Bugün - 13 Aralık 2018 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Ayhan Sarı

Ayhan Sarı - Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..

Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Yazı Tarihi: 10 Kasım 2018 Cumartesi

Tuluyhan Uğurlu Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Konferans Salonu'ndaki etkinliğinde şöyle demiş:

"Yıllarca mehterle alay ettik. Bunu da çağdaşlık olarak gördük. Mehterin iki ileri bir geri yapmasına rakı masalarında kahkaha attık. Bunu yaptık. Hala da yapıyoruz. Ancak mehter hakkında bir şey bilmeyi gericilik zannettiğimiz için, mehterin yürürken sağa sola selam vermesinden dolayı öyle bir hareket yapmasını çok az insan bilir… Dünyaya kendimi Anadolu medeniyetlerinin savunucu olarak sunuyorum. Bunu yaparken de 'Ailem ve ben Müslüman'ım, Osmanlı'yı ve Selçuklu'yu savunurum, Bizans'tan da bana ne' falan demiyorum. Çünkü Abdülhamit de dememiştir." http://www.milliyet.com.tr/her-enstruman-bir-medeniyeti-temsil-konya-yerelhaber-3129324/ 

Osmanlı ile batılılaşma arasındaki geçişin travmaları hala atlatılamadı. Oluşan saplantılar yüzünden kültürel gelişmemizi gerçekleştiremedik. 1826'da Yeniçerilere duyulan öfke onun müzik organı olan mehter için de yıllarca devam etti. Gelişme, Padişah II. Mahmud'a batıyı olduğu gibi almak olarak algılatılınca, özellikle müzik emir komuta zinciri dışında benimsenemedi. O müzik ki azınlıkların müziği olarak kaldı. Bizim müzikologlar da azınlıkların müziğini herkesin müziği olarak yazdılar yıllar yılı. İstanbul'a bir yaylı orkestra geldiği kaynağını okuyunca sanki çok büyük bir orkestra gelmiş, herkes seyretmiş gibi intibalar uyandırdılar. Sarayda Muzika-yı Humayun'da kurulan bando ve orkestrayı abarttılar da abarttılar. Bu bando ve orkestranın içeriğine, seslendirebildiği eser kapasitesine giremediler.

On yıllardır süregelen Türk-batı çatışması çekirdekte devam ediyor.

Batılılaşma uygulamalarının faydası olmadı mı? Oldu tabii ki. Ama bir o kadar da zararı… Tembelce, inovasyondan uzak davranıp, olduğu gibi alınmasaydı, bu toprakların müziği ile harmanlanıp dünyaya sunulması için bilinçli çalışmalar, uygulamalar yapılsaydı... Böyle ileri düşünebilecek devlet adamı/bürokratı/yöneticisi Atatürk'ten sonra maalesef hiç gelmedi. Gelen de kısa sürede yok edildi.

Geçen yıllar ve uygulamaları sonucu her iki tarafta da törpülenme süreci yaşandı. Şimdilerde kim kimi törpülemiş, törpülemeye devam ediyor, daha net görebiliyoruz. 

Örneğin on yıllardır batı müziği yayını yapan radyo kanalının sadece üç büyük kentte yayın yapar hale getirilmesi... O kanaldaki program yapımcılarının sadece yurtdışından temin ettikleri klasik müzik eser seslendirme kayıtlarıyla, yabancı dilden bölük pörçük çevirdikleri üç kelam ve 20-30 dakikalık müzikle bu işi ömür boyu sürdüreceklerini zannetmeleri gerilemeye neden oldu.

Öğrencilerini "batı müziğini yayacak olan mikrop" olarak betimleyen hocaları tarafından edindirildikleri o "ben müzikte ileriyim" böbürlenme içerikli havalarının; erimeleri ve nihayetinde yok olmaları sonucunu getirdiğini onlar bugün daha net görebiliyorlar. Batı müziği "radikal" uğraşanlarının kendilerini senfonik orkestral müzik sisteminin bir parçası olarak görmeleri, o zararlı tarikatçılığın bir başka boyutu gibiydi.

Tüm dünyada, İran dahil, az gelişmiş ülkelerde dahi senfoni orkestraları ve opera bale sahnelerinin olması ağın boyutunu ve bu ağ sayesinde elde edilen çıkarların büyüklüğünü gözler önüne sermektedir.

