Bugün - 18 Ocak 2018 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.musikidergisi.com Logo
-
İstanbul 28°C
Yazar Detayları

Recep Uslu

Recep Uslu - Müzikoloji, Ömer Hayyam, bilgi ve anlayış…

Müzikoloji, Ömer Hayyam, bilgi ve anlayış…
Yazı Tarihi: 15 Aralık 2016 Perşembe

Bilimlerin bilim olduklarını kendi jargonları belirler. Yani bilimlerin özel terimleri vardır ve bu terimler sözlük anlamlarıyla anlaşılması halinde yanlış sonuçlara götürür. Bilimlerin jargonlarını makalesinde doğru ve yerinde kullanmak o yazının bilimsel kalitesini yükseltir. Bu terimleri herkes doğru anlamayabilir ama eğitimli-kamu-oyunun doğru anlaması önemlidir. Dolayısıyla müzikolojinin bir jargonu vardır. Her konudan anlamak müzikoloğun işi değildir. Bu bir zirvedir ama bulunduğunuz toplantıda bilmediğiniz bir konuyu dikkatle dinleyip, bilenleri tasdik etmek, bilenlere saygı duymaktır, yoksa saygısızlık yapmakta bir seçenektir, ancak bu seçenek “saygısız”lıktır, erdem değildir.

Şimdi siz müzikologlar, bu soru size? Bizim yörenin ifadesiyle “yarın bürün” bu durum sizin başınıza da gelebilir, bu fikre hazırlıklı olun.

Bazı tartışmalara bakıyorum, TV, youtube, web gibi sosyal media iletişim alanlarında boy gösteren tartışmalar. Mesela TV’ye iki kişi çıkıyor, A pek çok makale yazmış, B şahsının görüşlerini eleştirmek, yıkmak, çürütmek üzere; B şahsı bunları hiç okumamış, az okumuş veya çoğu yerini anlamamış hala A’nın fikirlerine karşı doğaçlama fikir üretmeye, karşı çıkmaya, çürütmeye çalışıyor. A’nın yazılarıyla çürüttüğü fikirleri ileri sürüyor.

1. A bütün yazdıklarını en iyi en özet şekilde yeniden anlatması gerekiyor, B itiraz ediyor, çok konuşuyo, sıra bana gelmiyor diye. Ben bu yazıları okumadım deyip izzeti ikbal için ayrılması gerekirken, bana söz hakkı tanımadınız, sözümü kesiyorsunuz vs gibi sözlerle baskın çıkmaya kalkıyor. Eğer program yapımcısının da amacı buysa sözüm ona paneli idare edecek olan moderatörle birlikte A’yı gömmeye çalışıyorlar.

2. Yani eğer A şahsı, hatip değil, konuşkan bir model değilse, konuşurken kem küm etse yandı. Birden bire cahil olacak, yazdığı onca şey çöpe atılacak. Bu mu yani? Bilim adamları müzikologlar için bunlar örnek olamaz. Çünkü bilim, bilgiyi disipline etmek değil mi? Yazılanlar okunup anlaşılmadan disipline edilebilinir mi? Sorgulanabilinir mi? Eleştirilebilinir mi?

Geçenlerde bir makale okuyorum, Ömer Hayyam hakkında verip veriştiriyor. Özetle, Ömer Hayyam’ın doğu kültüründe unutulmuş bir kişi iken, Batılıların 19. Yüzyıl ortalarından itibaren göğe çıkardıkları ve onu İslam’ı yıkmak için kullandıklarından söz ediyordu. Bu görüşünde haklı da olabilir ama onu aşağılamaya hakkı var mı? Üstelik yazıdan anladığım kadarıyla “aşağılama” kendi fikri de değil, yazıda adlarını verdiği bazı yazarların etkisinde kalarak, sebepleri verilmeksizin aşağılanıyor. Bilimsel bir yazı kategorisinde yayınlanmamış olsa dikkate almayacaktım.

Oysa Ömer Hayyam ne diyor, kendi şiirlerinden bakalım. Elbette bir insanı değerlendirirken kendi yazdıklarından hareketle hayattaki “doğru yol” veya hayat felsefesinden başlamak gerekir. İşte bir rubaisi:

Kimi dinde imanda buldu yolu/ Kimi akıl, bilim yolunu tuttu/ Derken ses geldi karanlıklardan/ Gafiller! Doğru yol ne odur, ne bu! (Bu şiiri rubaileri arasında bulayım dersen eğer, şiir çevirilerinde farklı girişler/kelimeler olabiliyor, “Kimi dinde imanda yolunu buldu” gibi, ama rubai çevirileri aşağı yukarı aynı anlama geliyor. Fakat bazı rubaileri bazı çevirilerde bulunamayabiliyor. Çoğu araştırma rubailerin kaynaklarını da vermiyor, bu da bir başka problem).

