Bugün - 13 Aralık 2018 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Konuk Yazar

Konuk Yazar - Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş

Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Yazı Tarihi: 12 Kasım 2018 Pazartesi

Fazıl Say'ın "Batı ve Doğu Müziklerinin Dost Olması" başlıklı yeni yazısı beni birçok açıdan heyecanlandırdı. Dost olmanın ve barışık kalarak eleştirmenin önemini anlamış olması sevindirici kendisi açısından. Son dönemde uzattığı "dost" eli ile barışa yaklaşan ve dostluk kavramını öne çıkarmaya başlayan Fazıl Say'ın şahsı değil burada önemli olan. Kamuoyunu yanlış ve eksik değerlendirmeler ile bilgilendirmek ve o dostluk iddiasını bu hatalı müzik teorik bilgiler üzerine oturtmak esas sorun. Bu dostluk eli öyle heyecanla, alelacele uzatılmaya başladı ki, okuduklarımız; iyi tasarlanmamış, müzik teorik açıdan analizden azade aşırı genellemelerle dolu, sevgi kelebeklerini her yerinde görebildiğimiz, müziğin evrenselliği ve yüceliği klişeleri üzerine dayanan, kişisel gelişim yazıları haline dönüşmeye başladı.

1. Öncelikle müzikler düşman ya da dost olamazlar. İdeoloji ve tarihin belirlediği sınırlar ve vakalar çerçevesinde yaşananlara bakmak gerekir. Durumu "öpüşüp barışın, siz kardeşsiniz" seviyesine indirgemeye gerek yok. Basitleştiriyor.

2. Yıllarca Halk Müziğimize (Aşık Veysel, Alevi kültürü ve müziği) yakınlık duyduğunu gördüğümüz, öyle tanıdığımız Fazıl Say artık Türk Sanat Musikisi'ne terfi etmiş görünüyor. Yöresel halk müziğimizi TSM kadar zengin ve değişik bulmadığını ifade eden Say bu noktada "karşılaştırma yapma ve birini diğerinin önüne ya da arkasına yerleştirme, sıraya koyma" gibi pozitivist, materyalist tavrına devam ediyor aslında. THM'deki tavır ve ağız zenginlikleri öyle derindir ki, iki komşu köyde bile değiştiğini görebilirsiniz. Kimileri bunu bir dağınıklık olarak görüp standartlaştırmaya çalışsa da bu taş gibi zenginliktir ve Say'ın iddia ettiği gibi THM, TSM'e göre daha fakir bir müzik değildir. Bu, meseleye bakışınızla yani düşünme paradigmanızla ilgilidir. Bir defa, THM ve TSM arasında zenginlik, derinlik vs tartışması müzik teorik açıdan intersubjektif bir hatadır. Çünkü birindeki özellik diğerinde aranmayabilir. Sosyal bilimde kültür analiz edildiğinde sonuçlar, o kültürü/kültürleri diğerine göre daha zengin, gelişmiş, ileride vs sıfatlar üzerinden sınıflamaz. Müzikal analiz müziği anlamak içindir, müziğe değer biçmek ve sıralamak kimsenin haddi olamaz.

3. Anadolu'daki bölge isimlerini taşıyan Yunan modları, makamlarımız, ayak sistemleri ve batının tonal müziği arasındaki analojiler, kurgu ve çizgisellik öyle ayak üzeri yapılmış ve hamaset kokuyor ki... Ionian modu bizde rast makamına dönüşürken batıda majöre dönüşmüş, yani kökü aynı. Bu yaklaşım yeni değildir. Arel-Ezgi perde sisteminde bize ait mikrotonal perdelerin olmaması, Sefai Acay'ın piyanoda makam öğretmeye kalkması gibi bir takım geleneğin otantikliğine karşı yürütülen dejeneratif hareketler hep bu düşüncenin diğer örnekleridir. Yani "aynı tarihsel/teorik köke ait bu ses dizileri aslında aynı şeydir, farklılıklara ne gerek var, standartlaştırmak gerek, zaten bu haliyle çokseslilik de olmuyor, olmadı geleneği değiştirelim" tarzı Hindemith kökenli kültür emperyalizmine ait propagandanın günümüzdeki artçılarıdır Say'ın bu değerlendirmeleri.

4. "Ney ve kudüm zaten tek sesli müzik değildir, akustik de değildir" cümlesinde ne denmek istendiği çok güç anlaşılıyor. Ney ve kudüm birlikteliği nasıl olup da çoksesli olabildi? Akustik ile ilgisi nedir? Sanırım akustik ortamda doğuşkanların tınlaması üzerinden doğan bir çok seslilik iması var burada. E tabi çok seslilik buysa eğer. Böyleyse, "zaten tekseslilik diye birşey de yoktur, her ses doğuşkanları ile doğal bir çoksesliliğe sahiptir" diyerek, üstü kapalı bir çokseslilik övgüsü ve "ondan kaçamazsınız, eninde sonunda çoksesliliğe varacaksınız" iması da gelir peşi sıra. Bunun ardından teksesliliğe de bir iki övgü yaparak dost eli uzatılır.

