin gerçekleştirilmesine yardımcı olup olmadıklarını belirlemek için çıktıyı ölçmek). Verimlilik (yani, bu çıktıların üretiminde minimum miktarların kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için kaynakları ölçmek).

Lebas (1995): Performans, firmaya ve duruma özgü kısıtlamalar dahilinde belirtilen hedeflerin zamanında elde edilmesine yol açan nedensel modelin bileşenlerini iyi bir şekilde dağıtmak ve yönetmekle ilgilidir.

Neely ve diğ. (1995): Amaçlı eylemin etkinliğidir.

Rolstadas (1998): Performans, yedi performans kriteri arasında karmaşık bir ilişkidir: etkinlik, verimlilik, kalite, üretkenlik, çalışma yaşam kalitesi, yenilikçilik ve kârlılık / bütçe yeteneği.

Hoffmann (1999): “Performans” terimi, kurumsal hedeflere ulaşılmada değerlendirilen katkıyı karşılamaktadır.

Wettstein (2002): Performans, paydaş memnuniyetinin derecesi olarak anlaşılabilir.

EFQM (2003): Performans, bir birey, ekip, kuruluş veya süreç tarafından elde edilen başarı düzeyidir.

Krause (2005): Performans, bir kuruluşun ilgili paydaşlar için önemli özelliklerine ilişkin hedeflere ulaşma derecesini veya potansiyel olarak olası başarıyı ifade eder. Dolayısıyla performans esas olarak çok boyutlu bir dizi kriterle belirtilir. Performansın kaynağı kişilerin iş süreçlerindeki eylemleridir ”(Ghalem ve Okar ve Chroqui ve El Alami, 2016: 3-4).

Performans incelenen tanımlarda yönetim yapısı bağlamında ele alınmakla birlikte, bazı alanlarda ise faydacı bir davranış biçimi olarak çıkar karşımıza. Kısaca iyi performans göstermek ile hedefe ulaşabilme arasındaki ilişki düşünülmektedir.

Peki, kültür ve müzikteki performans pratiği nedir veya nasıl tanımlanır?. Ruth Stone’un Theory for Ethnomusicology adlı kitabında performans uygulaması beş farklı şekilde tarif verilmektedir. İlk olarak, 'performans pratiği' fikri, yazılı notasyondaki detayların aksine, daha çok müzik partisyonunu yorumlamanın yollarına dayanmaktadır. İkinci olarak, performans pratiği 1970'lerde sözlü performansı açıklamak için folklorik ve sosyo-dilbilimsel çalışmaları kapsamaktadır. Üçüncüsü, performans her türlü tiyatral performansı tanımlamak için kullanılır. Dördüncüsü, performans, kültürel festivaller ve etkinliklerle çalışan antropolog Milton Singer tarafından 'kültürel performans' olarak kabul edilir. Beşinci olarak, 'performans' kavramında her türden performans göz önünde bulundurulmaktadır. Judith Butler, terimi günlük davranışları oluşturmak için kullanmıştır. Son tanım, günlük yaşam davranışları göz önünde bulundurularak diğer performans açıklamalarından ayrılmıştır (Stone, 2008: 136).

Görüldüğü gibi bu tanımlar, performans pratiği kavramını genişletmektedir. Müzikoloji çalışmalarının başlangıcında, müzikal performansla ilişkilendirilen performans, daha sonraları, kültürün bir parçası olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle sosyal yaşamdan ve kültürden ayrılan bir performans kavramı düşünülememektedir.

1970'lerde folklorist Richard Bauman ve meslektaşları, performans konusunda bazı varsayımlar yapmışlardır; icracı ve izleyici arasındaki iletişim, performansı yapılandırmaya hizmet edecek stratejik cihazlar, formlar, gösterge-bilimsel yapılar, meta-poetik yoluyla, kültürel öz-tanımlamayı sağlamaktadır (Stone, 2008: 137). Bauman performans teorisi verilerini çoğunlukla saha çalışmaları ve etnografiden elde etmiştir.

