Bugün - 11 Aralık 2018 Salı
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Recep Uslu

Recep Uslu - Müzikoloji: Yanlışların karşısında durma cesareti...

Müzikoloji: Yanlışların karşısında durma cesareti...
Yazı Tarihi: 30 Eylül 2015 Çarşamba

Bu günlerde hemen her basın ve yayın organında birilerinin sık sık dile getirdiği bir ifade “yanlışların karşısında durma cesaretine sahibim, bunun için beni dışlıyorlar, beni işten atıyorlar, hapse atıyorlar” vs. Facebook’ta, twitter’da, instangram’da, çevirim içi ve çevirim dışı gazetelerde, haberlerde, mail-gruplarında bunu görüyorum. Taraf olup diğerine sövmeler, kavgaya davetler, tahrikler de var.

Ve diyorum ki bu kadar “cesur insanlar”a sahip olduğumuz için şanslıyız.

Fakat yine de hepimizi rahatsız eden bir şey var. Çünkü “kavga” herkes tarafından istenen bir şey değil. O halde herkese düşen görev “kavgaya davetten, tahrikten, hakaretten” kaçınmak gerekiyor. Çünkü bunlar kaos ortamı yaratır, bulanıklık oluşturur.

Şimdi yeni sorularımız: Bu kavga neden? Nerden çıkıyor? “Yanlış” dediğimiz şey gerçekten yanlış mı? Doğru dediğimiz gerçekten doğru mu?

Kavga madem ki istenen bir şey değil, ama ortada “kavga” var, olmaması gerekmez mi? Ortada şehitlerimiz var? Olmaması gerekmez mi? Kavga olmasa şehitler olur mu? Ölümler olur mu?

Peki doğruyu kim savunacak? Doğru savunulmasın mı? Yanlışa göz yumulsun mu? Yanlışı düzeltmeyelim mi? Haklı mücadelede yer almayalım mı?

Doğruyu savunmak için “kavgaya davet”, “tahrik”, “hakaret”, “karşındakini sindirmek” gerekiyor mu? Hayatlarını “doğru” için harcamaya niyetli olmayanlar “menfaatleri” için harcamış olmazlar mı? Menfaat ve hırslarımız bizi “tahrik, hakaret”e sevk ettiriyor olmasın?

İşte bilgi ile bilimin temeli burda yatıyor. Doğru nedir? Gerçek nedir? Yanlış nedir? Ve bunların eğitimini almış olanlar ile almayanların birbirinden ayrıldığı noktadır, eğitimini almış ve hayatında uygulamaya çalışanlar için bir fırsattır: Doğruyu savunmak. Doğruyu yani gerçeği veya hakkı ve hakikati savunmak. Geleneğimiz ve kültürümüz aslında bunun üzerine kurulu.

Siyasiler (idareciler ve muhalifler), devlet adamları (yöneticiler ve memurlar), bilim adamları, din adamları, gazeteciler, muhabirler, köşe yazarları, hepsinin amacı “doğruyu bulmak, bilmek, söylemek, yapmak” değil mi?

Sonuç hepimiz “doğru” için çalışıyoruz. Bizim açımızdan sorun “doğru ve yanlış algımız” yanlış olabilir mi? Hepimizin “doğruya bakış açımız farklı” olabilir mi? Farklılıklara saygı demokrasi değil miydi? Farklılıkların ortak değerleri aynı değil miydi? Haksızlığa uğrayan can dostu da olsa, düşman da olsa yanında olmak “erdemlilik” yani ortak değer değil mi? Vatan ve erdemlilik bizim ortak değerimiz değil mi? “Vatan” elden gittikten sonra kime “erdemli” olunabilir? Mademki herkes “doğru” için çabalıyor, “doğru” için birbirimizi didikleyip yersek, “doğru”yu savunacak kimse kalır mı? Kendi “doğru”muz için birbirimizi yersek, “vatan”ı zaafa, hastalıklı hale düşürürsek, kim bizim “doğru”muzu korur? Önce “vatan” gelmez mi? “Hırs ve kompleksleri” uğruna “aklı ve vicdanı, hatta doğru bilgiyi” bir kenara bırakıp sırf “muhalefet” taraftarı olmak “doğru”yu savunmak mıdır?