Şimdi bu rubaiyi okuyan ve diğerleriyle birleştiren kişi Ömer Hayyam “zındık”tır der, belki öyledir belki de değildir, acele karar vermemek ve araştırmak lazım, bir de şu rubaisine bakalım:

Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma/ Çıkma kendinden dışarı, serseri olma/ Kendi içine sefer et erenler gibi/ Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.

Şimdi bu rubaide açıkça bir “kendini bil, içe yolculuk, nefis terbiyesi” prensibine dikkat çekmektedir. Bu prensip ise sufilerin temel prensibidir. O zaman diğer rubailerindeki şarap, şarap testisi, şarap içmek, ölüm, sevgili, aşk, meşk, dünya vs. gibi anlatımların hepsinin birer metafor olduğunun anlaşılması (Hafız Şirazi, Baki vs şiirlerinde öyle değil midir?) gerekmez mi? Kendisi gerçekten de içiyor olsa bile, hayat prensibi “iç yolculuk” üzerine kuruludur. Şiirleri bu görüşlerini anlatmak için kullanmıştır. Elbette kendisini tanımıyoruz, nasıl bir hayat yaşadığını bilmiyoruz. Şiirlerine bakarsak her gün içmiş, devamlı sarhoş gezmiş, alkolik adamın biri. Fakat gerçekte öyle mi? Rus bilimci Ömer Hayyam için “reenkarnasyoncu”dur demiş. Bazıları “Cebriyeci”dir diğer bir ifadeyle “Kaderci”dir, yani kaderin insanı zorlayıcı olduğuna inanıyor demişler. Öldükten sonra dirilmeye inanmıyor demişler. Başkalarının söyledikleriyle hareket edebilirsiniz, iyi ve güzel olduktan sonra, ama ya kötü ise, dikkatli olmak lazım, acele karar vermemek lazım.

Yukardaki hayat felsefesini özetleyen “doğru yol” teriminin geçtiği iki şiiri var ve onlar da burada verilen rubailerden ibaret. Bulabildiğim kadarı ile.

Edebiyat dünyasındaki değerlendirmelere bakalım. Çünkü şiir yazmış ve şiirleri edebi tenkit gerektirir. Özetle bir kısmı “Rubai/Dörtlük denince akla Ömer Hayyam gelir, müthiş şiirleri, metaforları var, filozof ve aydın biri” diye değerlendirirken; bir kısmı “Rubai sanatı içinde sıkışıp kalmış, sınırlı kelimeler kullanmış, hep aynı metaforları kullanmış kısır ama ara sıra parlak metaforların görüldüğü sıradan bir şairdir” şeklinde değerlendirir.

İşin dini boyutuna girmiyoruz, zaten yukarda andığımız “zındık” kelimesi en azından bir kısmının değerlendirmesini ifade etmektedir, diğer kısmı ise “Evet, rubailerinde şarabı, sevgiliyi, eğlenceyi aşırı övmek suretiyle yanlış anlaşılmalara sebep olan şiirleri var, kitaplarındaki fikirleri ve yaşantısı da öyle olabilir, ama bugünden geriye doğru baktığımızda gerçekten bilmiyoruz, ona dini açıdan zındık demek aşırıya kaçmak olur, çünkü en azından şimdilik kendisini savunamayacak durumdadır, onu yargılamanın bir anlamı yoktur”. Yazılarına bakarak karar vermek de her zaman kolay değildir. Yazı yaşayan ve ölen bir olgudur. Yani sizin bugün söylediğinizin yüzlerce yıl sonra doğru anlaşılması için “dil bilgisi” diye bir ders icat edildi, buna rağmen düzgün anlaşılmadığınız olmuyor mu? Dolayısıyla onun ne olduğunu yazdıklarıyla hükmetmek yeterli olmadığı gibi ayrıca onun gibi yazan onlarca sufi var. Yani onlarca şiirinde “şarap iç” demiş olabilir ama “doğru yol, iç dünyanda çıkacağın yoldur” diyorsa bu sufiliğin temel prensibidir.

Yazılan her şeyde mantık arayanlar için ise “şarapla yıkayın beni” demiş, cenazesi şarapla yıkanmış mı? “Şarapta hiç tehlike yok” demiş, mantıklı mı? Gerçekten şarapta tehlike yok mu? “Var ama kendimi alamıyorum, onun büyüsü beni çekiyor” durumu başka bir şey. İnsani ve toplumsal gerçekleri şairler unutsa bile biz unutmamalıyız. Kişileri yanlışlarından dolayı anmamaya kalkarsak, Aristo’yu bile anmamalıyız.