Tiyatro yapımlarının yönetmeni olan Richard Schechner, öğrencileriyle birlikte performansı dramaturjik bir tanıma dayanan, başka bir perspektiften ele almıştır. Bu bağlama hazırlık ve prova sürecinde önemli bir noktaya dikkat çekmiş ve sonunda dramatik performansları günlük yaşamla ilişkilendirmiştir (Stone, 2008: 138).

Performans teorisi, antropolog Milton Singer tarafından kültürel performanslara uygulanmıştır. Singer’ın büyük ölçekli toplumlarda yaptığı analizler, kültürel performansları belirlemiş, sadece konserler ve oyunlar değil ritüeller ve festivalleri de içermektedir. Singer, performansı toplumun kültürlerini sergilemenin bir yolu olarak görmüştür. Singer bu anlayışı geniş toplumların mikro kozmosu olarak tanımlamaktadır (Stone, 2008: 139).

Şimdiye kadar, performansın ne olduğunu açıklamaya çalıştık. Performans ve diğer disiplinlerle ilişkilerinin sonucunda, performansın partisyonları yorumlama, dilbilimsel, folklorik, tiyatro ve kültürel çalışmalarla ilişkili olduğunu gözlemledik.

Bu durumda müzik performansı nedir?. Müzik performansı genellikle bir iletişim yolunun parçası olarak görülür. Her sanatçı iletişimsel içeriği müzik performansında aktarmayı amaçlamaktadır (Palmer, 1997: 119). Bazı teorisyenler bu içeriği müziğin anlamı ile sınırlandırırken, bazı teorisyenler sanatçıların yorumlarının duygu ve fiziksel hareketiyle ilgili olduğuna dikkat çekmektedir (Caroline, 1997: 119).

Müzikal performans bir iletişim aracı olarak kabul edilirse, bir alıcıya da ihtiyacı vardır. Bu durumda alıcı dinleyicidir. Böylece müzikal performans, sanatçı ve dinleyici arasında iletişimsel içerik sağlar.

Performers and an Active Audience: Movement in Music Production and Perception, adlı makalede, sesin yanı sıra beden hareketinin ve müzisyenlerin jestlerinin de önemli olduğu söylenmektedir. Tüm çeşitli hareketler, bir kitleye yorumlanan müzikal ürünün bir parçasını oluşturur. Bu yaklaşım bize üç hareket kategorisi sunmaktadır; ses üretimi, topluluk koordinasyonunu ve görsel ifade (Bishop ve Werner, 2018: 3).

Bu doğrultuda ses üretiminin müziğin kendisi kadar önemli olduğun görülmektedir. Medya ve kayıt araçları kaliteli ses ve kaliteli müzik üretmeye yardımcı olmaktadır. İlk kayıt makinesi 1877'de Thomas Edison tarafından icat edildikten sonra, özellikle ikinci dünya savaşı sırasında, Alman yayıncılığında ve askeriyede kullanılmak üzere, teyp makinelerinin kalitesinde ve kayıt teknolojilerinde önemli gelişmeler yaşanmıştır  (Gallo, 2011: 45). Bu yıllardan sonra, hızlı şekilde kayıt teknolojileri alanında çok önemli aşamalar kaydedilmiş ve teknoloji araçlarını kullanarak kaliteli ses üretilmesi sağlanmıştır. Böylece müzisyenler, müzik üretiminde yeni fikirler ve yeni yollar elde etmeye başlamışlardır.

Jon Frederickson çalışmalarında teknolojinin sanatçılara sadece müziği kaydetmeyi değil, aynı zamanda müziği yeniden oluşturmayı ve simüle etmeyi de sağladığını yazmaktadır (Frederickson, 1989: 197). Peki müziği yeniden oluşturmak veya simüle etmek ne anlama geliyor?. Frederickson çalışmasında, bazı örnekler vermektedir, bunlardan biri:

“Bir sanatçı stüdyoya girer ve bir piyano parçası çalar. Bitirdiğinde, aynı kişi gitar sesleri veya davul sesleri için başka bir enstrümana veya synthesizera geçer ... ”(Frederickson, 1989: 197). Bu örnek, teknolojinin müzisyenlere sadece bir enstrüman için değil, tek bir kişinin büyük bir orkestra için de müzik yapmasına nasıl yardımcı olduğunu anlamak için iyi bir fikir vermektedir.