Müzikoloji için “yanlışların karşısında durma cesareti” nedir? Müzik bilimindeki doğrulara sahip çıkmaktır, yanlışları ayıklamaktır. Neyse ki bilim “kavga”yı gerektirmiyor görünüyor. Bilimde kıskançlık yüzünden adam öldürülmüştür, birbirlerine çamur atmalar ve engellemeler olmuştur, bilim kötüye kullanılarak insanlığın zararına faaliyetleri olmuştur, ama “bilimde doğru” için birbirini öldürenler çıkmamıştır. Bu durum bilimde doğrunun hep aynı olmasından mı kaynaklanıyor yoksa? Bir zamanlar maddenin halleri için “hava, toprak, su, ateş” derken kelime haznemiz geliştikçe “gaz, katı, sıvı ve enerji” demeye başladık. Yani “gaz” diyenler, “hava” diyenleri öldürmüşler midir? Onları tahrik edip kavgaya sürüklemişler midir? Bilim tarihinde “gaz katilleri” ve “hava ölüleri”,  “ateş-enerji taraftar savaşları” olmuş mudur?

Doğruyu öğrenmeden yanlışı tanıyamazsınız. Bununla birlikte “ilk öğrenilen bilgiler” gerçekten “doğru” olmayabilir. Onun için bazen karşılaşıldığı üzere “ebeveynimden aldığım eğitimle yanlışa yanlış diyebilme gücüne sahip olduğunuzu” sanıp her zaman doğruya sahip çıktığınızı düşünmeyin. Çünkü “yanlış” dediğiniz, her zaman gerçekten “yanlış” olmayabilir. Nitekim insanların pişmanlıkları, doğruya ulaştıkça mümkündür. Bir zamanlar yanlış dediklerimizin sonradan doğru olduğunu hayatta görmüyor muyuz? Veya her zaman yanlışın doğru olduğunu görebilme fırsatımız olabiliyor mu? Her “hapse girenin” haksızlığa uğradığını düşünmek ne kadar doğrudur? Kiralık katillerin pişmanlıklarından söz edebilir miyiz? Onların pişmanlıkları belki “filanı öldürürken keşke şu metodu kullansaydım” tarzında olabilir, yoksa kiralık katilliği bırakır. “Haksızlığa karşı duruyorum” derken, savunduğumuz veya saldırdığımız kişiye karşı “haksızlık” yapıyor olamaz mıyız? İşte “cesur” olduklarını iddia edenlerin kendilerine sormak zorunda oldukları asıl soru budur. Kendisini doğru için otokontrol edemeyen insan “cesur” mudur yoksa “haksızlığa tahammül edemeyen insan” mıdır?

Günümüz Türk müziğini müdafaa edecek kahramanlar kimler olacak? Tarihçiler mi, edebiyatçılar mı, müzikologlar mı?

Uluslararası Sanat müziğimiz Türk Müziğinin kapıları herkese açıktır. Tarihçi, edebiyatçı, sanat tarihçi, doktorlar, mühendisler.

Burada kastettiğim müziğimiz adına araştırma yapıp onun sağlam temellerinin farkına vardırma adına söyleyecek söz sahibi olmayı kastediyorum. Herkes kendini hesaba çekmelidir.

Bir müzikologun edebiyat konusunda ahkam kesmemesi gerekir. Bir konuda fikri olabilir, fikrini tartışmaya açabilir ama “Türkçede ilk kadın romancı Fatma Aliye’dir” sonucunu iddia edemez, iddia etmemeli, hatta bu fikirde olan bir edebiyatçıyı fikrini beğenmediği için eleştiremez, bu fikri “saçmalıkla” suçlayamaz. Bu edebiyatçıların problemidir. Müzikolog ileri sürülen fikirlerden birini tercih edebilir, araştırmışsa “şu nokta gözden kaçmış” gibi önerilerde bulunabilir. Bunun gibi bazı müzik yazarlarının köşelerinde “Osmanlıca” için “bela” tanımı yapmaları tamamen saçmalıktır. Müzikologların bu tür aktarımlara dikkat etmesi gerekir. Bırakın bu konuyu edebiyatçılar değerlendirsin, onların hiç birinden “Osmanlıca bela”sı ifadesini hiç duymadım, okumadım, sana ne oluyor, müzik yazarı mısın dil uzmanı mısın! Bu tür alan dışı fikirlerle ortalığı bilgi kirliliğine bulaştırmak bence bilimsel suçtur.

