Bugün - 20 Temmuz 2019 Cumartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 29°°C
Yazar Detayları

Gökmen Özmenteş

Gökmen Özmenteş - Biriktirilmiş entelektüel refleks ve eril elitizmin sembolik şiddeti…

Biriktirilmiş entelektüel refleks ve eril elitizmin sembolik şiddeti…
Yazı Tarihi: 11 Temmuz 2019 Perşembe

Kültürel elitizm özellikle de müzikteki yansımaları hakkında yazıları olan bir akademisyen olarak başlıca derdim mevcut çatışma(lar) ortamının bir besini olarak kültürel ikiliklerin sonlanmasıdır. Ancak bunun beyhude bir niyet olduğunun da farkındayım, çünkü çatışma en az iki tarafça yürütülen, esasen kaybeden tarafın olmadığı, herkesin kendi kitlesinin alkış ve türlü desteğini bolca aldığı bir (yeni) kapitalist sistemdir. Bu yeni kapitalist sistemde biriktirilen sadece doğrudan para değil, gün olup paraya dönüşecek olan imajlar, sosyal medya desteği ve reytingdir. Dolayısıyla kültürel sermaye de bir yatırım şekli olarak düşünülebilir.

Bourdieu'nun kültürel sermayesindeki kültür olgusu kapitalizm içinde sadece saf bir "kültür" olarak kalmamış ekonomik sermayenin bir ürünü haline gelmiş durumdadır. Örneğin rokfor peyniri, kebap, klasik müzik vb. Çünkü bunlar sadece bir kültür ürünü değil bir endüstrinin küresel ürünleridir artık. Ancak, kültür ve sanatın hiyerarşik kültürel ikiliklere hapsedilmesinin alabildiğince ahmakça, hatta kötü niyetli bir tutum olduğunu belirtmekte fayda var. Kültürel elitizmin uzunca süredir sembolik hatta yer yer açık şiddet alanı elbette popüler kültür ve popüler olan her şeydir. Elitizmin yüksek idealler, fikirler, estetik şeyler, derin fikirler ve yücelikler gibi belirsiz ancak sahiplendiği (kapattığı) şeyler dışında kaldığını düşündüğü her şey sembolik şiddete maruz kalmaya adaydır. Bu şiddet dürtüsü her ne kadar evrensel, estetik, ileri, gelişmiş, yüce vb. şeylerin uğrunda yapılıyormuş gibi sunulsa da temelde bir takım talihsizlikler ve haksızlıklar (?) sonucu kaybedilmiş kültürel ve ekonomik sermayenin/iktidarın geri alınmasına yönelik tahayyülün tezahürleridir. Mesele eldeki kültürel sermayenin ekonomik sermayeye dönüşme olasılığının zayıflamasına ve el/içerik değiştirmesine verilen gömük "kapitalist" reflekstir. Bu sembolik şiddetin baştan sona eril bir mantıkla idare edildiği de açıktır. TV reklamlarında bulaşıkların kadınlarca yıkanması, erkeğin eve geldiğinde nefis bir yemek masası ve makyajlı bir ev hanımınca karşılanması, Magnum yiyen ya da traş olmuş adama dayanamayan kadın gibi sahneler kadına yönelik sembolik şiddetin örnekleridir.

Müziğe geldiğimizde de durum aynıdır. Yüksek, iyi, gelişmiş, ileri ve evrensel (?) müziğin savunucuları hep erkektir. Y(T)aptıkları müziğin kibar, naif ve zarif imajının ardında kendi idealleri dışındaki müziklere ve müzisyenlere sembolik şiddetin türlüsünü hatta açığını uygulamaktan çekinmeyen elitist müzikçilerin en önemli özelliklerinden biri de esasen karşı oldukları dini cemaatlerdeki sosyolojik ilişkilerde olduğu gibi müritlerince uçuruluyor olmalarıdır.

Sembolik ya da açık şiddet, çevre desteği (gazı) ve sözüm ona muhalif kimlik üzerinden çatışma ortamından nemalanma gibi özellikleriyle çatışıyor göründükleri kitlenin sosyo-psikolojik özelliklerinden pek farkı olmayan kültürel elitistlerin bizdeki serüveni benzersiz olup başlı başına bir çalışmayı hak etmektedir.

Değişen dünyaya ayak uyduran ve bir şekilde hayatta kalan, hatta eskiye kıyasla insanlarla çok daha güçlü ve sıkı şekilde ilişki kurmayı beceren müziğin bu yaşam refleksi (ya da insanların her şeye rağmen kendilerine göre bir müzik üretmeleri ki, J. Blacking'in "humanly organized sounds" tanımına uygundur) kültürel elitistler açısından bir "yozlaşmadır"...

Kısacası eril tahakkümün ister popüler kültür isterse de yüksek kültür kanadında kapatmaya çalıştığı, başkalaşmasına izin vermediği, yolunu çizdiğinde yozlaşmakla itham ettiği kader ortaklarıdır müzik ve kadın...

Şimdilik bu kadar diyorum, sevgiler.

 

  

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Biriktirilmiş entelektüel refleks ve eril elitizmin sembolik şiddeti…
Parazit Melodi Sendromu
Climax: Foucault ve müzik perspektifinde bir analiz…
Gerçek klasik müzik bu değil…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Popüler müzik videolarında ezoterizm ve bir analiz…
Diğer Yazarlar

Müzikoloji deyince...
Beste türkülere bir yenisi daha eklendi: “Zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem aman“…
Nâyi Mustafa Kevserî'nin Mecmuasında aşiran perdesi…
Çalgı Müzesi - Çalgılarımızın bir müzesi yok, ancak müzesinin enflasyonu çok!..
Biriktirilmiş entelektüel refleks ve eril elitizmin sembolik şiddeti…
Koro sendromu…
“Mızıka“ kelimesi ile “mızıkçılık“ arasındaki ilişki…
Müzikoloji ve Ökten’den Sanat Felsefesi…
Fuzûlî’de (Türk dili/ Nazım dili) çelişkisi (ve çıkmazı)...
Günün Sözü
Kendine bak kendine. Özüne, sözüne, benliğine. İlgilenme kimseyle... Kim ne yemiş, giymiş? Bundan sana ne... Sen kendini besle. Bilgiyle, sevgiyle, şefkatle... Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine...
(Can Yücel)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,38ms