Frederickson bunu 1989'da yazdığı zaman, canlı performanslarda bu uygulamak mümkün değildi. Ancak günümüzde bu tekniği, kayıt araçlarını kullanarak herhangi bir sahne ya da canlı performansta sağlayabiliyoruz. Frederickson ayrıca kayıt teknolojisinin enstrüman seslerini nasıl looplar halinde kaydedebildiğini ve kayıtlarda kullandığını da yazmaktadır. Bu işlemler sırasında, müzik kayıt teknolojisinin müzisyenlere daha kaliteli ses üretmek için birçok araç sağladığını anlayabilmekteyiz.

Müzik performansı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi neden açıklamaya çalıştık?. Pandemi ve sosyal izolasyon döneminde insanlar evlerini kapanmış ve bu da internette alışveriş, eğitim, çalışma ve müzik gibi birçok şeyin yapılmasına neden olmuştur. Bu nedenle teknoloji, insanlara hayatlarını sürdürmeleri için neredeyse her şeyi sağlamıştır. Daha çok sosyal medyadan gözlemleyebildiğimiz bu süreçte müzisyenler, mikrofon, kulaklık, müzik kayıt uygulamaları gibi çeşitli teknolojik araçlar kullanarak müzik yapmış, ve sonra prodüksiyonlarını yayınlamak için internet ve sosyal medya kanallarına başvurmuşlardır. Kısaca teknoloji insanlara hemen hemen her şey için yardımcı olmuş ve hatta sanat dünyasından çevrimiçi dünyaya duygularını aktarabilmeyi mümkün kılmıştır.

Türkiye'de müzik performansı ve pandemi süreci

Tüm dünyanın pandemiden muzdarip olduğu ve buna çareler aradığı gibi, Türkiye'de de insanlar zihinlerini ve ruhlarını rahatlatmak için çeşitli ifade ve çözüm yollarına başvurdular. Müzik ve sanat bu yollardan biri oldu.

Türkiye'de bu dönemin başında, ünlü bir keman sanatçısı olan Cihat Aşkın Facebook, Instagram veya diğer ortamlar gibi sosyal medyada canlı konserler vermeye başladı. Ancak özellikle ilk günlerde, ses veya video kalitesini göz ardı etti. Çünkü cep telefonundan kaydettiği ses ve görüntü, iyi bir kayıt sunamıyordu. Bununla birlikte, her gün yaklaşık bin kişi onu izledi ve takip etti. Bu konserleri Mart 2020'den Nisan 2020'nin sonuna kadar her akşam yaptı. Sonuçta bazı müzisyenlerin, yalnız veya diğer müzisyenlerle birlikte müzik yapmaya başladığını gözlemlendi. Neredeyse bir asırdır ortaya çıkan teknolojilerini kullanarak nitelikli müzik ve kaliteli ses üretip ve kaydetmek isteyen müzisyenlerin, müziğinin bu aşamasını umursamadıkları, sadece müziklerini paylaşmak istedikleri bu süreç içinde dikkat çeken önemli bir nokta oldu. Bu bize zor zamanlarda insanların, bulabilecekleri en iyi imkanlara bağlı kaldığını göstermiş oldu.

Pandemi günlerinden sonra, birçok müzisyen videolar çekip ve düzenleyerek her biri evlerinden fakat birlikte müzik yapmaya başladı. Bu süreç aşağıdaki adımlardan oluşuyordu; ilk olarak, bazı müzisyenler müzik yapmaya karar veriyor, bir parça üzerinde anlaşıyorlar ve her biri sesi bilgisayara kaydediyor ve evde kendi bölümünü kaydeden bir video yapıyordu. Sonra bunlardan biri veya başka bir kişi müziği mixliyor ve videoyu düzenleyerek sosyal medya kanallarına yüklüyordu. Böylece müziklerini paylaşmış oluyorlardı. Pandemi sürecinde bu türden videolar, ‘Evde Kal videosu’ olarak adlandırıldılar. Dahası, evlerinde yalnız hisseden insanları olumlu yönde destekleme şansı buldular. Başka bir açıdan, müzisyenlerin ve müzikle uğraşanların daha fazla boş zamanları ve daha az işleri olduğundan, bu türden üretimleri  kendilerini topluma tanıtma fırsatı olarak ele aldığını da söyleyebiliriz.

