Bugün - 10 Aralık 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Konuk Yazar

Konuk Yazar - Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner

Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner
Yazı Tarihi: 20 Aralık 2017 Çarşamba

Mevlevilik, Şeyh Ankaravi, Şeyh Galb dede, Esrar Dede, Nayi Osman dede, Ali Nutki Dede, Abdülbaki Nasır Dede, Itri, İsmail Dede ve daha binlerce evliya, mürşid-i kâmil, âlim, şair musikişinas ve hattatın yetiştiği, dünya tarihinin ve özellikle İslam medeniyetinin en önemli din ve hikmet kurumudur.

Rahmetli Hasan Şuşut’un, "Hakikat kaybolunca geriye ayinler kalır » dediği gibi bu zengin mirastan günümüze, dönmeyi meslek edinen Semazenler ve Müzisyenlerin sunduğu bir gösteriden başka birşey kalmamıştır.

Bugün Mevlevilik iddiasında bulunanların hali ve sözlerini, yetmişli yıllara kadar birkaçı hayatta olan dergahlarda yetişmiş zevatla kıyaslamak mümkün değildir.

Bir Mevlevi dervişinin geleneğin, tarikatın adabına uygun olarak yetişmesi için gerekli şartlar 1925 yılından bu yana iptal olmuştur.

Bir tarikat büyüğünü tanımış olmak, akrabası olmak, dönmesini bilmek ( yani sema çıkartmış olmak),
Ney üflemek, Mevlana hazretlerine ithaf edilen birkaç hikmetli sözü tekrar etmek, mevlevi kıyafeti giymek, Mevlana hazretlerini sevdiğini zannetmek Mevlevi dervişi olmak anlamına gelemez.

Bazı kimseler kendi kendilerine, Dede veya Postnişin gibi sıfatlar vermekteler, Dede olmak için önce Mevlevi tarikatında bir mürşide, intisab ile biat etmek, bir dergahta yaşayan derviş cemaatiyle birlikte bir müddet yaşamak gerekmekte. Eğer dergah şeyhi sizde kabiliyet görürse ve siz de niyet ederseniz « Çileye" soyunur ve adabına uygun olarak dergahta en fazla 1001 gün süren çilenizin tamamlanması gerekir. Günümüzde bu kaidelere ve tarikat geleneğine uygun olarak yetişmiş Mevlevi dedesi yoktur ve olması da mümkün değildir çünki dergahlar kapalıdır. Şeyh Galib hazretlerinin 34 yaşında devrin en büyük mevlevihanesine Şeyh ve mürşid olduğunu düşünürsek, Dedelik lakabının sadece ihtiyarlık anlamına da gelmediği ortadadır .

Postnişin ise, açık olan ve vakıfları olan bir dergahın edeb ve erkana uygun olarak yönetilmesi ve dergahın vakıf gelirlerinin maksadına uygun olarak harcanması görevi verilen halifedir.

Bu da günümüzde dergahlar kapalı ve vakıflar devletleştirildiği için geçerli olamaz, bu nedenle postnişinlik diye bir makam da olamaz.

Bütün bunlar sadece gösteri semaı için temsili sıfatlardır, gösteri esnasında kendisine, Şeyhlik postnişinlik, sıfatı verilenler bunun sadece gösteri için geçerli olacağını unutmamalıdır, ancak bazı cahiller bu temsili rolu sahi zannedip kibirlenmekte, yalan yalnış bilgiler, söylemler ile kendilerine ve etraflarına büyük manevi zarar vermekteler.

Mevlevi Dervişleri Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Şehir kültürünün ve özellikle İstanbul’un en zarif ve seçkin insanlarını oluştururdu. Çoğu, Farsça, Arabça hatta Fransızca dillerine bu dillerde eser verecek, tercümeler yapacak kadar hakimdirler, Makam musikisini eser besteleyecek, başta Ney olmak üzere bir enstrumanı üstadane çalacak kadar bilmekte. Dergahta yetişmeleri döneminde, Mesnevi Menakıbname okumuş, en azında imanını kuvvetlendirecek kadar İslami ilimleri tetkik etmiş. İman ve itikat sahibi insanlardı.

Günümüzün bir kısmı avrupalılaştırılmış bir kısmı ise köylüleşmiş toplumunun Mevlevi tarikatının kültürel mirasına, sadece Sema ile Musikiyle ve Mevlana Hazretlerine ithaf olunan uydurma şiirlerin saçma sapan tercümeleriyle, çiçek böcek edebiyatiyle, aşk, hoşgörü gibi içi boş sözlerle sahip çıkmak olanaksızdır.