Bu arada repertuarını klasik batı müziğinin gözde dağarından oluşturan Andre Rieu Orkestrası'nın İstanbul'da 20.000 biletli izleyiciyi toplayabildiğini parantez içinde belirtmek gerekiyor.

Senfoni orkestraları ve bestecileri 19. yy dan sonra saraylardan, krallıklardan, imparatorluklardan çıkarak mekan değiştirmişler, dünyaya hükmedenlerin müzik organı  haline gelmişlerdir. Senfoni orkestralarından bunların alt yapısını destekleyen dergi, dernek, kulüp, okul tarzı kurumlara değin hepsi bir amaca hizmet etmektedirler. Bu amacı onlar müzik olarak nitelendirseler de o amaç müzikten çok öte, beğeni ile karışık aidiyet duygusu nitelikli sosyal amaçları barındırmakta, içermektedir. 

Sanatın evrenselliği bir yere kadar kabul görebilir iken belli bir yerden sonra dünyaya hükmedenlerin propaganda aracı haline geldiği, hükmedenlerin bir organı olduğu izlenimi ağır basar olmuştur. Bu kuşku dünyada sanatın seyrini de değiştirecek gibi görünüyor. 19.yy sonunda başlayan "müzikte ulusalcılık" akımı, bugün durumu kavrayan ülkeler (örn. Kazakistan, Moğolistan, Çin) tarafından  yerel kültür değerlerini, çalgılarını, çalgılarından bireşme yeni orkestrayı  başlangıç alan, bunda da başarılı olan bir hareketin başlangıcı gibidir. Maalesef Türk müziği bu harekette henüz görünür değildir.

20.yy da -3-4 asırlık gelişme sonucu oluşmuş- kalıpsal bir senfoni orkestrası söz konusu iken 21.yy'da o kalıpsal senfoni orkestrasının soundunun tekdüzeleştiği görüşleri daha ağır basar olmuştur. Aslında bu tekdüzelik 20.yy 'da A. Schönberg, A. Berg ve A.Webern ile giderilmeye çalışılmış, arkasından 20.yy ikinci yarısına doğru işlevselcilik, noktacılık vs tarzında başka arayışlar ile sürse de batı müziği destekleyicileri ve o sistem kendini çabuk toparlamış, hegemonyasını müzikal manada hemen tüm dünyada sürdürmeyi başarmıştır. İran'da bile kadın müzisyenleri başı kapalı bayanlardan meydana gelen senfoni orkestrası bulunduğunu bilmem söylememize gerek var mı?

20. yüzyıl içindeki müzikal verimlilik Türkiye açısından parlak geçmemiştir. Raflar seslendirilmemiş yapıtlarla doludur. Durumu patinaj, bir debelenme olarak tanımlamak hiç de yersiz olmayacaktır. Erozyon her iki müzik cenahında kendini açıkça gösterir boyuta gelmiştir.

GTM'de makam zenginliğinin orijinalliği, türkülerin halk naifliği yok olmak üzeredir. Yorumlar kabalaşmış, makamları ve makam kullanımını ustaca besteleyen bestekar kalmamıştır. O GTM'ciler ki müziklerini/makamlarını ne koruyabilmiş, ne de geliştirebilmişlerdir. Örneğin GTM'de gelişmeye açık, icracı/besteci için özgürlük alanları barındıran en önemli seslendirim türü olan "fasıl"ı, geliştirip çağa uyarlıyacaklarına göz göre göre iyice güdükleştirmişlerdir.

1828'de Padişahlık Bandosu'nun kurulmasıyla başlayan batı müziğini destekleme amaçlı devlet  uygulamalarının yüzyılın sonunda Türk müziği  açısından geleneğin birçok değerini yok ettiğini 1891 tarihli Tarik gazetesinde bir okuyucunun paylaştığı mektubunda daha iyi anlıyoruz. Yazar fasılda artık kâr, beste ağır semai vs gibi sanatlı GTM türlerinin kalmadığını, işin şarkı türüne indirgendiğini uzun uzun anlatmakta, yakınmaktadır. Bu yazıyı okumak için Musiki Dergisi'ndeki (http://www.musikidergisi.com/yazar-324-geleneksel_turk_muzigi_kavram_tarihine_isik_tutacak_bu_sok_belge_ne_zaman_yazilmis...html ) yazımıza bakabilirsiniz. 1891 tarihli bu gazete yazısı GTM'nin Cumhuriyet döneminde gerilediğini, yok edildiğini söyleyenlere iyi bir cevap niteliğindedir. Yani 50 yılı aşkın bir süredir bilgisizce yapılan kısır suçlama ve tartışmaların yarardan ziyade zarar boyutuna geçtiğinin açık göstergesidir.