Pandemi sürecinde müzisyenliğin diğer çıktıları

Hepimizin bildiği gibi, müzik konserleri, son yıllarda bir trend haline gelen ev konserleri veya ev etkinlikleri hariç, genel olarak halka açık yerlerde yapılmaktadır. Ancak, Covid-19 salgını sırasında, insanların bir araya gelmemesi için tüm halka açık yerler kapatıldı. Bu nedenle müzisyenler, müziğini icra edecek hiçbir yer bulamadılar. Bunun sonucunda geçimlerini sağlamak bağlamında, gelirleri üzerinde kötü etkiler ortaya çıktı. Bu süreçte bazı müzisyenlerin, çevrimiçi olarak özel dersler vermeye başladığı gözlemlendi. “Evde Kal” videolarını paylaşmanın yanı sıra, çoğu kurs ve müzisyenin sosyal medya kanallarında çevrimiçi dersler için reklam vermeye başladığı görülüyordu.

Google Arama Trendleri web sitesinden alınan sonuçlara göre, Google aramalarında ‘online ders’ kelimesi 90 günde (19 Ocak - 16 Nisan) Türkiye'de artmıştı;

Şekil 1. Google aramalarında ‘online ders’ kelimesinin artışını gösteren grafik BKZ Aşağıda…

Online müzik dersi kelimesine baktığımızda, Türkiye'de 90 günde (19 Ocak'tan 16 Nisan'a kadar) önemli derecede artış göstermişti.

Şekil 2. Google aramalarında online müzik dersi kelimesinin artışını gösteren grafik BKZ Aşağıda…

Yukarıdaki grafiklere göre, Ocak (2020) ayından Nisan (2020) ortasına kadar, müzik ve diğer alanlarda online eğitime yönelimin Türkiye'de büyük bir artış yakaladığı gözlemlenmektedir.

Bu yükseliş eğilimi, evde kalan insanların pandemi döneminde kendilerini geliştirmek veya dikkatlerini hastalıktan başka yöne çevirmek istediklerini göstermektedir. Daha çok boş zaman bulan ve bu süreci kendileri için fırsat gören insanların, 09:00 - 17:00 saatleri arasında çalışma, alışveriş çılgınlığı, trafik stresi gibi konulardan büyük ölçüde uzaklaşabildikleri için, hiç şüphesiz kişisel gelişim konusuna daha fazla ihtiyaç ve ilgi duyduğu söylenebilir. Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Endüstriyel toplumdaki modern insanların, neredeyse 100 yıldan beri hızlı şekilde akıp giden yaşamda, kendilerini gerçekleştirmek veya krizi bir fırsata dönüştürmek için eşsiz bir fırsat bulmuş olduğu bu süreçte dikkat çekici noktalardan olmuştur.

Müzik performansı ve medya

Pandemi günlerinde tüm dünyadan müzisyenler ve sanatçılar hakkında bir çok şey yazılmıştır. Bazılarının bu süreç hakkında ne söylediğine bakarsak;

Mitsuko Uchida

Müzik çalarken virüsü unutabiliyorum. Nisan sonunda kaydetmem gereken Beethoven’ın “Diabelli” Varyasyonlarını çalışıyorum; her gün bir alıştırma yapıyorum, böylece parçayı dinamik tutabiliyorum. Ayrıca önümüzdeki sezonlar için programlar yapıyorum: Mozart, Kurtag, Schumann, bunların arasında

Barbra Streisand

Çalışmak için iyi bir zaman ... Çok sessiz. Sevdiğim tek kısım bu.

Daniil Trifonov

JavaScript öğrenmeye başladım. Tamamen yeni bir şey, öğrenmek benim için ilginçti.