Dervişlik kuru laf değil bir haldir, yani hali ve sözü bir olmaktır, bu olgunluğa ermek için ise, Hazreti peygamberin sünneti, Dini İslamın akaidi üzre, hal ehli bir mürşidin himmeti gerektir. 

Kâmil Mürşidler Allah’ın rahmetindendir ve bu rahmetten ümid kesilmez, aranan mürşid başta mevlevilik olmak üzere herhangi bir tarikatın kıyafeti içinde olmak zorunda değildir. 

Allah hepimizi Evliyanın sözlerini taklid ederek insanları kendine köle eden ruhani eşkiyadan muhafaza eyleye.

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
İlham Nedir ?.. Hasan Cihat Örter
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Kardeş çalgılarımızdan kamança, kemane, gyjak, rebab, ıklığ ve eğitimde ortak kullanım düşüncesi… Zekeriya Başarslan*
Yahya Şerfedinov’un Kaytarma Kitabı Üzerine Bir İnceleme… Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Başarslan (*)
Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner
Uluslararası H.S.Arel ve Türk Müziği Sempozyumu’nun düşündürdükleri: “Mûsıkîmizin polifonize edilme ütopyası artık bitirilmeli…“Salih Zeki Çavdaroğlu
Hüseyin Saadettin Arel Sempozyumu’nun Ardından… Prof. Dr. Gözde Çolakoğlu Sarı
Derleyen kişi türkünün sahibi olabilir mi?.. Burhan Tarlabaşı
Ermukan Saydam Sonsuzluğa Göçtü… Tuğrul Göğüş
TRT TSM Repertarı’ndaki eserlerin kaçta kaçı seslendiriliyor… Bayram Yurdacan (*)
Yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Projesi üzerine… Hüsrev Hatemi
Bir (Neo)Rokoko Üstadı: Tanburi Bestekâr Dürrü Turan… Şelâle Turan
Kronolojik Piyano Tarihi (1700-2005)… Derleyen: Buğra GÜLTEK
Vefatının 21. Senesinde Mûsıkîmizde Bir Ekol İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin... Salih Zeki Çavdaroğlu
Hulusi Gökmenli (1902-1975 Musikişinas-Gazelhan-mevlithan)... Cemil Altınbilek
Türkiye’deki çoksesli müziğin Atatürk Dönemi ve sonrasındaki durumu… Sabutay Uğur
İsimsiz ama muhteşem insanlar!.. Hıncal Uluç
"Pabucumun sanatçıları ve sahte vicdanları!.." Haşmet Babaoğlu
Zeki Müren düşmanlığı ve kıskançlığının kökenleri… Nihat Genç
Sanatçı İftarındaki Terslikler… Akif Beki
Zararlı ve yararlı musiki dernekleri ile korolar… M. Murat Oto*
İzmir Marşı - Kafkasya Marşı - Gazi Mustafa Kemal Paşa Marşı… Cemal Ünlü
Ela Altın ile Röportaj… Tuba Dere
İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nın kuruluşu hakkındaki ikinci yazım… Osman Babuşcu
İkiz Sanat… Fırat Kızıltuğ
Ah siz müziksiyenler, pardon müzik yiyenler, pardon müzisyenler.. Hakan Güngör
İdil Biret'in Adana ÇDSO Konserinin iptali üzerine… Tuğrul Göğüş
Fazıl Say nasıl yetişti?.. Ahmet Say
Tanburi Fahrettin Çimenli… Cemil Altınbilek
Geleneksel Mûsıkîmiz’ in bazı korolarının hâl-i pürmelâli n’ olacak acaba ?.. Salih Zeki Çavdaroğlu
Nüzhe… Günel Şahin Adıgözelova
GTM yaylı çalgıları için tasarlanmış “Gerdirme Sistemli ve Ayarlı Kemençe Yayı“… Dr. Mustafa Aydın ÖKSÜZ (*)
Çalgı yapımında kullanılacak ağaçların yetiştirilmesine önem verilmelidir… Tuğrul Göğüş
Ve Penderecki Yapıtlarını Yönetti*… Seyit Yöre
Dağ fare doğurdu... Müfit Semih Baylan
Diğer Yazarlar

Sedef ve sedefkârlık üzerine…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Günün Sözü
Öze taliptir, bu yüzden gözükmez göze…
(Ahmet Murat)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,25ms