Bugün - 23 Eylül 2018 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - Sempozyum dönüşü...

Sempozyum dönüşü...
Yazı Tarihi: 27 Kasım 2014 Perşembe

Geçen hafta yine bir sempozyumdaydık. Katıldığımız kongre/sempozyum/panel vb toplantı sayısı hatırı sayılır bir rakama ulaştı. Tabii ki sayıdan ziyade kazanım ve bu kazanımı çevreye/topluma yansıtabilmek önemli. Sayı artınca, yıllar geçince doğal olarak eski ile bugünü gözleme, karşılaştırma imkanına sahip oluyorsunuz...

Her değerlendirme başkalarınca makbul olmayabilir.

O kişi değerlendirmeleriyle kabul görebilir veya görmeyebilir.

.  .  .

Sözkonusu etkinlikler sırasında bilim ve sanat insanları o süre içinde hep birlikte aynı ortamda bulunurlar ve bu aynı ortamda bulunmalar artıp, yıllar geçtikçe, gide-gele birbirlerini tanımaya başlarlar.

Ve her yıl yeni katılımlar olur gençten, gençten.

.  .  .

Sempozyumdan döndükten sonra kişileri şöyle bir bir anılarınızın önünden geçirirsiniz.

Ben de dönüş yolculuğunda öyle yaptım.  Sempozyum ortamında birlikte olduğum, bildirilerini, fikirlerini, düşüncelerini dinlediğim insanları bir-bir gözümün önünden geçirdim. Sonra kendi kendime sonuç çıkarımı yaptım.

Şöyle ki:

"Kimisi bildirisini sunuyor, çekiliyor; Kimisi sunuyor, bir daha görünmüyor, gezmelere gidiyor; Kimisi etrafına neş'e, bilim, ışık, güven saçıyor; Kimisi bildirisinde sunduğu konunun en önemli konu olduğu düşüncesiyle en ufak bir fırsatta gördüğü kişi/kişilere bildirisini tekrar tekrar sunmaya çalışıyor; Kimisi herşeyi tamam olduğu halde sırf yabancı dili eksik olduğu için sahip olamadığı titr yoksunluğunun kompleksini yaşıyor; Kimisi titrini,  için için manalı tavırlarla çevresindekilere yansıtıyor; Kimisi meslek alanının tümüne hakim olduğunu, herşeyi kendinin bildiğine inandırmaya çalışıyor; Kimisi önemsenmek için yapmadığını bırakmıyor

Şeklinde arttırılabilecek çeşitli bilim/sanat insanı çeşitleri..."

Bunlar düşünümden geçip giderken can alıcı soru belirdi:

Bu bilim adamlarının "hangisi kişisel, hangisi toplumsal" alana hizmet ediyordu?

Hangisi kendi sorunundan, hayatında olumlu/olumsuz yaşam tecrübelerinden öte,  gerçekten toplumun geleceğine dönük bilim yatırımı yapıyor veya yapma/yapabilme yeteneğini haiz idi? Düşündükleri, yazdıkları, uyguladıkları geleceğe bir yatırım olarak algılanabilir miydi? Hangisinin bilgisi gününün veya geleceğin insanına yardım etmek amacını taşıyordu?

Ve hangisi dün söylediği yanlış bilgiyle bir sürü öğrenci yetiştirdikten, onları yanlış yönlendirdikten sonra o bilginin doğrusunu anlayıp söylemini değiştiriyor, eski söyledikleri/yaptıkları hiç yokmuş gibi hayatına devam ediyor ve bunu bir mesleki yaşam biçimi haline getirdiğinin farkındasızlığında neden hiçbir eksiklik hissetmiyor ve de en önemlisi hissettirilmiyordu?

Hangisi geçmişte bilimsel çalışmaları arasına koyarak titr kazanımı sağladığı yazılarını şimdi köşe bucak saklıyor, buna da gelişim diyordu?

.  .  .

Gözlemimizi tıp doktorundan müzikbilim doktoruna, profesörüne değin şöyle bir uyarlamaya çalıştık.

Neden mi? İlk aklımıza gelen ve de bize yakın meslek alanları olduğu için.

O tıp doktoru ki kendini geliştirmiyor, alanıyla ilgili buluşları, gelişmeleri takip etmiyor,  polikliniğe gelen birçok insanın hastalığının geçmemesine, hatta ölümüne sebeb oluyordu.

Müzikbilim mesleğinde o tür insan, gelişim kelimesini kendisinin titr yükselmesi olarak algılıyor, bunun için ilişkilerini, makamını, uluslararası etkinliklere katılımda kendisini tanımayanları kullanıyor; mesleki olarak okumuyor, yazmıyor, ona teslim edilen öğrencileri eksik, yanlış bilgilerle yetiştiriyor, söylemde büyük laflar etmesine karşın uygulamada hiçbir şey yapmıyor, toplumsal gelişimi engelliyordu.

Oysa hadis gerek toplumsal, gerekse bireysel gelişim yolunu ne güzel özetliyordu:

"İnsanın hayırlısı, insana faydalı olanı" idi.

.  .  .

Yakın meslek çevresinden tıp doktoruna, politikacısına, yöneticiye;  kişisel mi, toplumsal mı olduklarının bakış açısı kazanımı toplumsal gelişmede fayda sağlayabilir.

Örneğin: Günümüz seçim sistemi kişisel mi, toplumsal mı? Günümüz demokrasisi kişisel mi, toplumsal mı?

ve biz:

Kişisel miyiz, toplumsal mı?

Ve o can alıcı soru yine karşımızda:

Kim kişisel, kim toplumsal?..

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Para karşılığı akademik yayınlar skandalı…
III. Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali’nin ardından...
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzisyen çeşitleri…
Koro sendromu…
Arif Sağ 2018 Röportajından seçmeler…
Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Müzikoloji, Lazkiye ve Mehmet Ladiki…
Esin Atıl’ın Levni ve Surname" kitabında çalgı adlandırma yanlışları (2)…"
Günün Sözü
Kendine bak kendine. Özüne, sözüne, benliğine. İlgilenme kimseyle... Kim ne yemiş, giymiş? Bundan sana ne... Sen kendini besle. Bilgiyle, sevgiyle, şefkatle... Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine...
(Can Yücel)

Yazarlar 
Röportajlar
Frankfurt Musicmesse'de Hohner ve Stephan Wieland ile röportaj…
Frankfurt Müzik Fuarı'nda fabrikası Almanya Trossingen'de bulunan Hohner akordion ve ağız mızıkası  firmasının satış müdürü Stephan Wie...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,44ms