Ashley Fure

Yapmam gereken ya da yapabileceğim bir sürü şeyim var. Ama ben bunu yapamadım. İlk sekiz gün şaşkınlık içindeydim. Daha sonra zihnimi temizledikten sonra, pratiğimin ne anlama geldiğini ve şu anda dünyaya ne sunmam gerektiğini sorgulamaya çalışıyorum.

Philip Cam

Evde kalıyorum, müzik yazıyorum ve hiçbir şey yapmıyorum. “Sirk Günleri ve Geceleri” adlı bir parça üzerinde çalışıyorum. New York veya başka bir yerde olanları birbirine bağlamamız gerekmez.

Lang Lang

Bir sürü yeni repertuar öğreniyorum. Beethoven sonatının tüm koleksiyonuna bakıyorum. Normal zamanlarda haftalarca çalışmak için hiç zamanım olmuyordu. Artık zaman baskısı olmadan her şeyi okuyabiliyorum.

Müzisyenlerin 1 Nisan 2020'de New York Times’ta yayınlanan duyguları ve görüşleri sürecinde olumlu etkilerinin de olduğu göstermektedir. Müzisyenlerin çoğunun istediklerini yapmak için çok daha fazla zaman bulmaktan ve hatta zaman baskısı olmadan yeni bir şey öğrenmek için mutlu olduğu görülmektedir.

Türkiye'de ise Cihat Aşkın (Keman çalar), Gülsin Onay (Piyano çalan), Kerem Görsev (Piyano çalan), Erdal Erzincan (Bağlama çalan), İdil Biret (Piyano çalan) gibi bazı ünlü sanatçılar sosyal medyada canlı konserler verdi. Yaklaşık 730.000 kişi Gülsin Onay’ın canlı konserini sosyal medyada izledi. İstanbul Belediyesi tarafından düzenlenen “Sosyal Konuk” etkinliğinde Erdal Erzincan online konser verdi. İdil Biret, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın maskesiyle youtube’da düzenlediği bir konser verdi ve batı ve doğu dünyasının önemli düşünürlerinin mesajlarını iletti.

Çin'den sonra pandemiden en fazla etkilenen İtalya'da, müzisyen ya da profesyonel manada müzisyen olmayan kişiler de, balkonlarından ve pencerelerinden komşularına müzik performansı yaptılar ve bu türden performansların, insanlara zihinsel ve fiziksel olarak istikrarlı ve sağlıklı kalmak için pozitif enerji verdiği görüldü.

Kendini gerçekleştirme ve karantina

Pandemi sürecinde müzisyenlerle ilgili bazı örnekler verdik. Peki insanın kendini gerçekleştirme duygusunun süreç ile bağlantısı var mıdır?. Gerek tarihsel ve sosyolojik, gerekse kültürel ve ekonomik olarak, insan varoluşundan bu yana kendini inşa etmeye çalışan bir varlık olarak tarih sahnesinde yer almıştır. Bilindiği gibi insan, doğada hayatta kalabilmek için en faydalı bilgileri, deneyleri, ekipmanları kullanabilen kendine özgü bir varlıktır. Bu özellikler insanı sanata ve zanaata da yönlendirmiştir. Bu şekilde insan hayal edebilen, hayal edebilen ve bu hayal ve sembollerle görsel ve somut olarak yeni şeyler yaratabilen bir yaratıktır.

Freud’un psikanalitik teorisine göre kişilik üç ana yapıdan oluşur; id, ego ve süper-ego. Id insanın ilk günlerinde yeme, içme, dışkılama, cinsellik gibi ilkel unsurlardan oluşan bir yapıdır. Ego, dış dünya ile denge ve uyum sağlayan kişiliğin bir parçasıdır. Super-ego, toplumun değer yargılarına göre hareket etmeyi sağlayan kişiliğin ahlaki bir parçasıdır (Ağluç, 2013:2-3).

Görüldüğü gibi kendini gerçekleştirme, bireyin toplumdaki yaşamının en önemli parçalarından biridir. Bir tür kendini ifade etme biçimidir denilebilir.

