Bugün - Tuesday, October 4, 2022
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulasin
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 27°°C
Yazar Detayları

Gökmen Özmenteş

Gökmen Özmenteş - Toplumun

Toplumun "Korkuluk Argümanı" ve “Halil Sezai olayı”… Gökmen Özmenteş
Yazı Tarihi: Friday, September 18, 2020

Şarkıcı Halil Sezai yaşlı bir insanı, film çekimi amacıyla kiraladığı İstanbul Tuzla'daki evin yanı başında ikamet eden komşusunu dövdü. Sahneler video kameralarına yansıdı ve haber akışları, yorumlar başladı… Aslında H. Sezai sanatçılığından bağımsız şekilde "hata yapmış, suç işlemiştir". Şahsen eleştiri noktam budur. Sanatçılığını da aşağı çekerek yapılan eleştiriler açık bir "korkuluk argümanı" olup linç dürtülerini işaret etmekte, en az açık şiddet kadar tehlikeli bir toplumsal hatayı tetiklemektedir…

Halil Sezai kınamalarında dikkatimi çeken birçok husus var. Bu hususlar Sezai’nin eyleminden bağımsız bir çağrışımlar zinciri üretiyor zihnimde. Öncelikle ahlaki idealler ve sanatçılık birbirine karıştırılıyor. Tarih ahlaki açıdan tartışmalı hatta tartışmasız sorunlu bir sürü sanatçı çıkarmıştır. Ahlaki hatalar, hatta suç, bir kişinin sanatsal becerileri üzerinden aşağılanmasına neden olamaz. "Sanatçı topluma örnek olmalıdır" vs. klişesine girdiğimizde bin yıllık bir tartışmanın içinde debelenme olasılığımız büyüktür. Öyle örnekler vardır ki, duyduğunuzda şaşırır, “bu adam öyle biri olamaz” dersiniz. Ancak gerçektir. 

Aslında H. Sezai sanatçılığından bağımsız şekilde "hata yapmış, suç işlemiştir". Şahsen eleştiri noktam budur. Sanatçılığını da aşağı çekerek yapılan eleştiriler açık bir "korkuluk argümanı" olup linç dürtülerini işaret etmekte, en az açık şiddet kadar tehlikeli bir toplumsal hatayı tetiklemektedir. Korkuluk argümanı kısaca, bir görüşü çarpıtarak eleştirmektir. Örneğin cezaevinde yatan ve insanların bir anlık öfke ila hata işlememesi gerektiğini söyleyen bir hükümlüye “sen bir katilsin, sus, bu konuda konuşamazsın” denemez. Çünkü o kişinin yanlış bir eylemde bulunması ile fikrinin doğruluğu farklı hususlardır. H. Sezai meselesinde de karışan nokta budur. Sezai etik olmayan bir davranış sergilemiş ve suç işlemiştir. Ancak eleştiriler Sezai örneğinde ideal bir insan olarak “sanatçı ve topluma karşı vazifeleri” minvaline çekildiğinde sapla saman karışmakta, 18.yy kutsal sanat/sanatçı miti hortlamak için fırsat bulmaktadır.

“…topluma örnek olmalıdır” cümlesi öyle bir geçer akçedir ki, boşluğa ne koyarsanız koyun işler. Mühendis, doktor, siyasetçi, öğretmen, muhtar, çilingir vb. meslek gruplarından kimse bu ideali reddettiğini, ona uymadığını söyleyemez. Bu noktada ifadenin en bağlayıcı kısmı balı değil devamı yani “topluma örnek olma” vazifesinin yükünden kaçamamak gerçeğidir. Batıda “iyilik ve güzellik” arasında kurulan klasik estetiğin ahlaki yücelikleri içerecek şekilde genişletilmesi, yaygınlaşması ve uzun süre önce başlayan modernleşme/garplılaşma maceramızla birlikte bizim de sanat ve düşünüş biçimimize sızması bugün gördüğümüz kutsal sanat ve sanatçı mitinin arka planıdır. Sanat ve sanatçı iyiyi, güzeli ve doğruyu temsil etmelidir sözü o denli ideal bir dünya tasavvuru ve sanat misyonu çizmektedir ki, sanatın bunun dışında kalan 20.yy direnişleri bir anda belleklerden uçup gitmektedir. Hele ahlaki ve estetik açıdan idealleştirilen batı sanatından çok sayıda figür, vaka ve dönemin bir anlığına görmezden gelinmesi ve sanatın topyekûn bir “ahlaki yüceliğin” simgesine dönüştürülmesindeki tuhaflığı görmemiz H. Sezai’nin günümüz düşün hayatına fark etmeden sunduğu büyük bir katkı olmuştur.