Günümüzde 200 yıl önce başlayan, Cumhuriyet ile devam eden batı müziği travmasında yöneticiler işin içine her Türk müziğini katmaya çalıştıklarında "bir el" bu katmayı; III.Selim'in ve Atatürk'ün sentez amacının engellenmesinde olduğu gibi bertaraf etmeyi başarmışlardır.

Bu bertarafçıların hangi müzik uğraşanlarımız olduğunu tesbit için yakın müzik tarihimize şöyle bir bakmak yeterli gelecektir. Bunların hiçbiri kendi kültürlerini özümsememiş, yüksekten bakmış, kendilerini ait hissettikleri o sömürgeci devletlere farkında olmadan hizmet etmişler, onların müzik büyükleri arasına girmek için büyük çaba sarfetmişlerdir. Bu bertarafçıların arasında  GTM'ciler de bulunmaktadır. Kendilerini, dolayısıyla müziklerini geliştirmemekle, makam bilgilerini öğretmemekle, aktaramamakla, en basitinden on yıllarca metod, notalarını dahi yazamamakla, uyduruklaştırmakla karşı tarafa hizmet etmişlerdir. Bu işi çatı ve bodrum katlarında üç-beş muhib ile meşk yaparak devam ettirebileceklerini düşünmüşlerdir. O dönemde ellerinden gelen bu idi demek de mümkün ama, 1976'dan bugüne ellerinde okul imkanı olduğu gözönünde bulundurulduğunda, ağzı ile yaptıkları arasında uçurumlar tesbit edilen bu GTM'ci insanların samimiyetlerine kuşku ile yaklaşılır olmuştur. Her iki müziğin devlet himayesindeki çalışanları söylemlerinde "tuh kaka" dedikleri müziklerin plak/cd kayıtlarına, konserlerine "sipali" uğruna katılarak söylemleriyle ters düşme hallerini kimsenin anlamadığını sanmışlardır.

Bugün geldiğimiz noktada tabloyu daha net görebiliyoruz.

. . .

Batı müziğini Türkiye'ye dayatan ülkeler artık bu dayatmalarını -bir takım merkez, dernek, kültürel dostluk kurumu gibi kanallar vasıtasıyla birini destekleyip/birini geriletmekle- sürdüremiyeceklerinin farkına varmışlardır.

. . .

Birşeyler ters gitmiş, onların bu amaçlarının uygulamaları ters tepmişti tepmesine ama o egemen kültürü ters teptirenlerin, ters teptirdikleri müziğin yerine koyabilecekleri bir müziği geliştirememiş olmaları yeni bir kakafoniyi de beraberinde getirmiştir.

Fikirlerin değil, icraatlarınla varsın.

Yok ettiğinin, yok etmek istediğinin yerini eğer dolduramazsan yok etmek istediğini tam olarak yok edemezsin.

2000'lerde yaşanan tam da budur.

Birşeyler yok olmuş ama yeri dolmamıştır.

. . .

Şimdi süratle yapılması gereken bu boşluğu doldurmaktır...