Kendini gerçekleştirmenin en çarpıcı örneği Nazi toplama kamplarında görülmüştür. Nazi kamplarında ölümü bekleyen esirlerin ürettikleri yapıtlar, ‘sanat eseri’ olarak 1948'de Paris Modern Sanat Müzesi'nde sergilenmiştir. Dikkat çeken en önemli yapıtlar, sigara paketlerine gizlice çizilen bazı resimler olmuştur. Heykeller kırık masa ve sandalyelerden yapılmıştır. Bu eserlerin ana konuları korku, işkence ve acı çekmek temalarını kapsamaktadır. Müzedeki en dikkat çekici gösterge, insanların işkence ve eziyet altında olmasına ve umutlarını kaybetmesine rağmen, duygularını anlatmak için durmaması olmuştur. Nazi kamplarından kaçan ve hayatta kalan esaretlerden biri, bu faaliyetlerden “her gün hayatta kalmak için bunları yapmak zorunda kaldık” şeklinde ifade etmiştir (Ağlu., 2013: 11).

21. yüzyılda modern ve kent kültürü içerisinde yaşayan insanlar, kendilerini “özgür” hisseder. Aslında eski çağlarda veya kölelik dönemlerinde insanlar monarşi altındaki krallarına ait meta olarak kabul edilmektedir. 21. yüzyılın modern insanları “özgür” olduklarını varsayarlar, ancak yalnızca pozisyonların adları değiştirilmiştir. Modern insanlar bir kral için değil, bir şirket için çalışır. Şirketler modern zamanların yeni krallarıdır ve rezidans ya da ofis gibi yaşam ve çalışma alanları ise içlerinde yaşamak için her şey bulunan modern ‘hapishaneler’ olarak görülebilir. İnsanların çoğu farkında olmasalar da, bu tür binalarda çok daha fazla zaman geçirirler; ofiste çalışmak, spor salonunda egzersiz, kafe veya restoranlarda toplantı vb.. Kısaca pandemi döneminde eve kapanıp, özgürlüğünün kısıtlandığını düşünen insanlar, aslında normal hayatlarında da mekanların içinde sosyalleşen, çalışan, vakit geçiren varlıklardır.

Karantina döneminde evde kalmaktan sıkılan insanların yaşam tarzının, Covid-19'dan önce çok da farklı olmadığı söylenebilir. Elbette ailenizle veya tek başınıza tek bir mekanda uzun zamanlar geçirmek, zihinleri olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilir. Sandıkları kadar özgür olmayan modern insanlar, pandemi ve sosyal izolasyon sürecinde, Nazi kamplarındaki insanlar gibi bir çözüm bulmaya çalıştılar. Belki de bu dönem, 21. yüzyıl toplumu için hayatta göz ardı edilen küçük şeyleri ve ayrıntıları görmeyi sağlamıştır denilebilir.

Abraham H. Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi adlı bir teorisinde, insanların kendini gerçekleştirme ihtiyaçları için bir piramit vermektedir (Şekil 3.)

 

Şekil 3. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi… BKZ Aşağıda…

Maslow'a göre temel ihtiyaçlar kendini gerçekleştirme için yeterli değildir. Psikolojik ihtiyaçlara dayanan daha gerekli şeyler vardır; örneğin aidiyet ve sevgi ihtiyaçları, temel ihtiyaçlardan sonra kendini gerçekleştirme arasındaki önemli ihtiyaçlar arasında yer almaktadır. Ancak, Nazi kampları örneğinde olduğu gibi, bazı durumlar insanları bir şeyler yapmaya zorlamaktadır. Örneğin, Covid-19 salgını günlerinde insanlar kendilerini hiç güvende hissetmediler. Dahası, insanların ihtiyaç duyma veya aidiyet eksikliği vardı, çünkü insanlar telefonla veya dijital medyada iletişim kurmak dışında birbirlerini enfekte etmemek için bir araya gelemediler. Bu türden eksiklikler, kimi zaman insanların kendini gerçekleştirme için bazı ihtiyaçları atlayabildiğini göstermiştir. Ayrıca Maslow'a göre de, kişi her zaman oluşum sürecindedir ve asla sabit kalmamaktadır (McLeod, 2018). Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinin bir prototip modal olduğunu ve bazı durumlarda değiştirilebileceğini kabul etmektedir.