1122 yılında ölen Ömer Hayyam’ın Müzikoloji başlığı ile ne ilgisi var? Aslında tıpkı Taşköprülüzade sempozyumunda sunduğum bildiri gibi, yıllar önce Ömer Hayyam’ın müzik tarihindeki yerini belirlemiştim. Evet şiirlerinde kullandığı aruzla müzikal bir dil kullanmıştır. Rubai, Arap-Fars edebiyatında ya da Türk edebiyatında ve müziğinde ortak bir biçim olan “Mani”ler gibi, “Şarkı”lar gibi dörtlüktür. Abdülkadir Meragi’nin kitabında geçen “dübeyt” ve “koşuk” kelimeleri de dörtlük anlamındadır. Elbette bu dörtlüklerin aralarında beyit/dize/mısra sayısı aynı olsa da bazı biçim farklılıkları olduğundan söz edilir.  Hem edebi hem müzikal.

Ömer Hayyam’ın, içinde bulunduğumuz müzik tarihinin, paleografi dönemindeki yeri müzikle ilgili bir küçük kitapçık veya bölüm yazmasında yatmaktadır. Müzikoloji tarihindeki en önemli yeri “Kavl ala ecnas ellezi bil-erbaa” (: Dörtlü cinsler hakkında söz) adını taşıyan bu eseri dolayısıyladır. Rubaiye bu kadar çok önem vermesinin sebebi de “dörtleme”ye verdiği önem olabilir. Bu eserinde müzikteki “dört müzik sesinden/perdeden/tondan oluşan yarım oktavlık akor” hakkında bilgi vermektedir. Bu prensip özellikle sazların tel düzenlerinde, Eski Yunan’dan beri bilinen en eski temel prensiplerden biridir. Hayyam’ın katkısı, 1100 yıllarında yaşayan müzisyenlere veya müzik teorisyenlerine bu konuyu açıkladıktan sonra hesap yoluyla 21 çeşit dörtlü dizi elde etmesindedir. Eserin yazması aslında 3 varaktan (toplam 6 sayfadan) ibarettir. Farsçaya serbest çevirisi yapılmış, Türkçeye henüz çevrilmemiştir. Müzik tarihi paleografik dönemin önemli kaynaklarından biridir.

Müzikologlar size yeni bir konu daha çıktı. Şimdi bu konuyu çalışan birinin tez jürisine bu konulardan anlamayan birini koyarsanız, “söylediklerinden bir şey anlamıyorum” deme şansı ne kadardır? Tıpkı TV şovları gibi.