_______________________________

Dr. Ayhan Sarı "Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Türkiye'de Türk Müziği Orkestrası'nı yönetecek şef var mı?..
Topluluktan orkestraya...
Geleneksel Türk müziği tarihine ışık tutacak bu yazı ne zaman yazılmış?..
Para karşılığı akademik yayınlar skandalı…
III. Kuzey Kıbrıs Korolar Festivali’nin ardından...
Müziğin bilimini biraz fazla mı abarttık ne?..
Transistörlü radyodan internet radyosuna ve sonrası…
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Tanbur çalgısını unutturanlar…
Toplumsal sorunlarımızı halletmeden temel müzikal sorunlarımızı çözemeyiz…
Türkiye’de Batı müziği olmasaydı, GTM kurumları olmazdı…
Müzik Üniversitesi’nden 2. Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne…
Çanakkale Korolar Festivali'nin ardından…
7’sinden 70’ine Türk müziği bütünlüğünde saplantılar/bölünmeler...
El yordamı müzikologları…
“Frankfurt Musikmesse - 2017“ izlenimleri…
Hobi koroları...
Çanakkale'de ateşe kalkmak…
Korolar Festivali'nde ilk kez Geleneksel Türk Müziği Koroları da sahne alacak…
Türkiye'de çalgı yapımcılığı mesleği üzerine...
Türkiye Koro Festivalleri tarihinde bir ilk: Çanakkale Korolar Festivali'ne GTM koroları da katılıyor…
“Geleneksel Müzik Konservatuarı“ üzerine yazmıştık…
Musiki Dergisi akademik teşvik kriterlerini karşılamamaktadır…
Düşen uçaktaki Kızılordu Korosu ve Koro Söyleme üzerine…
Plaklar, 20. yy. müziğinin tanıkları…
Osmanlı Muzika-yı Humayun ve Pakistan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası…
Türk Musikisi Federasyonu'nun İstanbul'da toplanması üzerine...
GTM'de melek üçgeni…
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi…
Sanatta ücret iadesi…
Koro müziği yükselen değer...
Bravo Sayın Başkan…
Biri okunmuyor, birine yazı gelmiyor...
Devlet Kültür Paketi 2016 ve 2007 tarihli yazımız: “Her ilimize değil, her ilçemize yarı profesyonel koro“…
Geleneksel Türk müziğinde “Açı“ …
Orhan Gencebay ile TMDK'da söyleştik…
Müzik varsa müzik eleştirmeni de vardır...
Doğudan müzik ithaline beş kala...
Ayrıştırmak lazım…
Emek Sineması restorasyonu tamamlandı…
GTM amatör koroları faydalı mı, zararlı mı?..
Fotoğraftan “Ortak Kültürel Coğrafya Orkestrası“na…
Beş maddenin çağrıştırdıkları…
Müzikte ilk ve orta öğretim…
Öykünmeden intihale...
İyi ki Devlet Koroları var...
II. Kanun Sempozyumu ve Festivali ardından...
Divan Orkestrası...
Sokaktaki sevgisizlik...
Misafir sanatçılar için Muhalefet'ten kanun teklifi...
Panayot Abacı belgelediği dönemi kapattı…
Türk keman virtüözü Muhammed Yıldırır’ın Guinnes rekoru…
Müzik ile tedaviden heavy metalcilerin aklanmasına...
“Şarkı / Beste Yarışmaları“ sonuçlarının toplum yansımaları…
Bitlisli elektro gitar yapımcısından, İzmirli metal profil saplı bağlama yapımcısına...
Ali Rifat Çağatay, Şark Musiki Cemiyeti, Süreyya Paşa...
Seçim 2015'de partilerin müziğe yaklaşımı...
Geleneksel Türk müziğinde repertuar dersi nasıl olmalı?..
Yegane dostları okumayanlardır...
Şeyh El Ud, Suudi Arabistan’da…
Türk pop müziğini arabeskten sıyıran besteci: Kayahan...
Eski gazinolara özlemin konseri...
Geleneksel Türk müziği çalgılarınca oluşturulmuş çoksesli oda müziği kümeleri ve uluslararası sergileme bilinci...
Her ile değil, her ilçeye yarıprofesyonel korolar...
Musiki kelimesinin şapkacıları...
Müzik uğraşanlarını değerlendirme boyutu...
Ben pişirdim, sen ye!..
Kültürün ekonomiye katkısı…
“La” nasıl oldu “Neva” ?..
Müzik ağaçlarından filizlere çabalar…
Geleneksel Türk müziğinde 'Pruning' strategy ...
Devlet Korosu Şefinin Yaşamsal Anatomisi...
Nerde o “Hayal Gibi Ezgiler“...
Sempozyum dönüşü...
Eurovision'dan Turkvision'a değişen nedir?..
Bağlama satılan ilk TV reklamı...
Notayı konuşturamayanlar...
Cumhuriyet müzik tarihimizdeki dargınlıklardan güncel kesit...
Diğer Yazarlar

Sedef ve sedefkârlık üzerine…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Günün Sözü
Sen sanmadığın yerde, birden açıla perde...
(Yunus Emre)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,41ms