Dediğimiz gibi bu dönemde müzik ve sanat yapmak kendini ifade etmenin en önemli yollarından biri olmuştur. Bu meyanda durum ne olursa olsun, insanın  kendini asla ifade etmekten vazgeçmediği ve oluşum sürecinin her şartta devam ettiğini gözler önüne sermektedir..

Sonuç

Corona virüsü (Covid-19) ilk olarak Aralık 2019'da Çin'de Wuhan'da görüldüğünden beri, pandemi ve sosyal izolasyonunun dünyanın her yerinde insanlar üzerinde bazı kötü etkileri oldu. Bununla birlikte, insanların bu duruma acıyı paylaşmak, birbirlerini desteklemek, yeni şeyler öğrenmek, kendini geliştirmek gibi davranışsal tutumlar göstererek karşılık verdiği görüldü. Bu durumda, belki de en etkili yollardan bazıları müzik ve sanat oldu. Böylece müzik performansının iletişimdeki anlamı, önemli bir rol oynadı. Müzisyenler, ses veya görüntü kalitesi olmadan telefonlardan kaydedilen üretimlerini paylaştılar. Dahası bir araya gelmeden, videolar ve ses teknolojileri aracılığı ile birlikte müzik yaptılar. Ayrıca müzisyenler halka müzik yapamadılar, oline para kazanmak için özel dersler vermeye başladılar. Ayrıca online dersler ve online müzik dersleri aramalarının Google Trendler'e göre arttığı görüldü.

Finansal açıdan zor durumda olan müzisyenlerin dahi, becerilerini geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek, repertuarlarını geliştirmek, kitap okumak, film ya da belgesel ve televizyon dizileri izlemek, aileleriyle birlikte zaman geçirmek gibi aktiviteler ile süreçten pozitif çıkarım yaptıkları gözlemlendi. Neticede 21. yüzyıl yaşamının kaosunda, insanların kendileri için daha fazla boş zamana ihtiyaç duydukları söylenebilir..

Çalışmamızda son olarak, pandemik süreç kendini gerçekleştirme ile ilişkilendirildi ve değerlendirildi. Bu meyanda Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorisi, kendini gerçekleştirmenin nasıl olabileceğini tanımlamak için önemli bir gösterge oldu. Piramidin tepesine ulaşmak için bazı seviyeler olduğu, ancak kendini gerçekleştirme için bu seviyelerin bazılarını atlamanın kabul edilebileceği kanısı örnekler ile desteklendi. Teorinin fikir babası Maslow da bazı ihtiyaçların bireylerin durumuna göre değişebileceğini veya atlanabileceğini kabul ettiği belirtildi.

Tartışmalar

Bu süreçte salgının insanları yaşamın sosyal, kültürel ve finansal bölümlerindeki bazı uygulamaları ve davranışları değiştirmeye zorladığı görülmüştür. Buna göre, kapitalist dünyanın kurumları değiştirilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır. Ancak bu nasıl olabilir?. Soruyu cevaplamak çok zor. Tartışmalarda Covid- 19 sonrası dönemde, çalışma saatlerinin (08:30 - 17:30) değişebileceği söylenmektedir.

Bu dönemde konserler, etkinlikler, tiyatrolar, sinemalar, eğlence mekanları gibi tüm dünyadaki etkinlikler iptal edilmiş ya da bilinmeyen bir tarihe ertelenmiştir. Peki Oyuncular, müzisyenler, çalışanlar için durumlar nasıl olacak?. Bu soru da önemlidir. İnsanların birbirleriyle temasını önlemek için seyirci sayısının azaltılması, bilet fiyatlarında artışa neden olacaktır. Üstelik aynı mekanda fiziksel olarak ayrı olmak tiyatro ve konser gibi etkinliklerde, sanatçı ve seyirci arasındaki atmosferi anlamsız kılabilir. Çünkü sanat ve müzik veya eğlence şovları, endüstri bazında daha çok sosyal etkileşim için gerçekleştirilen etkinliklerdir. Örneğin bir barda partnerine dokunmadan dans ederken, davranışlar değişebilir ve bir mekan içinde dahi olsa, kişileri sosyal çerçeveden izole edebilir. Bunun sonucunda canlı konserler, etkinlikler veya şovları online olarak yapmak, ‘yeni normal’in trendi olabilir.