Halil Sezai meselesinde Cihat Aşkın'ın* Facebook sayfasındaki eleştiri ve yorumlar bir sosyal bilimci ya da müziği toplumsal bağlamda inceleyen biri için inanılmaz bir veri kaynağı. Açıkçası ben son derece heyecan duydum okurken. Sosyal medya bugün çok eşsiz veriler sundu. Teşekkürler Halil Sezai ve dayak yiyen amca...şiddeti eleştiren kitlenin de şiddetle yatkınlığını ve bu bahane ile seçkinci tuhaflıklarını gördük. Sezai'yi dövmek isteyen, linç sever bu "yüksek hassasiyetli" kitle bir sorun değil mi? Mesela Puccini nasıl bir adamdı desek? Ne yanıt verirler? Açık konuşmak gerekirse; "ben yıllarımı sanata verdim ama toplum bu zibidiyi sanatçı sandı, görün bakın sanatçınızı, kıymetli olan benim" diyen bir psikoloji görüyorum o eleştiride. Ardında da buna destek veren goygoycu, sanal bir elitist kitle kendini tatmin peşinde.

Desenize, korkuluk argümancıları kendi korkuluklarını taşlıyor…

_______________________________

(*)https://www.facebook.com/CihatAskin/photos/a.244450635736937/1615969891918331/?type=3&theater

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Fazıl Say'ın Feyzi Erçin'e desteği…
İşlevsel müzikoloji’ye teorik bir bakış…
Pür Müzikoloji’ye Doğru: Eleştiri, Özgünlük ve Mücadele...
İlerleme ve müzik ilişkisi bağlamında geleneksel çalgı öğretiminde metotçuluk...
Muammer Sun “Türk kalarak çağdaşlaşmak“ ...
Maverıck Sabre vesilesiyle…
Değişime direnmek…
Atiye, Şaman Teyzeler ve kriptomnezi...
Müzik Eleştirileri -1- "Samida Doğal mı?.."
Toplumun "Korkuluk Argümanı" ve “Halil Sezai olayı”… Gökmen Özmenteş
Görüşme odaklı çalışmalar bir şey söylüyor mu?..
Müzik gerçekten birleştirir mi?..
Müzik eğitimi ve eğitimcileri uzaktan eğitime ne kadar hazır?
Branş öğretmenlerinin ilköğretimde derse girmesi...
Sosyalleş diyorum sana…Yalnız şey!..
Murat Karahan konseri ve apolitik bir beğeninin olanağı…
“Ruhan Alpaydın - Batı Müziğinin Yakın Doğu Kökleri“ yazısına değerlendirme ve katkı...
Twitter Aforizmaları Twitizma’lar ve Yararları…
Ah Bu Hipotez Bağımlılığı...
Sanal korolar, ses bağışı ve müzikte sosyal sermaye…
Müzikal post-truth pandemisi ve etik…
Müzik, ideoloji ve zizek
Müzik ve şiir için kaygılanmak…
Tanıdık bir öykü bu…
Musiki Muallim Mektebi Çalıştayı’nın ardından…
Celal Şengör vesilesiyle: “Milli musiki” fikri ne kadar milli?
Bir Müzik Eleştirisi Talebi ve Müzik Camiamızın Hal-i Pür Melali…
Sanat insan seçmez, seçim kültüreldir...
Türküler bizim...
Tekelleştirilmiş entelektüelizm…
Biriktirilmiş entelektüel refleks ve eril elitizmin sembolik şiddeti…
Parazit Melodi Sendromu
Climax: Foucault ve müzik perspektifinde bir analiz…
Gerçek klasik müzik bu değil…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Popüler müzik videolarında ezoterizm ve bir analiz…
Diğer Yazarlar

Türk Musikisi’nde enstrümantal icra ve virtüözlük...
Corona günlerinin verimi: “Müzik Eğitiminde Çok Bileşenli Pedagojik Yaklaşımlar ve Öğretme-Öğrenme Yaklaşımları”
Kadersiz Türküler -2 - : "Erkilet günaydı(n)"...
Kitabu İlmi'l-Musiki Alâ Vechi’l-Hurûfât'ın müellifi kimdir? -16-
Meslek eğitimi ve çalgı yapım bölümlerinde öğretim planları -1-
Fazıl Say'ın Feyzi Erçin'e desteği…
Oktay Dalaysel - Büyük bir insanı daha yitirdik...
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
O yönetmen ve “filmi“...
Koro sendromu…
Yazılarınızı bekliyoruz... Musiki Dergisi
Orkestra müziğin fabrikasıdır...
Üzeyir Hacıbeyli'nin 130. doğum yıldönümü anısına...
1000 el, 1 sanat…
Neveser Kökdeş olayı…
Meragi niçin 24 şube dedi? Hurufilikten etkilendi mi?..
Çevrimiçi Türk Halk Musikisi Videoları: "Konma Bülbül Konma Nergis Daline"
Günün Sözü
"Bilgi artık her yerde..."
(Ayhan Sarı)
Yazarlar 
Röportajlar
Hasan Saltık ile müzik endüstrisi üzerine bir söyleşi… Süleyman Fidan[1]
Süleyman FİDAN: Efendim, Neşet Ertaş’la başlayalım. Neşet Ertaş’ın kaç eseri sizde? Sayı alabilir miyim? Hasan SALTIK: On yedi tane ser...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritasi
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynagi
Hakkimizda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm haklari sakli tutulmaktadir.
Bu sitede yayinlanan tüm resim, materyal ve içerigin telif haklari tarafimizca sakli olup izinsiz alinip kullanilamaz.
0.38ms