5. "Klasik" olana sığınma içgüdüsü ile Fazıl Say toplumu Itri ve Mozart arasına sıkıştırıyor ve bu isimlerin temsil ettiği değer ve kültür dışındaki ara tür/formları ve insanlığa ait diğer söylem, estetik ve değerleri yok sayarak benzeri Kıta Avrupa'sında bile kalmamış post-mortem bir Adornist tutum takınıyor. Hatta çoğu zaman Adorno'dan fazla Adorno'cu. Kültürel çalışmalarda önemli bir kuramsal zemin sunan Adorno böylelikle basit, sakil bir popüler kültür eleştirisi dayanağına dönüştürülüyor. Yani Say, temel aldığı dayanağı da dejenere ediyor. Ayrıca bir Fazıl Say klasiği olarak kırmızı çizgisi arabeske sataşma "idefix"inden vazgeçmeyip elitizmini tazelemeye devam ediyor. Elbette halka da, gerçek değerlerini bilmek vs. üzerinden akıl vermeyi ihmal etmiyor. Ha bu arada, arabesk müzik çoktan yok oldu, değişti, ve dönüştü. Sayın Say'a sakin olmasını tavsiye ederim. Öyle bir düşmanı (?) yok, kalmadı. Keza biz daha 90'larda biliyorduk böyle olacağını. Arabesk kentleşti, kent de biraz arabeskleşti. Olan budur, buna da sosyoloji denir.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
İlham Nedir ?.. Hasan Cihat Örter
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Kardeş çalgılarımızdan kamança, kemane, gyjak, rebab, ıklığ ve eğitimde ortak kullanım düşüncesi… Zekeriya Başarslan*
Yahya Şerfedinov’un Kaytarma Kitabı Üzerine Bir İnceleme… Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Başarslan (*)
Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner
Uluslararası H.S.Arel ve Türk Müziği Sempozyumu’nun düşündürdükleri: “Mûsıkîmizin polifonize edilme ütopyası artık bitirilmeli…“Salih Zeki Çavdaroğlu
Hüseyin Saadettin Arel Sempozyumu’nun Ardından… Prof. Dr. Gözde Çolakoğlu Sarı
Derleyen kişi türkünün sahibi olabilir mi?.. Burhan Tarlabaşı
Ermukan Saydam Sonsuzluğa Göçtü… Tuğrul Göğüş
TRT TSM Repertarı’ndaki eserlerin kaçta kaçı seslendiriliyor… Bayram Yurdacan (*)
Yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Projesi üzerine… Hüsrev Hatemi
Bir (Neo)Rokoko Üstadı: Tanburi Bestekâr Dürrü Turan… Şelâle Turan
Kronolojik Piyano Tarihi (1700-2005)… Derleyen: Buğra GÜLTEK
Vefatının 21. Senesinde Mûsıkîmizde Bir Ekol İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin... Salih Zeki Çavdaroğlu
Hulusi Gökmenli (1902-1975 Musikişinas-Gazelhan-mevlithan)... Cemil Altınbilek
Türkiye’deki çoksesli müziğin Atatürk Dönemi ve sonrasındaki durumu… Sabutay Uğur
İsimsiz ama muhteşem insanlar!.. Hıncal Uluç
"Pabucumun sanatçıları ve sahte vicdanları!.." Haşmet Babaoğlu
Zeki Müren düşmanlığı ve kıskançlığının kökenleri… Nihat Genç
Sanatçı İftarındaki Terslikler… Akif Beki
Zararlı ve yararlı musiki dernekleri ile korolar… M. Murat Oto*
İzmir Marşı - Kafkasya Marşı - Gazi Mustafa Kemal Paşa Marşı… Cemal Ünlü
Ela Altın ile Röportaj… Tuba Dere
İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nın kuruluşu hakkındaki ikinci yazım… Osman Babuşcu
İkiz Sanat… Fırat Kızıltuğ
Ah siz müziksiyenler, pardon müzik yiyenler, pardon müzisyenler.. Hakan Güngör
İdil Biret'in Adana ÇDSO Konserinin iptali üzerine… Tuğrul Göğüş
Fazıl Say nasıl yetişti?.. Ahmet Say
Tanburi Fahrettin Çimenli… Cemil Altınbilek
Geleneksel Mûsıkîmiz’ in bazı korolarının hâl-i pürmelâli n’ olacak acaba ?.. Salih Zeki Çavdaroğlu
Nüzhe… Günel Şahin Adıgözelova
GTM yaylı çalgıları için tasarlanmış “Gerdirme Sistemli ve Ayarlı Kemençe Yayı“… Dr. Mustafa Aydın ÖKSÜZ (*)
Çalgı yapımında kullanılacak ağaçların yetiştirilmesine önem verilmelidir… Tuğrul Göğüş
Ve Penderecki Yapıtlarını Yönetti*… Seyit Yöre
Dağ fare doğurdu... Müfit Semih Baylan
Diğer Yazarlar

Sedef ve sedefkârlık üzerine…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Günün Sözü
Öze taliptir, bu yüzden gözükmez göze…
(Ahmet Murat)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,45ms