Covid-19 sonrası dönemde, insanların davranışlarının ve kurumların nasıl değişeceği hakkında daha fazla tartışma ve çalışmanın yapılması gerektiği açıktır. Yeni normalde bu soruların ve tartışmaların cevaplarını bulmak için, şüphesiz her alanda daha fazla araştırma yapmak gereklidir.

 

Kaynaklar

Ağluç, Leyla, 2013, Sanat Yaratıcılık Bağlamında İnsan ve Yaratma Güdüsü “İnsan Güdüsü Bağlamında Sanat Yaratıcılığı ve Yaratılış”

Bishop, Laura & Goeble, Werner, 2018, Performers and an Active Audience: Movement in Music Production and Perceptio, Musikpsychologie — Musik und Bewegung, Vol. 28

Frederickson, Jon, 1989, Technology and Music Performance in the Age of Mechanical Reproduction, Croatian Musicological Society

Gallo, Jules, 2011, NSA Signal Collection Equipment and Systems the Early Years-Magnetic Tape Recorders, a chapter from Center for Cryptologic History

Ghalem, A. & Okar, C.-Chroqui, R. & El Alami, S., 2016, Performance: a Concept to Define, Logistiqua Conference

McLeod, Saul, 2018 Maslow’s Hierarchy of Need, Simply  Psychology

Palmer, Caroline, 1997, Music Performance, Annu. Rev. Psychol.

Stone, Ruth, 2008, Theory for Ethnomusicology, New Jerse

Çevrimiçi Kaynaklar

https://kiyimuzik.com/pandemi-gunlerinden-karantina-sessizliginde-muzigin-halleri/

https://www.ntv.com.tr/sanat/corona-gunlerinde-gulsin-onaydan-evde-konser,ygMMGeJxj0yGyJUo33-tgg

https://www.nytimes.com/2020/04/01/arts/music/coronavirus-classical-music.html

https://www.simplypsychology.org/simplypsychology.org-Maslows-Hierarchy-of-Needs.pdf

https://trends.google.com/trends/

 

 

 

Haberin Diğer Fotoğrafları
Facebook'ta Paylaş
 
Anahtar Kelimeler:
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer YAŞANIM Haberleri
Bir emeklilik hikayesi… Tanburi Hakan Talu
Türkiye’de covit-19 sürecinde müzisyenler ve müzik performansına etkileri… Orkun Zafer Özgelen
Yorgo Vapuridis : Türkiye'nin ilk taverna müzisyeni

Yorgo Vapuridis : Türkiye'nin ilk taverna müzisyeni
Tanburi Sadun Aksüt arşivini İTÜ TMDK'ya bağışladı…
Dr. İlhami Gökçen: Kanada'dan Türk müzikolojisine kitaplar, köşe yazıları...
Zeki Müren ve Club 14…
Kebab dumanı konser iptal ettirdi...
Diğer Başlıklar

Prof.Dr. Gültekin Oransay'ın vefatının 31. yıldönümü...
İşlevsel Müzikoloji - Functional Musicology… Dr. Ayhan Sarı
28. Mavi Nota Müzik Ödülü Olimbera Voice Korosu’nun…
Seyit Yöre ile “Mesut İktu: Cumhuriyet’in 50 Yıllık Sesi” kitabı üzerine...
Müzisyenin çıkmazı… Dr. Fatih Coşkun*
İstanbul Müzik Müzesi Müdürlüğü’ne Dr. Ayhan Sarı atandı…
Toplumun "Korkuluk Argümanı" ve “Halil Sezai olayı”… Gökmen Özmenteş
Akademik yağmacılıkta ibret tablosu…
Fırat Kutluk ile “Beethoven“ kitabı üzerine...
Deneysel covit19 bulaştırma konseri…
Günün Sözü
Güzel sanatlarda en önde ve en çabuk yapılması gereken Türk müziğinin geliştirilmesidir...
(Mustafa Kemal Atatürk)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,31ms