 
İletişim E-Posta: - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Müzikolojide ve Müzikte Sürrealizm
Müzikte Mimesis Felsefesi veya bir aldatmaca..
Bestekar Musli, Kuruyemiş Ansiklopedisi ve Müzikoloji …
Müzikte "katarsis"...
Müzikoloji, Âmili ve Keşkül-i Müzikolog...
Müzıkolojı ve Cenaze Marşı ya da Segah Tekbir...
Müzikoloji ve Makasıdül-Elhan’ın kaç versiyonu vardır?
Müzikoloji, Edvar, Duvar, Yıldönümü...
Müzikoloji ve Edvarların Bir Yenisi: 1767 Yılı Hekimbaşı Edvarı …
Müzikoloji, Nuri Özcan Ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri: 2017
Müzikolojide Çalışmalar: Türk Müziğinde Eğitim Çalıştayı…
Müzikoloji, keman eğitiminde yeni bir kitap…
Muzikolojide yeni bir terim önerisi: Eurogenetic
Müzikoloji : Bu eserin sahibi Nane’dir Nane! Muhayyer ağır çember “Vakt-i subh oldu“…
Müzikoloji ve Itri Haftası dolayısıyla yeni şeyler söylemek…
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri: 2016
Müzikoloji ve Itri’nin yılbaşı şarkıları…
Müzikoloji, panel ve ödüllendirme, Itri …
Müzikoloji "eleştiri ve çuvaldız", "dedikodu ve çeki düzen"…
Müzikoloji, Ömer Hayyam, bilgi ve anlayış…
Müzikoloji ve 2016 Taşköprülüzade Sempozyumu
Müzikoloji ve koku tarihi veya Itri’nin babası ne iş yapardı?..
Müzikoloji, Astroloji ve Itrî …
Müzikoloji sanatın korunmasını zorunlu görür…
Müzikoloji ve küreselleşen keşif ilişkisi…
Bibliyografyasız müzikoloji olur mu?..
Türk müziği tarihinde ihtilalin öldürdüğü bestekar kimdi?
Itri'nin yaşadığı ihtilaller …
Müzikolojide ihtilallerin yeri veya yersizliği…
Müzikoloji, Bilimsel Müzikoloji, Müzikoloji Bölümleri, İdeal Müzikoloji, Müzikolog Terimleri…
Müzikoloji ve sanata verilen değer: Fehm-i muhsin
Müzikolojide Urmevi’nin Yeri ve Müzik Eğitiminde Kadim Altı-Parmak Metodu… Recep Uslu
Urumiyeli Safiyyüddin ile “Devirler“ üzerine müzikoloji sohbeti...
Müzikolog Nobel ödüllü Urmiyeli Safiyyüddin ve “Hayali Meşk Hikayesi -2”
Müzikolojide iki ucu xxxlu değnek…
Müzikoloji, icra değişiklikleri – 2
Müzikoloji ve icra değişiklikleri, problemleri…
Müzikolojiye takviminizde yer ayırın: Bilgi-şölenleri/ sempozyumlar ve kongreler…
Müzikoloji ve Meragi’nin besteleri…
Müzikolojide Perde Transkripsiyonları ve Meragi’nin yeni bir eseri: Muhtasar Der İlm-İ Musiki...
Itri’nin keşfedilen yeni bir eseri mi? Evet, yeni bir şiiri…
Müzikoloji ve tercümelerin katkısı…
Türk Müziğinin “Bütünlüğü”ne evet - Itri Adına Ödül Organizasyonu…
Müzikoloji ve akademik çalışmaları teşvik…
Yeni yıl muamması: Itri muammasını çözen var mı?
Gencebay’a verilen ödül ve müzikolojide türler konusu…
Sanatçı, müzikolog, metodoloji ve yazı hakemliği…
Müzikoloji Atölyesi ve Sonuçları -1-
Muzikoloji ve Din...
Müzikoloji: Yanlışların karşısında durma cesareti...
Olmadı Kâmil Hoca: Müzik, eleştiri ve doğruluk...
Medeniyet sanat ve müzik...
Bir bestenin notası: Ahmed Hatiboğlu
İki kitap tanıtımı: Itri ve Makedonya’da Piyano, Prof.Dr. Aida İslam ve Balkan Türk Müziği
Panayot Abacı ve Türkiye’de müzikoloji kolay mı?..
Müzikolojiden Uluslararası Konservatuvara Makam Teorisi...
Müzikolojide birleşelim -3-
Müzik terapi ile başbaşa...
Müzikolojide birleşelim -2-
Bir “Müzik Bibliyografyası“nın başına gelenler...
Müzikolojide birleşelim...
1. Gazi Türk Müziği Günleri, Sazendeler Yarışması ve Müzikle tedavi olur mu?..
Türk Müziği Yarışması ve Uluslararası Sanat Müziği Kaynakları…
Gazi Üniversitesi’nde Kutlu Doğum Haftası ve Üniversiteler...
Ruhi Ayangil'in mektubu müzikolojinin feryadıdır...
Yüz yıldır aranan Meragi’nin Müzikler Hazinesi (Kenz-ül Elhan) adlı eseri bulundu mu?..
Müzikolojide Yeni Bir Metot: Bibliyometri Analizi
Müzikolojinin nedir şu edebiyat biliminden çektikleri...
Bugünlerin müzikolojik faaliyetleri...
Tarihi gerçekleri yazmak...
Müzikoloji ve sosyal psikoloji...
Diğer Yazarlar

Necdet Levent, ışığını bizlere miras bıraktı...
Atatürk'ün kendi sesinden bir türkü plağı var mıdır?..
Müzisyen kardeşlerime 2018 …
Hamburg ELB PHİLHARMONİE konser binasını gezmek ister misiniz?
Mevlevilik hakkında manifestom… Kudsi Erguner
Müzikolojinin temeli “1. derece kaynak“ bilgileridir…
Türkiye’de, Alanında “İlk ve Tek” Olacak “Müzik Üniversitesi” Fikri, Nasıl Oldu da “İkinci” Güzel Sanatlar Üniversitesi Haline Getirildi?
Müzikolojide ve Müzikte Sürrealizm
Esin Atıl’ın Levni and the Surname kitabında çalgı adlandırma yanlışlıkları…
Günün Sözü
Doğru bir fikri savunmak için kullanılan yanlış argümanlar, bizzat o fikre zarar verir…
(Kemal Göze)

Yazarlar 
Röportajlar
Ela Altın ile Röportaj… Tuba Dere
Röportajın devamı için bkz: http://www.musikidergisi.com/yazar-242-ela_altin_ile_roportaj%E2%80%A6_tuba_dere.html ...
»
»
»
Tarihte Bugün
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,30ms