Geçen yazımızda bir edebiyatçının GÜ Konservatuvardaki bir ders hakkında yaptığı eleştirel-hatadan bahsetmiştim, hata biz insanlar için, hoca olgun çıktı, sözlü olarak özür diledi ve hatasını düzelteceğine dair söz verdi. Halil İnalcık hoca yıllardır bildiğimiz “Osmanlı devletinin kuruluşu için kullanılan 1299 yanlıştır, gerçek 1302’dir” dese de buna karar verecek olan tarihçilerdir. Müzikologlar değildir. Her kes alanını iyi bilmeli ve çalışmalarını ona göre yapmalı, sözlerini ona göre kullanmalı ve yazmalıdır. Köşe yazıları ağzınıza gelen her şeyi yazabileceğiniz alan gibi görülmemelidir.

 

Üzülüyorum. En önemli tarihçilerimizin, tarihçilerin yaşayan babaları, tarihçilerin kutupları, zaman zaman verdikleri röportajlarda konu müziğe gelince `Beethoven, Mozart hayranı olduklarını` ifade ettiklerinde, Türk müziğinden hiç dem vurmadıklarını okudukça üzülüyorum.

Biliyorum ki, pazar günkü Doğan Hızlan’ın sayfasında yayınlanan ünlü spiker Jülide Gülizar`ın sözü gibi (13.09.2015, s. 18), bir tarihçi için en önemli ve en zengin kaynak kendi insanıdır, kendi kültürü, kendi tarihidir. Yanılıyor muyum? Aslında bu noktadan baktığımızda bunu her tarihçi bilir. O halde bu ne anlama geliyor, bu durumu nasıl anlamalıyız. Kanımca, Batı kültüründen başka bir şeyi gözü görmeyen Tanzimat aydınlarının etkisi halâ büyük tarihçilerimizin tercihlerinde yaşıyor. Bu bir zevk meselesi deyip geçemeyiz. Bizi, kültürümüzü bütünüyle anlayacak, anlatacak tarihçilerin yetişmesini umuyorum. Bunda biraz da müzik tarihimizin ihmal edilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Kültür tarihçilerinin “kıyaslamalı müzikoloji”yi değil ama “karşılaştırmalı müzikoloji”yi bilmemeleri de normal. Çünkü onlar tarihçi, müzikolog değiller.

Türkiye’de en kısa zamanda bir müzik tarihi araştırma merkezi mi kurulur, mevcut üniversitelerden veya araştırma merkezlerinden biri bu konuyu mu üstlenir, bilemem ama, kesinlikle müzik tarihimizi aydınlatacak bir girişim olmalı, medeniyetlerin temellerini ciddi ciddi tartışan (TASAM gibi) ama müziği ihmal eden kurumlar gibi burun kıvrılmamalı. Çünkü bu çok ciddi bir iş, eğlence değil. Ankara`da, İstanbul’da, Türk müziği konservatuvarları açmakla iş bitmiyor, bu öğrencilerin okuyacakları, 1950`lerin müzik tarihi bilgilerini bulacakları bir müzik tarihi değil, konservatuvarların kurulduğu 1976`dan günümüze kadar yeni bulgulardan çıkarılmış bilgileri bulacakları, okuduklarında kendilerinin yaşadıkları zamanla bütünleşmiş ve güncellenmiş bilgiler bulacakları müzik tarihine ihtiyaçları var. Bu yük bir iki bilim adamının ferdi çabalarıyla ve maddi imkanlarına terkedilmeyecek kadar önemlidir. Kültüre hizmetten dem vuranlar bu ciddi bir iştir. Fuat Kale’nin “TRT Edebiyat Uyarlamaları” gibi, TRT Türk Müziği Uyarlamalarına ciddi bilgi birikimi gerekiyor. Fatih döneminde müziği yazdım, o günden sonra onlarca Fatih konulu diziler, sinemalar, programlar yapıldı ama kimse kimse Fatih dönemi müziği ile ilgilenmedi. Danışmanlık yapan kültür tarihçileri, senaristler, metin yazarları bu kitabı görmediler herhalde. Bununla birlikte, Selçuklu Topraklarında Müzik zamanın Cumhurbaskanı`nın ilgisini çekti.

Anlaşılan bu işi tarihçilerden, edebiyatçılardan beklememeliyiz. Doğrusu da budur, her kes kendi alanını iyi bilmeli, ama iş birliği yapmak, birbirimizin alanlarından yararlanmak gereklidir.

Müzikoloji için ne yapmalıdır? Gerçeği görebilmek, doğruyu bulabilmek için öncelikle bilgi sahibi olmak, aristo mantığının ardından bir olgunun gerçekliğini sorgulayacak “efradını cami, ağyarını mani” düşünebilme ve değerlendirebilme, analiz etme yöntemlerini iyi ve doğru kullanmak gerekmektedir. Çıkan sonuç için diğer bakış açılarıyla oluşan eleştirileri dikkatle dinlemek, doğrumuzu gözden geçirerek sağlamasını yapmak, gerekirse düzeltme yapmak akademik erdemliliktir. Çağdaş Müzikolojide hiç bir doğru “vatan”ı kaosa sürüklemez.

Basit bir örnek mademki “müzikoloji”, müzik bilimidir; o halde müziğin başka bir bilimi olmaması gerekir, başka bir adla anılan ise “müzik bilimi” olmamalıdır. Kim “müziği” bilimsel metotlarla araştırıyorsa ona “müzikolog” deniyor olmalıdır.  Bu araştırma metodu “saha araştırması” olsa da.

Bunun örneklerini çoğaltmak mümkün. Sonuç:

Demek ki müzikolojinin temelinde “yanlışların karşısında durma cesareti” yatmaktadır.

Recep USLU

 

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
Müzikoloji’de bir kaynak: Keşfü’l-Hümum 1341
Müzikoloji ve Cumhuriyet Bayramı…
Müzikoloji açısından “Rauf Yekta’nın Musiki Antikaları”…
Müzikoloji, deprem, İstanbul ve Itri
Müzikoloji ve zevk-i selim…
Müzikoloji, Lazkiye ve Mehmet Ladiki…
Müzikolojide Bir Problem: “Kantemiroğlu 'Edvar'ını ne zaman yazdı? XVI ve XVII. Yüzyıllarda 'Edvar' var mı?..“
Müzikoloji ve Gürültü Teröristleri...
Müzikolojide Yusuf Kırşehri’nin Önemi: Yeni Sistemci Anadolu Edvarları Ekolünün Kurucusu…
Müzikolog Rauf Yekta küstü mü? "Rauf Yekta’nın Musiki Antikaları" üzerine...
Müzikolojide Dualistlikten Deistliğe
Müzikoloji ve yeni Türkiye...
Müzikoloji, Müzikterapi ve Rahmi Oruç Güvenç…
Müzikolojide Rol Model -1-
Müzikoloji ve Neva Kâr’ın yıldönümü…
Yeni bir yayın: Müzikoloji ve “Evliya Çelebi’de Çalgılar“ …
Müzikolojinin veya İTÜ TMDK’nın 43.YIL kutlaması…
Müzikolojide veya müzikte yansıma felsefesi…
Müzikoloji ve Bölüm Başkanı Stratejisi...
Müzikolojide ve Müzikte Sürrealizm
Müzikte Mimesis Felsefesi veya bir aldatmaca..
Bestekar Musli, Kuruyemiş Ansiklopedisi ve Müzikoloji …
Müzikte "katarsis"...
Müzikoloji, Âmili ve Keşkül-i Müzikolog...
Müzıkolojı ve Cenaze Marşı ya da Segah Tekbir...
Müzikoloji ve Makasıdül-Elhan’ın kaç versiyonu vardır?
Müzikoloji, Edvar, Duvar, Yıldönümü...
Müzikoloji ve Edvarların Bir Yenisi: 1767 Yılı Hekimbaşı Edvarı …
Müzikoloji, Nuri Özcan Ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri: 2017
Müzikolojide Çalışmalar: Türk Müziğinde Eğitim Çalıştayı…
Müzikoloji, keman eğitiminde yeni bir kitap…
Muzikolojide yeni bir terim önerisi: Eurogenetic
Müzikoloji : Bu eserin sahibi Nane’dir Nane! Muhayyer ağır çember “Vakt-i subh oldu“…
Müzikoloji ve Itri Haftası dolayısıyla yeni şeyler söylemek…
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri: 2016
Müzikoloji ve Itri’nin yılbaşı şarkıları…
Müzikoloji, panel ve ödüllendirme, Itri …
Müzikoloji "eleştiri ve çuvaldız", "dedikodu ve çeki düzen"…
Müzikoloji, Ömer Hayyam, bilgi ve anlayış…
Müzikoloji ve 2016 Taşköprülüzade Sempozyumu
Müzikoloji ve koku tarihi veya Itri’nin babası ne iş yapardı?..
Müzikoloji, Astroloji ve Itrî …
Müzikoloji sanatın korunmasını zorunlu görür…
Müzikoloji ve küreselleşen keşif ilişkisi…
Bibliyografyasız müzikoloji olur mu?..
Türk müziği tarihinde ihtilalin öldürdüğü bestekar kimdi?
Itri'nin yaşadığı ihtilaller …
Müzikolojide ihtilallerin yeri veya yersizliği…
Müzikoloji, Bilimsel Müzikoloji, Müzikoloji Bölümleri, İdeal Müzikoloji, Müzikolog Terimleri…
Müzikoloji ve sanata verilen değer: Fehm-i muhsin
Müzikolojide Urmevi’nin Yeri ve Müzik Eğitiminde Kadim Altı-Parmak Metodu… Recep Uslu
Urumiyeli Safiyyüddin ile “Devirler“ üzerine müzikoloji sohbeti...
Müzikolog Nobel ödüllü Urmiyeli Safiyyüddin ve “Hayali Meşk Hikayesi -2”
Müzikolojide iki ucu xxxlu değnek…
Müzikoloji, icra değişiklikleri – 2
Müzikoloji ve icra değişiklikleri, problemleri…
Müzikolojiye takviminizde yer ayırın: Bilgi-şölenleri/ sempozyumlar ve kongreler…
Müzikoloji ve Meragi’nin besteleri…
Müzikolojide Perde Transkripsiyonları ve Meragi’nin yeni bir eseri: Muhtasar Der İlm-İ Musiki...
Itri’nin keşfedilen yeni bir eseri mi? Evet, yeni bir şiiri…
Müzikoloji ve tercümelerin katkısı…
Türk Müziğinin “Bütünlüğü”ne evet - Itri Adına Ödül Organizasyonu…
Müzikoloji ve akademik çalışmaları teşvik…
Yeni yıl muamması: Itri muammasını çözen var mı?
Gencebay’a verilen ödül ve müzikolojide türler konusu…
Sanatçı, müzikolog, metodoloji ve yazı hakemliği…
Müzikoloji Atölyesi ve Sonuçları -1-
Muzikoloji ve Din...
Müzikoloji: Yanlışların karşısında durma cesareti...
Olmadı Kâmil Hoca: Müzik, eleştiri ve doğruluk...
Medeniyet sanat ve müzik...
Bir bestenin notası: Ahmed Hatiboğlu
İki kitap tanıtımı: Itri ve Makedonya’da Piyano, Prof.Dr. Aida İslam ve Balkan Türk Müziği
Panayot Abacı ve Türkiye’de müzikoloji kolay mı?..
Müzikolojiden Uluslararası Konservatuvara Makam Teorisi...
Müzikolojide birleşelim -3-
Müzik terapi ile başbaşa...
Müzikolojide birleşelim -2-
Bir “Müzik Bibliyografyası“nın başına gelenler...
Müzikolojide birleşelim...
1. Gazi Türk Müziği Günleri, Sazendeler Yarışması ve Müzikle tedavi olur mu?..
Türk Müziği Yarışması ve Uluslararası Sanat Müziği Kaynakları…
Gazi Üniversitesi’nde Kutlu Doğum Haftası ve Üniversiteler...
Ruhi Ayangil'in mektubu müzikolojinin feryadıdır...
Yüz yıldır aranan Meragi’nin Müzikler Hazinesi (Kenz-ül Elhan) adlı eseri bulundu mu?..
Müzikolojide Yeni Bir Metot: Bibliyometri Analizi
Müzikolojinin nedir şu edebiyat biliminden çektikleri...
Bugünlerin müzikolojik faaliyetleri...
Tarihi gerçekleri yazmak...
Müzikoloji ve sosyal psikoloji...
Diğer Yazarlar

Sedef ve sedefkârlık üzerine…
Yeni bir "Müzik Tarihi Kitabı" vesilesiyle…
Nida Tüfekçi’nin Öğrencisi Olmak!..
Müzik piyasası!..
Koro sendromu…
Fazıl Say'ın müzikte dostluk tahayyülü ve yanılgıları… Gökmen Özmenteş
Müzikte batılılaşma travması “tedavi“ edilebildi mi?..
Müzikoloji ve Abdülkadir Meragi’nin hayaletleri...
SİPSİ [çalgısı] ve SİPSİ [sözcüğü] ÜZERİNE...
Günün Sözü
Okumayan müzisyen nasıl düşünsün ki?..
(Ayhan Sarı)

Yazarlar 
Röportajlar
Etnomüzikoloji Dergisi’nin 2. sayısının yayını üzerine Fırat Kutluk ile röportaj...
Ayhan Sarı: Dergiden önce Etnomüzikoloji Derneği’nin kuruluş öyküsüyle başlayalım mı? Fırat Kutluk: Etnomüzikoloji Derneği ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,55ms